Ak Partinin Demokratik açılım çerçevesinde uygulamaya koyduğu proje geri tepti.
Toplum öylesine gerildi ki, bırakın siyasetle uğraşanları siyasetle doğrudan ilgisi olmayanlar dahi tepki göstermeye başladı.
Dünde gazetelerden takip ettik.
Adli yargı ve hukukun temsilcisi Baro Başkanı Ethem Demirbaş’tan tepki geldi.
Türkiye’nin her yerinde tepkiler yükseldi.
Ve…
Açılım tam anlamıyla açılmadan kapandı.
Rafa kaldırıldı mı bilmek zor tabi.
En azından önümüzdeki haftalar itibarıyla, PKK terör örgütü mensupları öyle ellerini kollarını sallayarak, milletin gözüne baka baka dağdan geldik deyip, pişman olduklarını açıkça gösteremeyecekler.
Peki bu iş böyle mi bitecek veya bitmeli?
Açılım kapandı, hükümet pişman oldu hadi affedelim denmemeli.
Hatta öyle bir tepki gösterilmeli ki, hükümet ders çıkarmalı, milletin damarına basamayacağı nazik konularda kendi başına, başına buyruk hareket edilemeyeceği dersini almalıdır.
Aslında terör ve PKK konusunda yanlış adım atanların cezalandırılması Türkiye’de ilk değil.
İyi hatırlanacak olursa, geçmişte benzeri bir hareketin cezasını dönemin siyasi partilerinden SHP çekmiştir.
Seçimlerde iktidarı ele geçirmek amacıyla içinde terör örgütü sempatizanlarının yer aldığı söylenen ve bu yüzden kapatılan HADEP ile ittifak etmeye yeltenmesi sonucu, SHP’nin adı neredeyse PKK’lılara çıkmıştı.
Hatırlayın camilerde, çay ocaklarında, kahvehaneler ile parklarda oturan milletin dilinde sakız olmuşlardı.
Bunu çok iyi kullanıp değerlendiren muhalefet ise iktidarı ele geçirmeyi başarmıştı.
SHP’de siyasi arenadan silinip gitti.
Geldiğimiz bugünkü noktada AK Parti’de aynı hataya düştü bence.
Yanlış yaptı, hesabını eksik yaptı.
Zira ekonomik, sosyal ve kültürel, açıdan sıkıştırılıp kıpırdayamaz hale getirilen bu milletin sesinin çıkmayacağını sandılar.
Oysa tarihi yeniden yazan bu milletin, uzaktan kumanda ile yönetilen AKP hükümetiyle damarına bastıklar.
Şimdi ne düşünüyorum biliyor musunuz?
Geçmişte HADEP ile oynaşan SHP, PKK’lı damgasını yemişti, bugün ise dağdaki teröristlere kucak açıp, düğünlü zurnalı karşılanmasına zemin hazırlayan AKP, aynı damgaya maruz kalmış durumdadır.
Bakınız burada açılımın iyiliği veya içinin boşluğundan bahsetmiyoruz.
Bahsettiğimiz husus bu damga ile Ak Parti hükümetinin kollanıp kollanmayacağı, halen oy veren milletin Ak Partiye güvenip güvenmeyeceğidir.
Ak Parti hükümeti iktidara gelmeden önce olduğu gibi Cuma namazı sonrası tepkilerin meydanlarda gösterilip gösterilmeyeceği hususudur.
Ve ayrıca, fakir fukaraya yardım yaparak Ak Partiye dolaylı destek veren derneklerin şimdi nasıl tavır alacağıdır.