Yarını karanlık,
Gelecekten umutsuz,
Günü hasbel kader yaşıyor dedikçe, birileri de öteden “hadi oradan sende, Ülkede ne varsa bizde bir fazlası var böyle sahipsizlik, günü birlik yaşamacılık mı olur” diyordu.
İspatı çoklarına göre değişkenlik gösterdiğinden konuyu anlatmam zor oluyordu elbet.
Haklıydılar,
Ülkede ne varsa Kırıkkale’de hep bir fazlası olmuştur.
Lakin,
İşe yarar mı?,
Faydası dokunur mu?
Olsa daha mı iyi, olmadığı ömre bedel mi, soranımız hiç olmadı, olmuyorda.
Ver allahım ver… ver de ne verirsen ver!..
Şimdi ne diyor sayın vekilimiz Vahit Erdem;
“Tüm Türkiye’de yedi belediye kapandı, dördü Kırıkkale’ye bağlı idi.”
Sayımız oldukça fazla biliyorduk!..
Ama
Yiyicilerin içicilerin yüzde altmışı bizim memleketimizde miydi, onu bilmiyorduk.
Dün, muhtarlık bile çok böylesi yerlere denilen köyden bozma yerleşim birimlerine belediyelik verirsen sonucu elbet böyle olur.
Tamamen siyasi tercihlerle belediyelik yapılırken buralar,
Milletin parası,
Vergisi,
Emeği, zamanı çarçur ediliyor, yazıktır-günahtır buralara böylesi yatırımlar dedikti. Lafımız davulcu osuruğu gibi arada kaynadı, dinleyen olmadı…
Üstüne,
Sürekli muhalefetimizden dolayı laf arasında vatan hainliğimizi falan sokuşturmaya çalışanlar da oldu!
Gün geldi,
Zaman bizi haklı çıkardı.
Turgut Özal ile başlayan köyleri belediye, nahiyeleri ilçe, ilçeleri il yapma furyasının faturası şimdi önümüze kondu.
23-24 yıllık zaman diliminde yenilen-içilen, sahte fatura icatları ile cebellezi edilenler hariç, trilyonlarca lira borç, buna karşın her taraf hala bok içinde!..
Kim ödeyecek bunları, kim temizleyecek etrafı?
Tabiki,
Sen, ben, bizim oğlan…
Yani millet.
Öyle ya da böyle il genel meclisi üyelerine değil, bu işin o gün şak şakçılığını yapanlara, paraları götürenlere, yeyip içenlere değil, bir şekilde bize ödetecekler bunu da.
Zoruma giden,
har vurulup harman savrulurken milletin malı, kimsenin kılının kıpırdamaması, üstelik, tüm uyarılarımıza rağmen denetim mekanizması ellerinde olanların bu gün dönüp sorumlu bizmişiz gibi davranmaları...
Bir de,
İkbal günlerinde,
Her biri bir vilayet,
Eyalet,
Ülke,
Hatta,
En en ne varsa bilinen, onun başkanı gibi davranan, (hala öyle olanları mevcut!)
Burunlarından kıl aldırmaz,
Laflarının üstüne laf söyletmez adamların yakalarına yapışmamaları.
“ iki kazı derede sula getir” desen, getiremeyecek çapta adamları haybeden gelen millet parasının üstüne oturttular, hesabı bize çıkarıyorlar.
Şimdi ıslak semer, o gün “durdurun şunları” diyenlerin sırtında.
Yazık!..
Turgut Özal zihniyetinin devamı birileri de bugün, onları bize şikâyet ediyor.
İki kere yazık!..