Önemli çıkışlarının başında AB vardı.
Hani, müzakereleri başlattıklarında Havaalanından Kızılay’a kadar bütün direklerde, binaların ön cephelerinde benim bayrağımı gölgeleyen o şımarık bayrağını astıkları ve Allah vergisi bir güç isnat edilen AB.
Gece yarılarına kadar bayram şenliklerini, Rio Karnavalını aratmayacak şekilde, Başbakanın, yanında bakanların ve Sayın Gedikli belediye reisi Melih beyinde bulunduğu araç konvoylarını hatırlayın.
Her direkte iki bayrak, birisi benim, ötekisi AB’nin.
Ama benim bayrağımın üstünde o bayrak; bana göre utanç, onlara göre şeref.
Bir zamanlar ABD terbiyeli bir hatun başbakan Gümrük Birliği anlaşmasını imzalarken de aynı şımarıklık, aynı ukalalık ve aynı sahte kahramanlıkları görmedik mi?
Ne oldu imzaladık da?
Türkiye’nin reel bütçesine denk zarar eden biz olmadık mı?
Şimdi de okyanus ötesinden sitem ediyor AB li kodaman ağalarına…
Türkiye'deki kamuoyu yoklamalarında AB'ye desteğin düştüğünü ifade eden Erdoğan, 'Bir zamanlar bir şarkı mıydı, türkü müydü bir şey vardı bilmiyorum, 'Adaletin bu mu dünya' diye. Böyle bir noktaya getirdiler. Adalet istiyoruz, burada da adalet'' diye konuştu
Seni etrafındaki yalakalar, dış kaynaklı beslemeler AB adaletin merkezi diye kandırırken, bu milletin tarihi, sosyal karakteri ve değerlerinden beslenen vatansever, milliyetçi ilim ve fikir adamları senin bu gün söylediğini yıllardan beri haykırıyor.
Ama sen milleti ve ırkı kelime manasıyla bile olsa anlayamayacak kadar ard niyetlisin sayın başbakan, bunun başka yorumu olmaz ve olamaz.
Çünkü sen bu meseleyi çok iyi bilen ve anlayan bir fikir atmosferinde yetiştin.
Fikrini bir gömlek kadar basit sanan biri için daha fazlası lüks olsa da senin dün “Batı Hıristiyan kulübü” sözlerin ve fikrin hala doğrudur.
Obama’nın verdiği talimatlar neydi?
Papaz okulunu aç, Ermenileri memnun et, Kıbrıs’ı üçe beşe bakmadan hallet ve Kürt meselesini ben Irak’ı terk etmeden bir şekilde bitir.
Ve ABD’de taştan katı, ağır bir hezeyan kustu.
Burada hesabımız şu; kısa, orta ve uzun vadeli olarak bütün demokratik açılım sürecini çalıştırmayı hedefliyoruz. Yani hepsini bir anda derseniz, mümkün değil, hazmede hazmede, hazmettire hazmettire süreci devam ettirmemiz lazım.''
Yani?
Sayın Obama, sen bazı şeyler söyledin ve hemen çalışmaları başlattık.
Başlattık başlatmasına da, bu memleketin kahır ekseriyeti kör değil, sağır değil, deli değil, biz dediklerini hemen yaparsak millet burnumuzu yere sürter.
Kısa vadede, uzun vadede ve orta vadede programlarla bu işi bitireceğiz.
Önce ben, sonra partim hazmedeceğiz.
Sonra hazmettireceğiz, hazmederek, hazmettirerek, sabırla bu işi götüreceğiz.
Ama “one minüte” sayın başbakan, herkes her şeyi hazmetmez.
Mesela, ekşi meyveye alışılabilir ve hazmedilir.
Veya yenilebilmesi mübah olan bir şeyi insan birinin hatırına yer, ıkına ıkına zorla da olsa hazmeder, hazmettirebilirsiniz.
Fakaaat, lağımdan çıkarılan bir şeyi göz göre göre uzattığınız kişiye hazmettirmek bir yana eline tutuşturamazsınız bile…
Bu mide, karakter ve şuur meselesi.
Bir köpeğe hazmettirmek mümkün, aklı olmayan birine mümkün, bilmeyen birine mümkün.
Ama bu millet her şeyi biliyor…