Mahalli gazetelerdin birinin dünkü başlığı buydu.
“Köyler boşaldı” diye yazıyordu.
Doğruyu söylemek gerekirse başlığı okuduğumda ben hiç şaşırmadım.
Nedeni o kadar basit ki herkes biliyor, ama ses çıkarmıyor.
Herkesin bildiğini birde ben söyleyeyim isterseniz.
Köyler boşaldı çünkü; iş yok.
Dahası;
-Çiftçilik bitti.
-Hayvancılık tükendi.
-Köylü doğrudan gelir desteği ile hazırcılığa zorlandı.
-Çiftçinin mahsulü değersiz artık.
-Taban fiyat düştü.
-Pancar üreticisi dahi ümidini kesti.
-Buğday para etmiyor.
-Elektrik zamlandı.
-Çiftçi arazisini sulanacak ama suyun fiyatı aldı başını gitti.
-Mazot el yakıyor, traktörünü kapının önünden dışarı çıkartamıyor,
Kısaca köyde yaşamanın anlamı kalmadı.
Çiftçi çocuklarının geleceğini hazırlamak şöyle dursun, büyük endişe içinde.
Emeklilik yaşları yükseldi, emekli bile olmaları zorlaştı.
Haliyle köyler boşaltılır tabiî ki…
Ama değerli büyüklerin çocukları ABD’de okuyor.
Havailere tatile gidiyor.
Geçim dertleri yok.
Holding patronu oldu bazılarının çocukları.
Otoyollar köprüler yapar hale geldiler.
Katlar, yatlar, en son model otomobillere biniyor.
Bir elleri yağda bir elleri balda.
Peki soruyorum size…
Köylü doğduğu yeri sevmediğinden mi, zaruriyetten mi boşaltıyor?
Elbette zaruriyetten.
Hayat, köyde yaşam gün geçtikçe zorlaşıyor vesselam.
Oysa Atatürk ne demişti?
“Köylü milletin efendisidir” değil mi?
Köylüyü en yüksek noktaya taşıyan bu söz, bu hükümet sayesinde artık anlamını yitiriyor.
Eminim Büyük Önder Atatürk yaşasaydı köylüye eziyet eden bu hükümeti hain ilan ederdi.
Hele birde terör örgütü, yabancı sermaye ile kolkola girip, memleketi emperyalistlere peşkeş çektiğini görseydi herhalde üçüncü dünya savaşını ilan ederdi.
Satıla satıla, milletin ümüğünü sıka sıka elimizde ne kaldığına bakar mısınız?
Gidişat hiç değil.
Köyler boşalıyor, yakında şehirlerde yaşayacak gücümüz ve cesaretimizi bitirecekler.
Mevla sonumuzu hayır getirir umarım.