Kent kültürü oluşturmak, oluşturabilmek, kentleşmenin neticesidir.
Sayın vali son günlerde bu amaçla bir toplantı yapmış, sivil toplum örgütlerine bu konuda işlerin düştüğünü ifade etmiş.
Tabii ki bunları dışarıdan öğreniyoruz, çünkü o toplantılara katılmanın özel kıstasları vardır ki, (bunu bu toplantıların tertipleyicileri çok iyi bilirler) bu kıstaslara uyamadım bir türlü.
Sayın vali bir şeyin üstünde duruyor “belli çerçevede köyden kente, tarımdan sanayiye, ilçeden ile geçiş dönüşümünü mimarisiyle, mahalleleriyle, cadde ve sokaklarıyla binalarıyla, yeşil alanlarıyla, meydanlarıyla inşallah her geçen gün daha iyi bir şekilde göreceğiz” diyor.
Bu sözlerinizde samimi olmanızı çok isterim sayın vali, ama siz işe Atatepe Parkı gibi bir parkın valilik binası olarak kullanılmasındaki yanlış tercihinizle samimiyetinize gölge düşürüyorsunuz.
Eğer yukarıda sözlerinizden aldığım pasaja uygun bir icraat isteseydiniz, Atatepe Parkının Kırıkkale’nin en büyük mahallesinin tek parkı olduğunu görür, DSİ ye ait yeri de ekleyerek güzel bir yeşil alan ve park olmasını düşünürdünüz.
Arşivde bu konuda yazdığım yazı mevcut.
Yazıya gelen okuyucu tepkilerinin de bu görüşü teyit ettiğini görmekteyiz.
Hatta okuyucularımızın bazıları Eski Devlet (Çocuk) Hastanesinin yerini valilik binası için teklif etmekteler, Atetepe Parkının Konya’daki Alaaddin Tepesi gibi güzel bir mekân olmasını önermektedirler.
Kırıkkaleliler il olduktan sonra elbette boş durmadılar.
Kent Kültürü oluşturmak niyet ve amacıyla bir kuruluşu, KİKTAV’ı kurdular ve bu yönde çalışmalar yapmak istediler.
Ama KİKTAV kabzımal mantığı ile bir Türkçe öğretmenini hem sosyolog yaptı, hem edebiyatçı yaptı, hem tarihçi yaptı, Her çıkan kitap bir öncekinin kopyası oldu ve KİKTAV arşivi kendinden menkul değerlerle doldu taştı.
Bu memleketin şairleri, yazarları, edipleri, sanatçıları sağ yanınızdaki muhterem öğretmenin onayına muhtaç hale getirildi ve de bu memleket entelektüelini oluşturamadı.
Yeri geldi bir eseri olan Kırıkkaleli sanatçılar arasında yer aldı, ama onlarca eseri olan sanatçılar sayılmadı.
Ve bu memlekette kıstas koyan kişilerin yüzünden entelektüel oluşmadı, kent kültürünün mihengi imha edildi.
Belediye Şehir Tiyatrosunun 1990 yılında kurulması ve onlarca oyuna imza koymasına rağmen, bu gün yok.
Sebep; her gelen bir öncekinin yaptığını yıkmayı şerefli bir görev saymaktadır.
Ve bu gün Belediye Şehir Tiyatrosunun tecrübeli yönetmeni Belediye Ekmek Fabrikasına gönderilmiştir.
Kültür Müdürlüğünüzde ne var bir bakın lütfen.
Geçmişe dair yapılan kültürel organizasyonların çetelesinin bile tutulduğunu sanmıyorum.
Ama siz bu kentte kent kültürünün olmasına can attığınızı ifade ediyorsunuz.
Ben bunları yazıyorum ve size bazı beyefendiler gibi pembe bir tablo gösterecek kadar yalakalık iddiam yok.
Bu fikirler benim için Kentleşme ve Kent Kültürünün oluşumundaki birkaç engeldir.
Elbette bu kadar değil, ama sütun yeterli değil.
Bir gün bu memlekete yapılacak işin cesameti kadar engelleri de fark edilirse Kent Kültürü projeniz gerçekleşir, yoksa böylesi çok toplantılar gördük geçen yıllar içinde…