1 Ekim Perşembe saat 17.40 okulların dağılma saati. Yüzlerce küçüklü, büyüklü öğrenci caddelerde.
Cumhuriyet meydanında genç bir kız, elleri titriyor, görevli trafik polisine korku dolu gözlerle yaklaşıyor ve heyecanlı olduğu her halinden belli bir şekilde bir ihbarda bulunuyor.
Biraz ileride gençlerin bıçakla birbirlerine saldırdığını, bir kavga olduğunu söylüyor.
Polis memuru derhal telsizle haber veriyor ve ekipler olay yerine geliyor.
Olaya karışanlar ortada yok, kavganın bir kız yüzünden çıktığı söyleniyor.
Rivayet muhtelif.
Bu kavgayı ayırmaya çalışan bir güvenlik elemanının üstü başı kan oluyor…
Polisler olay yerine gelerek gerekli araştırmayı yapıyor ve uzaklaşıyorlar.
Yine sessizlik…
Biraz önce orada bulunan ve öfkelerini birbirlerine kusan bu gençler, karşısındakilere BIÇAK la saldırırken, birbirlerini öldürebileceklerini ve tüm aile bireylerinin hayatlarını karartabileceklerini hiç düşünmüşler miydi acaba?
Hiç zannetmem.
Mazereti ne olursa olsun bir insanı bıçakla ya da silahla ya da herhangi bir araçla yaralamak ve hatta öldürmek nasıl bir beynin ürünü olabilir.
Nasıl bir insan eline testere alıp bir başkasının… (neyse, detaya gerek yok…)
Nasıl olur da bir insan bir başkasının hastalanması, yaralanması ya da ölmesinden sinsice bir zevk alabilir.
Komşumuz hastalandığında ya da başına bir iş geldiğinde yürekten onun sıkıntısını paylaşmamız gerekirken içten içe bir mutluluk yaşıyoruz sanki.
O olay bizim başımıza gelmediği için…
Neler oluyor bize…
Bize neler oluyor.
Neyimizi kaybettik biz.
Neden bu kadar acımasız ve umarsız olduk.
Tepkisiz, ilgisiz, vurdumduymaz ve bencil bir toplum olma yolunda eminadımlarla yürüyoruz hep beraber.
Gençler,
vaktinde bizim de kavgalarımız oldu, ama bıçakla değil! Sözle ve fikirle.
Konuşarak ve birbirimizi tanıyarak.
Birbirimizi anlamaya çalışarak çözmeye çalıştık sorunları.
Keskin sirke, hep küpüne vermiştir zararını.
Öfkeyle kalkan, zararla oturmuştur yerine.
Ben bu tür olaylara alışmak istemiyoru.,
Bu tür kavga ve didişmelerin sıradan bir olaymış gibi kabullenilmesini, KABULLENEMİYORUM!
Gençler, biraz sakin olun. Biliyorum kanınız deli akıyor.
Ama bırakın da o kan DAMARLARINIZDA KALSIN!