Tarihimize bir baktığımız zaman en büyük ekonomik krizin 21 Şubat 2001 yılında Milli Güvenlik Kurulu’ nda çıkan olaydan sonra patlak verdi. Bu olay kamuoyunda “kara Çarşamba” olarak adlandırıldı. Aslında bu krizin gerçek nedeni 14 ay boyunca izlenen sıkı para politikası ile uygulanan “ kur çıpası” sisteminin çökmesiyle gecelik faizlerin yüzde 7500’ lere çıkması ve “dalgalı kur” sistemine geçilmesi ile biraz toparlanma yaşandı. 8 aylık bir dönemde esnaf satış yapamadan kepengini kapadı. Öyle bir dönem yaşandı ki cebinde parası olan bile harcamadı, para yastık altında kaldı çünkü gelecek endişesi herkesi sarmıştı.
Hükümet baktı olacak gibi değil bir kampanya başlattı. “ÜLKEM İÇİN SEVE SEVE” bu kampanya halka o kadar iyi anlatıldı ki, 2002 yılının ilk çeyreğinde sonuçlarını vermeye başladı. İnsanlar akın akın alışveriş mağazalarını ve restoranları doldurmaya başladı. Bunun sonucu olarak krizden umulduğu kadar bir sıkıntı yaşanmadan çıkılmış oldu.
Daha sonraki süreçte seçimle birlikte AKP hükümeti kuruldu.
Ünlü iktisatçı Prof. Sadun Aren ekonomi hakkında şunları söylemiş: “Bir ekonominin başarısı her şeyden önce, ülke insanlarına iş alanı açma derecesiyle ölçülür.” Bunun ne kadar doğru olduğu AKP döneminde daha iyi anlaşılmıştır. Çünkü geçimini sağlayacak bir iş her T.C. vatandaşının en zorunluluğu ihtiyaçları için, insanca yaşaması için mutlaka gerekli olan bir şeydir. AKP döneminde istihdamdan söz etmek çok güçtür. Şöyle bir tarihi irdeleyin AKP hükümeti zamanında büyük çaplı nerede bir işyeri açılmıştır. Maalesef bu bir elin parmaklarını geçmeyecektir. Bu açılan tesislerde zaten var olan tesislerin gelişimi şeklinde oluşmuştur.
Ateş düştüğü yeri yakar; halkımız politikacıların aksine istihdamı ön planda düşünmektedir. Hükümet ne anlatırsa anlatsın işsizliğe bir çözüm bulmuş mu vatandaş hükümetin başarısını bununla ölçüyor. Olması gerekende bu değil midir.
İşsizliğin ölçülmesinde en önemli oran “İŞSİZLİK ORANI” dır. İşsizlik oranı, işsiz olanların sayısı, toplam işgücüne bölünerek bulunur. TUİK verilerine göre 1996 yılında % 6,3 2001 yılında % 8,4 2002 yılında AKP iktidarı ile birlikte % 10,4 lere yükselmiştir. 2003-2004-2005 yıllarında hep 2002 yılı rakamının altına düşmemiştir. 2006 yılında tek haneli rakama düştü % 9,9 Mart 2008 itibariyle % 10,7 ye yükseldi. Bu dönemde işsiz sayısı 2,5 milyonu buldu. Aslında bu rakam daha fazla olduğu bir aşikardır. Neden diyeceksiniz TÜİK’ in işgücünden saymadığı işgücü sayısı dikkate alınırsa resmi işgücü ( 23 milyon 217 bin + 2,5 milyon) 25,717 kişi olacaktır. Bu takdirde işgücüne katılma oranı % 51 resmi işsiz sayısı da 4 milyon 400 bin olacaktı. İşsizlik oranı ise 4 milyon 400 bin / 25 milyon 717 bin = % 17,11 civarında olacaktı. Ancak eksik istihdamdakileri de yani gizli işsizleri de işsiz tanımına katmak gerekir ki işte o zaman gerçek işsizlik oranının % 20 lere tekamül ettiği görülecektir. Hükümetler başarılarını açıklarken asla istihdam konusunu konuşmazlar. Çünkü istihdam konusu hükümetlerin gerçek içyüzlerini gösterir. Ancak başarılı oldukları zaman bunun üzerinden siyaset yapılmaya başlanır. Maalesef AKP döneminde istihdam konusuna hiç yer verilmemiş olup bu da AKP nin başarılımı başarısız mı olduğunun kesin bir göstergesidir.
AKP nin yaptığı varsa yoksa soyut insan hakları, kabak tadı veren “demokrasi” tartışmaları, son zamanlarda da Kürt açılımı damgasını vurmakta. AKP nin yaptığı ekonomiden ziyade yeni bir gündem maddesi yaratarak insanların dikkatini dağıtmaktan başka bir şey değildir. Oysa ki gelişmiş ülkelerde öncelikle yöneticiler istihdam verilerine bakarak durum değerlendirmesi yaparlar ki; ABD hükümetinde bu her ay aynı ülkemizde Enflasyon verilerinin açıklanması gibi tarım içi, g.menkul, sanayi, üretim, işsizlik verileri düzenli olarak açıklanmakta ve bu açıklamalar tüm dünya ekonomilerini etkisi altına aldığı gibi Ülkelerin borsalarını da çok fazlasıyla etkilemektedir.
Bir de Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) rakamları bana hep ilginç gelmiştir. Açıklanan rakamlar gerçekleri yansıtmamaktadır. Şimdi Kişi başına düşen milli gelirin 10,000 dolarlara getirilmesi hedef alınmıştır. Düşünün Kırıkkale ‘ nin milli geliri hesaplanırken neler hesabın içinde yer almakta. TÜPRAŞ, MKEK, TEDAŞ, gibi büyük
Firmaların gelirleri sanki Kırıkkale de kalıyormuş gibi Kırıkkale nüfusuna bölünüyor ve ortaya ilginç bir rakam çıkıyor. Sanki gerçekten Kırıkkale de yaşayan her vatandaş yüksek bir gelire ulaşmış gibi oysa ki; burada elde edilen gelirler dış illere gitmekte. Hiçbir zaman elde edilmiş karlar Kırıkkale de kalmadığı gibi maalesef Kırıkkale Halkının ekonomik gücü bu karlarla ölçülmekte. Bununda ne kadar yanlış olduğunu siz okurlarım daha iyi anlayacaklarını düşünüyorum. Rakamlar geneli yansıtabilir. Burada önemli olan kişinin eline geçen reel ücrettir.
Ben 1993 yılından bugüne kadar görmüş olduğum en büyük ekonomik faciayı AKP hükümeti ile birlikte yaşıyorum. İşsizlik hat safhada, emekli mağdur, memur mağdur, esnaf mağdur, vatandaş mağdur, asker mağdur. Allahın aşkına mağdur durumda olmayan biri var mı bazılarınız evet var diyecek bunu da duyar gibiyim.
Evet bende katılıyorum mağdur durumda olmayan var. Bunlar kimler derseniz. Herkesin rahatlıkla cevap verdiği gibi tabii ki AKP yandaşları.
Kısacası AKP hükümetine baktığımız zaman ülkenin her yerinde ekonomik kriz ve bunun başlıca etkeninin de işsizlik sorunu olduğunu görmekteyiz.