Fikirleri asırları aşan Hz. Mevlana Mesnevi’de bir hikâye anlatır.
Merhum Özal’ın döneminde Conilerin emri ile susan PKK teröristleri biraz susmuş ve Özal bu işin kahramanlığını bir coşku haline getirerek “eşkıyalar gereken dersi alıp inlerine çekildi” gibi sözlerle hava atarken bu hikâyeyi yazmıştım.
İl Gazetesi arşivlerinde olan yazının başlığı “yılanların donu çözülürse” idi. Bu gün yine yazma ihtiyacı duydum, inşallah bir daha yazmam…
Halep civarlarında bir yılan avcısı her yıl kış aylarında dağa çıkar, donmuş olan yılanları getirir, şehrin kalabalık yerlerinde gösteriler yapar ve seyircilerden parsa toplayarak geçimini sağlardı.
Bir gün dağda koca bir ejderhaya rastlar; hayvan donmuş vaziyettedir, hareket edemez.
Avcı yılanı iple sımsıkı bağlar bir çuvala koyup şehre gelir, halkı başına toplar ve gösteri öncesi nutuk atmaya başlar.
Toplanan kalabalığa “ben bu ejderhayı görünce hemen üzerine atıldım, o bana yüklendi, ben ona yüklendim, sonunda ben kazandım ve yorulan hayvanı bağlayıp getirdim” diye kahramanlık nutukları atar.
Havanın sıcaklığı ve üzerindeki çulun çaputun hararetiyle donu çözülen yılan, avcının sözü uzadıkça kımıldamaya başlar ve onun hareketini gören kalabalık birden ortadan kaybolur.
Ejderin üzerinden kaçmayı hem gururuna yediremeyen, hem de kaçmayı, kurtulmayı beceremeyen avcıyı ejderha önce kollarıyla sarar, sonrada ağacın köküne sarılarak kemiklerine kadar un ufak edip bırakıp yoluna devam eder.
O gün Özal’ın günübirlik kahramanlıklarına karşı bu hikmetli hikâyeyi yazarak “ovaya indirilen donmuş yılanların donu çözülecek”… Demiştim.
Ve bir gün AB’nin ABD nin derin dondurucularından çıkan yılanların donu çözüldü.
Bu milletin evlatlarına zarar vermeye devam ettiler.
O gün, gerek Kenan Paşa, gerekse Turgut Özal –üç beş çapulcu, şaki, eşkıya- gibi tabirlerle bu çakalların kimliklerini yumuşattılar.
Hâlbuki bu şerefsiz güruh, orada bir Kürt devletini amaçlayan bir çıkışa sahiptir.
Bu gün o hedefleri değişmedi, ama başvekilin de dediği gibi, “terörle amaçlarına Ulaşamayacakları”nı anladıkları için, düz ovada demokratik yollarla mücadelelerine devam kararı aldılar.
Dağdan inmeden önce şehir yapılanmasına gidip, KCK adlı bir örgütü kurup, dağdan inen çakallara hazır bir örgüt devredilecek, aynı hızla faaliyetlerine devam edeceklerdir.
Bu gün başbakanın kahramanlık nutukları atarak yanaştığı, hatta açılım çulunun üzerinde hava attığı bu yılanların donu çözüldüğünde başbakana bu gün akıl veren satılmış aydın züppeleri de fayda etmeyecek, ilk ayrılan onlar olacaktır.
O yılan ilk önce AKP yi yakalayıp ezecektir.
Ve o zaman AKP bu gün tahrip etmeye çalıştığı orduyu, bu gün bölmeye çalıştığı milleti arayacaktır, ama bulur mu bilmiyorum.
Yine Mevlana’nın bir beyitiyle yazımı bitirmek isterim.
“Akılsız gönülsüz fikirlerle geldiler
Askersiz silahsız teslim aldılar”