Salim Akça müdürümüz Haberkale’de yayınlanan bir habere göre polisimizin çalışmalarından bahsederken trafik konusunda başarısız olduklarını itiraf etmiş.
1-Bir idareci bu kadar samimi bir itirafta bulunuyor ise onu kutlamak gerekir.
2- Başarısızlığın sebeplerini sıralamış ve çözüm önerilerini beraberinde getirmiş.
Bu hareket gerçek idareci kimliğidir.
Bir ilin emniyet müdürü olmak zor iştir.
Bir ilin idarecisi olmak da zordur…
Personelle ayrı uğraşacaksın, halkla ayrı.
Adı üstünde: idareci.
Bu haberin yorumları arasında olaylara polisin kısa sürede intikal ettiği yazıyordu.
Evet, bu kesinlikle doğru. Emniyet güçleri en geç 5 dakikada olay yerinde, nereden mi biliyorum? Birebir şahit oldum
Emniyet güçleri halkla bütünleşemez ise görevini yapamaz.
Halkın benimsemediği, içine sindiremediği bir kurum başarısız olmaya mahkûmdur.
Müdürümüzün belirttiği gibi ‘toplum destekli polis’ .
Hatırlarım, eskiden polislik farklı algılanırdı toplumda,
-Bak polis amcaya veririm seni, yemeğini yemezsen…
Bu kadar küçükten polis korkusunu yerleştirirseniz, o çocuk büyüdüğünde polisten çekinecek ve hiçbir şekilde ona yardımcı olmayacak.
Vatandaşlık görevleri arasındadır, güvenlik güçlerine yardımcı olmak.
Her kamu kuruluşu halk desteğini almak zorundadır, başta emniyet teşkilatı.
Polisimiz daha bilgili ve daha anlayışlı artık.
İlgili haberin başlığı ‘Vatandaş Polisine Güveniyor’ idi.
Biraz geç kalınan bir güven, ama olsun.
Polis de, vatandaşına güveniyorsa sorun yok.
Çünkü güvenmeli, eğer birlikte bir şeyler başarılmak isteniyorsa.
Vatandaş, polisini kendisinden biri olarak görmeli.
Taksim’de olduğu gibi aracın içinde sıkışan, tek derdi evine ekmek parası götürmeye çalışan memurlara taşla, sopayla saldırmamalı, kendini kaybetmiş bir şekilde, ağızlarından salyalar akıtarak, kamu mallarına zarar vermemeli, bir polis helikopterine havai fişekle saldıracak kadar bilincini kaybetmemeli, saldırdığı ve zarar verdiği insanların, kendi halkından olduğunu unutmamalı.
Bir şeyi ya da birini protesto etmek her vatandaşın hakkıdır.
Ama bu hakkı kullanırken bilinçli ve çağdaş bir şekilde davranılmalıdır.
Başkalarının hak ve özgürlüklerinin başladığı yerde kendi hak ve özgürlüklerimiz biter.
Bu kavramı sindiremediğimiz sürece hak ve özgürlüklerden söz etmek çok yanlış olacaktır.
Kişiye ve topluma saygı en önemli insani vasıftır.
Şunu unutmamamız gerekir.
Karşınızdaki düşmanınız değil, sizden biri. Polis, asker ya da jandarma hiç fark etmez.
Onun da evinde eşi ve çocukları var.
O da sizler gibi.
Acıkıyor, hastalanıyor ve belki acı çektiğinde gözyaşı döküyor.
O gün Taksim’de biraz insan gibi davranılsaydı ne kaybedilirdi acaba?
O tepki daha güzel yerine gelmeyecek miydi?
Amaç, üzümü bırakıp bağcıyı hastanelik etmekse şunu iyi bilin, başaramadınız.
Karşınıza aldığınız devlettir.
Kaybeden hep siz olursunuz.
IMF’ye karşı olmak güzel bir duruştur, tam bağımsız TÜRKİYE için gerekli bir duruştur. Emperyalist güçlere karşı sessiz kalmak bizlere yakışmazdı.
Ama böyle değil. Böyle olmamalıydı. Bu şekilde kendini kaybetmiş provokatörler yüzünden bu protesto amacından sapmıştır. Esas bize yakışmayan bu olmuştur.
‘Vatandaşlardan gelen ihbarları değerlendirme konusuna önem verdik. En uzak yere intikal süresini 4 buçuk dakika olarak belirledik’ diyor Sayın Emniyet Müdürümüz.
Biz 5 dakikaya da razıyız.
Teşekkürler müdürüm, dürüstlüğünüz ve çalışmalarınız için.