Otobüs durağında arkamdan bir ses duydum beni çağıran.
Döndüm, tanıdığım bir belediye işçisi…
Kalabalığın içinde ellerini uzatarak “şunun hakkını aylardır vermiyorlar. Evde huzur düzen kalmadı. Heç mi Allahtan korkmaz bunlar? Siz niye yazmıyorsunuz. Öte dünyada sizinde yakanızdan tutmazsam şerefsizim” derken hıçkırıklara boğuldu.
Alıp Otobüs İdare amirliğine oturttum.
Getirilen çay masada kaldı.
Anlattı, ağladı… Ağladı anlattı…
Yaz bunları Allah aşkına, dedi.
Bir hesap çıkarttı belki de ilkokuldan başka okul okumamış belediye işçisi.
İçeride beş maaş var, benim ödenmedik, temerrütteki kredi kartı ve kredi borcum beş milyar.
Yatırılan paranın beş yüzü faize gidiyor, kalanı da biriken taksitlere kesiliyor, üç yüz lirayı bulmuyor elime geçen para.
Kızım okuyor.
Dilene devşire kızın harçlarını yatırdım ve cebine yüz lira harçlık koyamadım.
Bu gün telefon etti, benden harçlık istiyor, ben bir kuruş bulamadım, o çocuk orada ne yapacak, bu kız çocuğu gurban olduğum.
Yoruldu ağlamaktan, yaktığı Maltepe sigarasını ciğerlerine götürüp dumanıyla karışık “Hecaza gitmiş, Allah kabul etmesin” dedi.
Tek keklime olmadı birkaç dakika…
Sonra kalkıp, elindeki iki ekmekle “kusura bakma müdürüm, sana sığındığım için kahirlendim” dedi ve yürüdü…
Bir ev düşünün, kendi evinizi düşünün…
Beş ay para gelmemiş, her tarafa borçlanmışsınız, çocuğunuzun okul masraflarını karşılayamıyorsunuz.
Ne yaparsınız?
Açlık grevi yapan sendikacılara genel merkezlerinden gelen bir açıklama ile greve son verdirdiler.
Belediye başkanı bundan sonra maaşları aksatmayacak ve içerideki borcunu da her ay 2300 TL. taksitle personele ödeyecekti…
Ama içerideki alacaklara mahsuben tek kuruş ödenmediğini görüyoruz.
Söz verilmişse, yerine getirilmemişse, sözün namus olarak telakki edildiği bir toplumun belediye başkanı bunu yapmamalıdır.
Yok eğer böyle bir söz verilmeden sendika genel merkezi açlık grevini bitirtmişse, hem sendikanın Kırıkkale yönetimi, hem de ütesi olan işçileri açıkça satmıştır.
Yani, sendika genel merkezi ile AKP nin hokus pokus ekibi bir araya gelerek bir entrika ile işçilerin hukuki hak arayışlarını sabote ettiler.
Ve…
Sayın başkan bu işi bir şekilde çözmek zorundadır.
Kırıkkale sivil toplum örgütleri, basın ve entelektüeli bu derdi sırtlanmak zorundadır…