Akıldan standart düzeyde ya da ona biraz yakın olan insanlar,
Malatya Kayısısını Malatya’da,
Niğde Elmasını Niğde’de,
Kayseri pastırmasını Kayseri’de,
Nevşehir patatesini Nevşehir’de aramaz da nerde arar?
Elbet,
Her yerin kendine özgü elması-armudu falanı-filanı vardır.
Hatta,
Kökünü bulup,
Gerekli havayı suyu sağladıktan sonra bu yörelerin adları ile özdeşleşmiş çakma! meyve-sebzeyi yetiştirmek ve özdeşleştiği isimle tüketmek mümkün ama taşınması mümkün olmayan gayri menkullerin, mesela boğaz köprüsünü başka yörelerde bulabilir misiniz?
Gördüğünüz her suyun üzerine yapılmış köprü, benzeri bile olsa boğaz köprüsü müdür acaba!..
Özgürlük heykeli, New York’la ,
Eyfel Kulesi, Paris ile özdeşmiş.
Mesela, Çin Seddi’ni,
Kapadokya’da arayamazsınız.
Veya,
Peri bacalarını Pekin’de arasanız,
Deli demezler mi adama?
Her yerin kendine özgü köprüsü var muhakkak.
Kulesi,
Heykeli,
Bacası,
Seddi-meddi,
Müziği vs. vardır.
Ama adını aldığına göre her yerin kendine özeldir olanı.
Geçtiğimiz hafta,
Devenin üstüne dalayan kuduzun tedavisi için İstanbul’a gitmem gerekti.
Beyoğlu adliyesine!..
Sabahın köründe bin bir zahmetle vardığım Beyoğlu’nu derdest ettim, Beyoğlu adliyesi Beyoğlu’nda yoktu!..
Gelene geçene,
Birkaç esnafa,
Simitçiye boyacıya sordum yok oğlu yok.
Ter paçamdan çıkarken imdadıma yetişen bir vatandaş şaşkın ve yorgun yüzüme bakarak, “deli değilsen Beyoğlu adliyesini Beyoğlu’nda aramayacaksın birader” dedi…
Neden?
“Sen Aziz Nesin okumadın mı hiç? Beyoğlu adliyesi Beyoğlu’nda olsa idi bu ülkenin adı Türkiye olur muydu hiç!..”
Allah Allah!..
El sonuç…
Beyoğlu adliyesini buldum sonunda gün aşarken.
Gerçekten öyle bir yer var,
Ama
Beyoğlu’nda değil,
Halıcı oğlunda…
İstanbul trafiğini bilen bilir,
Belediye otobüsü ile gitmek isterseniz en az yarım gün yol almanız gerekir Beyoğlu’ndan.
Yok,
Paraya kıyar, namuslu bir sürücüye denk gelirseniz taksi ile kırk beş dakika-bir saat gitmeniz gerekir.
Öyle de-böyle de olsa kimse oraya neden Halıcıoğlu ya da Kâğıthane değil de Beyoğlu adliyesi deniyor, bilmiyor.
Anlayacağınız bir Türkiye klasiği bu…
Sebzenin meyvenin özdeşleşmiş ismi ile çakmasını her yerde bulabildiğiniz gibi, taşınmaz mülklerin çakmasını da alakası olmayan yerlerde bulmanız mümkün artık.
Tıpkı benim Beyoğlu adliyesini Halıcıoğlu’nda bulduğum gibi.