09 Şubat 2012 Perşembe

02.11.2009 15:27:10 1859  defa okundu.

Açılımın Götürdüğü Yere Git... Gitme...

 

Geçen sefer bu ülkede muzdarip olduğum ya da olduğumuzu düşündüğüm aydın tipinin ufacık bir tahlilini yaptık. Aydın tipimiz hakkında daha fazlasını da yazabilirdik ama bu zevat-ı şahane hakkında birkaç ciltlik kitap yazmaktansa, aydınların bizi götürmek istediği “Türkiye” hakkında bir şeyler yazmanın daha faydalı olacağına kani oldum.
Aydınların Belçika, İspanya, İsviçre, İrlanda sair modellerden sık sık bahsettiklerini, halkın ekseriyetinin bu ülkelerin vaziyetinden pek de haberdar olmadığını müşahede edebiliyoruz; Bununla beraber aydınların bu memleketlerin yaşantıları ve işleyişleri hususunda hakikatleri dillendirmeme gibi kronik ve klinik bir histerilerinin olduğunu da görebiliyoruz.
Gerçek şu ki dünya üzerinde, kuruluşunda etnisiteye atıfta bulunulan devletler hiçbir zaman dışarıdan görüldüğü kadar mutlu olamadılar. Zira Ada’da İrlandalı’lar ile İngilizler’in, Belçika’da Valonlar ile Flemenkler’in, İspanya’da merkezi hükümet ile Bask ve Katolon bölgelerinin, Çekoslovakya’da Çekler ile Slovaklar’ın, Yugoslavya’da Sıplar’ın, Boşnaklar’ın, Hırvatlar’ın ve diğerlerinin, Sovyetler’de Kazaklar ile Özbekler’in, Özbekler ile Tacikler’in, Azeriler ile Kumuklar’ın vs vs vs arasındaki sorunların hasır altı etmenin bu meseleye bakışta yanlış olacağını düşünmekteyim, hatta Amerika’da İspanik meselesi de bu doğrultuda bizi ilgilendiriyor.
Bütün bu devletlerin ortak yönleri konfederasyon ya da milli devlet mefhumuna aykırı etnik ortaklıklı devletler olması.
Burada bir parantez açmak gerekiyor… Bizde milliyetçilik kavramını tenkit eden zevat-ı muhterem buyuruyorlar ki “Türk milliyetçiliği (esasen ırkçılık kastediliyor) karşı milliyetçiliği (yine kastedilen ırkçılık) körüklüyor.”
İfadenin ağızdan çıktıktan sonra büründüğü kimlik tam manasıyla serseri bir kurşun… Devleti, devletin müşahhas varlığını, bu vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne inanan herkesi ırkçılıkla itham eden bir ifade… Bir diğer hareket noktası da zihninde canlandırdığı ırkçı düşmana karşı, ırkçı, etnikçi, mikro milliyetçi, kavmiyetçi bir tarzla bertaraf etmeye çalışıyor.
Halbuki, millet kavramı, ana hatlarıyla tarihi, lisani ve dini bağları müşterek bir topluluğu ifade eder; Etnos ise anatomik, biyolojik, coğrafi, lisani ya da harsi (kültürel) bir yapının karşılığıdır; Irk ise birbirine benzer etnosların bütününü kapsar ki, etnos meselesinde din; Irk meselesinde tarih çok büyük ehemmiyet arz etmez. Dahası etnoloji ve antropoloji teferruatla uğraşarak –tıpkı aydınların yapmaya çalıştıkları gibi- ayrılıkları ortaya çıkarmaya çalışır. Hepsi bir tarafa bizim “Türk milliyetçiliği” mefkuremiz, dünyada genele kabule mazhar olmuş nasyonalizm (nationalism) anlayışından farklı, nevi şahsına münhasır bir müessesedir. Bu hususta aradaki farkın anlaşılması bakımından Ahmed Arvasi’nin Türk-İslam Ülküsü adlı kitabı salık verebilirim.
Konuyu fazlaca dağıtmadan mevzumuza dönelim… Biz öğrendiğimiz tarih tarih içinde Doğu Türklük’ünü hep bir bütün halinde algıladık, ama gün gelip de ata topraklarında yiyecek ekmek nasiplenince gördük ki kazın ayağı öyle değil… Maalesef…
Sovyetler –buna Rus emperyalizmi de diyebilirsiniz- “halkların kardeşliği” sloganıyla olabilecek herhangi bir aklıselim birlik, milliyetçilik hareketini, İlminski patentli projelerle etnolojiyi kullanarak bertaraf etmişti. Yani uygulanan etnik temelli projelerle “Ruslar’ın kardeşliği” ama diğer halkların düşmanlığı hayat bulmuştu. Demem o ki Bugün bize dikte edilenler Çarlık Rusya döneminden itibaren (bu projeleri Sovyetler dozajını artırarak uygulamışlardı) Ruslar tarafından Orta Asya laboratuarında tatbik edilmişti.
Sovyetlerin eğitim sisteminde çocuklar, daha anaokulunda okurken, etnikçilik, etnik ayılıklar vurgulanıyordu –ne acıdır ki aynı şeyi bizim son iki milli eğitim bakanımız da dillendirdi ve şu anda zihinlerindeki bu çirkin projeyi eğitim sistemine sokmaya çalışıyorlar-. Hayatı her safhasında bu etnik ayrılıklar işleniyor, bir taraftan da Rusça bilmeyenlere rahat yaşam hakkı tanınmayarak ruslaştırma faaliyetleri yürütülüyordu.
Hatta bu etnik rezalet öyle bir hal almıştı ki, dilleri ufak tefek aksan farklılıkları österen Türk soylu halklar kendilerinin bambaşka diller ile konuştuklarını zannediyordu. Sözgelimi Kumukça, Balkarca, Kazakça, Karakalpakça ve Nogayca (bu diller eğer Ruslar’ın müdahalesi olmasaydı kesinlikle bir potada eriyecekti) arasındaki farklar teknik yöntemlerle önce alfabeye sonra zihinlerle sokulmuştu ve zaman içinde parçalanmış dillerden ve toplumlardan müşterek ve güçlü bir yapının çıkmasının önüne geçilmişti. Halkların kardeşliği, etnik cennet hikayesi, bir daha bir araya gelemeyecek kadar birbirine kin besleyen (ne için kin beslediğini dahi bilmeyen), birbirine düşman yüzlerce topluluk çıkardı ortaya… Ne acıdır değil mi? Birbirinin öp öz kardeşi olan insanlar hem de…
Bütün bunlar dünyanın bir tarafında tatbik edilen etnik ayrımcılık ve ayrıştırma bugün Orta Asya’yı bir virüs gibi sarmışken, bizimkiler bu virüsü bu sağlam bünyeye zorla sokmak istiyorlar…

İşte… Açılımın bizi götüreceği Türkiye’nin oluşacak portresini siz çizin artık…

 

Mustafa ULUSOY - Ahmet Yesevi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğrencisi
 
***
Yazınızın “Konuk Yazar” bölümünde yayınlanması için editor@haberkale.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.

 

Yorum Yaz


YORUMLAR
M.Mavişoğlu:
İki defa okudum. Allah sayınızı çoğaltsın. Maalesef bizi Rusların ve İngilizlerin çekemediği tuzağa AB nin paralı payandaları çekmeye çalışıyo. Allah onların belalarını verecek.
02.11.2009 18:20:36
Bilal:
Milleti ırkla eş tutan bir başbakandan ne beklenir ki? Adam Kürt açılımı derken ırkçı olmuyor, Türk Milleti denilmesini ırkçılık sayıyo. PKK yürüyüşüne sabır tavsiye ediyor, Şehit yakınlarına provakatör, diyor. Bu gün zaman gazetesi Şehit Ailelerinin Yürüyüşünü provakasyon, saymış. aynı gazete terör örgütünün yaptıklarıan açılımın geleceği için sabır öneriyor. Mustafa bey bu şerefli milletin şerefsiz hasımları içinde ekmeğini yiyerek büyüyor. Yazından dolayı kutluyorum. allah yar ve yardımcın olsun.
02.11.2009 21:43:32
M.Altay:
Genç kardeşim seninde yolun açık olsun. Çok güzel tahlillerin tesbitlerin var. Senide faace ye alıyorum. başarılar
03.11.2009 13:18:26
A.Soydan:
sen sanırım Hasan beyin yurt dışında okuyan oğlusun. Ot kökün üstünde büyürmüş. Köklü fikirlerin, sağlam ideallerin sahibi olmak zor. Diğer yazını da okudum. Sağlam ideallerin sahibi aslan yavrusuna selamlarımı, başarı dileklerimi sunar gözlerinden öperim.
09.11.2009 18:50:16
Cekosa:
yazıya şöyle bi bakıldığında milleti her yolu kullanarak hemde en kapsamlı şekilde büyük bir operasyonla ülkeyi bölmek gibi bir proje canlanıyor gözümüzde.normalde de sağlam bir bünyeye bir virüs sokulmaya çalışılıyor herkes bunun farkında, görmemekte elde değil, ama o virüs kontrollü şekilde bünyeye verilen bir aşı da olabilir ama tam tersi de yani kandırılıyor da olabiliriz. Bu Türk milletinin kandırılma tarihine de bakarsak en başta çinliler kandırdı sonra yahudiler... ve daha sonra Atatürk.Evet Atatürkte bizi kandırdı. Bu da bir gerçektir ki Türk milletinin kaybolmaması için de Atatürke göre bu şarttı.Türk milleti kurtuldu belki ama daha önemli olan bizi biz yapan en büyük değerimizi kaybettik.Üstüste inkılaplarla Türk milletinin elinden çekilip alındı resmen. İnkılaplar olmasın diyemezdi kimse ama böyle de olmamalıydı.Yanlışlar yapıldı, haksızlıklar yapıldı, insanlar öldürüldü herkes de bunu gördü ama kimse bişey yapamadı artık heşey geçmişti işler bitmişti ve zorbalıklar bittiği anda milletin ilk seçimi şağcı bir görüş oldu o da durduruldu.Ama millet yine sağda ısrar etti ve yine birileri izin vermedi yolunu kesti, diken koydu, taş attı durduruldu.Ve bikaç sene evveline bakıyoruz Ortadoğu ülkeleriyle kavgalı pkk nın beslendiği bir Türkiye kandırılan Kürtler açısından dört dörtlük bir durum ve kimsenin şikayeti yok.Kimsenin şikayeti olmadığı için farkına varılmasın diye ses solukta yok.Şimdi ise Ortadoğu da bir barış rüzgarı esiyor artık Kürtlerde bir devlet kurma hayalini ertelemek zorunda kalıyor.Çünkü İran Suriye buna karşı.Irak ne olacak peki denirse yakında abd ordan çıkacak ve kime bırakacak Irakı? İran a mı ? yoksa Suriye ye mi ? orada bize kalacak ister istemez. peki Kürtler nereye devlet kurabilecek? kuramayacaklar, kuramazlar, kurdurmayız.
11.11.2009 23:32:33

YAZARIN TÜM YAZILARI
KIRIKKALE’DE MUHALEFET - 03 Kasım 2010 Çarşamba 17:06
Yahşihan’ın Başkanı, Yahşihanlının her şeyi - 21 Mayıs 2010 Cuma 12:39
Engelli Olmak - 09 Mayıs 2010 Pazar 14:34
Kırıkkale Depreme Ne Kadar Hazır? - 08 Mart 2010 Pazartesi 16:53
Balyoz Darbe Planı Üzerine - 31 Ocak 2010 Pazar 03:53
Bu Ne Telaş Tayyip Ağam? AKP Ordu Kuruyor - 17 Ocak 2010 Pazar 17:11
Az Çok Sevdim - 12 Ocak 2010 Salı 15:04
Aslı Kurttur… - 01 Ocak 2010 Cuma 08:27
Yeniden Türk Milliyetçiliği ya da Yok Oluş - 04 Aralık 2009 Cuma 14:50
Hak Ettik mi? - 25 Kasım 2009 Çarşamba 14:54
Türkiye ve Düşündürdükleri - 21 Kasım 2009 Cumartesi 00:47
TV'siz Kırıkkale - 15 Kasım 2009 Pazar 22:34
Açılımın Götürdüğü Yere Git... Gitme... - 02 Kasım 2009 Pazartesi 15:27
Ağrı Dağı Efsanesi ve Ermeniler - 29 Ekim 2009 Perşembe 03:00
Açılım ve Aydınlarımız - 20 Ekim 2009 Salı 21:14

Son Yorumlar

Abidin Emmi
Okullara andımız kaldırılsın Kaldırıldı Üniforma giyilmesin Tamam çıkarıldı Milli Güvenlik dersleri kaldırılsın Kaldırıldı Öğrenciler sınıfta bırakılmasın Tamam sınıfta bırakılmadı Öğrencilere cetvelin ucuyla dahi vurulmasın Tamam pekiii Sayın Sendika başkanı demokratikleşme adına Eğitimde binbir türlü değişikliğe gidiliyor Hiç öğretmenlerden soruyormusunuz pekii Eğitimin kalitesimi artıyor? Tanıdığım bir çok öğretmene soruyorum kesinlikle hayır diyorlar Pekiii Öğrencilerin kalitesimi artıyor Tanıdığım öğretmenler okullardan öğrencilerin kafası bomboş öğrenciler mezun ediliyor diyorlar. Öğretmenler diyorki okula gelen Müfettişler artık öğrencinin bilgi seviyesini ölçmeye gelmiyorlar Ya neye geliyorlar Duvarda şu levha niye yok şu çizelge neye yok onu kontrol ediyor diyorlar Tüm bunların sonucunda Neymiş Avrupa Birliğine bakın bizim şu kadar okumuş öğrencimiz var diyecekmişiz. Yeğenim Sivasın bir ilçesinde Meslek Lisesi öğretmeni. Soruyorum öğrencileriyin seviyesi ne durumda diye. Özellikle Matematik dersindeki seviyeleri ilkokul 2 veya 3 sınıf düzeyinde diyor. Öğretimde demokratikleşme sevdasından kurtulup eğitimde kadrolaşma,sendikalaşma sevdasından kurtulup birazda eğitimin kalitesini artırmaya ne zaman başlayacaksınız acaba
07.02.2012 11:07:41

bd
Kırıkkalede hiç mi adam kalmadı ne?Kırıkkaleli değilse adam değil mi? Kırıkkaleye en büyük zararı yine kırıkkaleliler vermiştir.
07.02.2012 09:26:40

Şeref
İlimizde böyle bir kuruluşun hizmet sunması bizim için bir şans. Başta Başhekim Sayın Adnan TEZEL olmak üzere tüm çalışanları kutlar,başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim. Teşekkürler.
05.02.2012 22:36:45

zafer tekin
abicim samimi isen yolun ve ufkun açık olsun,ismimiz soyismimiz aynı bazen isimler ve soyisimler aynı şeyi ifade eder,yani o ismin veriliş sebebi vardır.başarılar bende veterinerlik görevimle vatanıma hizmet ediyom ama bazı utanılacak durumlar var bizim meslekte herkez utanmaz ama utanan vardır,kolay gelsin görevinde başarılar
05.02.2012 14:32:30

a.vural
2007 seçimleri idi bizlerde akp li olarak adaylarımızın konuşmalarını takip ediyorduk ve takip ettiğim kadarı ilede hakikaten Musafa beyin çok güzel fikirleri vardı kendisi üniversite kökenli olduğu için şöyle diyordu Allah'ın izni ile milletvekili seçilirsem MKE nin yönetim yapısı özel sektör şartlarına uygun olacak vede teknolojisini en son teknoloji le yenileyip dünya standartlarının üzerine getirteceğiz ve de eskiden olduğu gibi mke de en az 10-12 bin işçinin çalışabileceğini söylüyordu vede gayet mantıklı ve doğru şeylerdi ve Allah nasip etti kardeşim milletvekili oldu ama biz Milletvekili kardeşimizin mke ile ilgili herhangi bir girişimini hatta özel sektörle mke yi buluşturacak herhangi bir projeyi, teknoloji yenileme ile ilgili herhangi bir projeyi10-12 bin işci alımı ile ilgili herhangi bir projeyi göremedik siz milletvekili iken yöremizle ilgili hiç bir çalışma yapmazsanız benim Başbakanım bunları görmiyecek mi Beyler Türkiyenin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Beydir o da doğruları bilir ve görür benim gördüğüm açidan da Mustafa beyin üzülerek söyluyorum MKE Genel Müdürlüğü için en ufak bir şansı yoktur daha doğrusu Milletvekili olmadan önceki fikirlerini Hayata geçiremediği için şansın kaybetmiştir özünde de çok mütevazı,çalışkan vede dürüst bir kişi olmasına rağmen bence şansı yoktur tabi bu benim dışar dan gördüğüm eğer Mustafa bey yukarda saydığım olaylarla ilgili girişimleri olmuş vede bende bunu atlamış isem o zamanda kendiisinden özür dilerim ama bildiğim kadarı ile mke nin personel sayısında düşüş oldu ,teknoloji ile ilgilide pek gelişme olmadı gibi ama genede Mustafa beyin gazeteniz aracılığı ile bir cevabını beklerim Sayın Milletvekilim seni yinede seviyoruz saygılarımla
05.02.2012 10:34:37