“Kürt Açılımı-1” başlıklı yazımda Ramazan ayı dolayısıyla bazı ziyaretlerde bulunacağımızı yazmış hatta İdris Nebi Karakuş’tan da bir hatırlatma ile alıntı yapmıştım…
Hoca’yı ziyaret ettim. Hoca konuşmaya başlayınca, hele Türklük hakkında konu açılmışsa Hoca’yı dinleyeceksin…
Konuya hakim, biliyor, anlatıyor, anlatırken hem zevk alıyor hem heyecanlanıyor hem de şevke gelip adeta coşuyor…
“Kürt Açılımı” başlıklı yazılarımdan memnuniyet duyduğunu, önemli bir konuya vurgu yaptığımı, bu konunun irdelenmesi gerektiğini ve halkın uyarılması lazım geldiğini, tespit ve teşhislerimin doğru olduğunu ifade etti...
İdris Hoca, yazının başlığını koyarken çok bilinçli mi davrandığımı sordu?
Cevabım, “Evet”ti…
Açıkladım: Projenin adı “Kürt Açılımı”.
Konuluş adı bu. Halktan tepki gelince “Demokratik Açılım” denildi…
Halk, Türk-Kürt ayrıştırmasına çok yoğun tepki gösterdi…
Bölücülüğün ta kendisi diye eleştirdi…
Halk doğru yaptı…
Hükümetin hatipleri yalanı doğru gibi konuşmakta, halkı kandırmakta, kendi yanlışlarını başkalarına yıkmakta çok mahirler…
Türban üzerinden siyaset yapıp rant elde ettiler, iktidara geldiler, meseleyi, “piç” gibi ortada bıraktılar, faturayı başkalarına kestiler, işin içinden sıyrılıp çıktılar veya öyle zannediyorlar…
İktidarda kalmak için, Kürt kökenli vatandaşların oylarını kendilerine mal etmek için “Kürt Açılımı” adını açıkça söylediler…
Nasıl olsa Türk kökenlilerin oyları kesede keklik (Bu ayrıştırma ihanetin somut belgesidir.)…
“Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünü de telâffuz ettirmiyorlar. Mesaj veriliyor…
Sayın Başbakan, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin “Gerekirse dağa çıkar, dağda elli yıl kalırız” mealindeki sözlerini alaylı bir dille kinayeli şekilde tekrar ediyor…
Kan ve şehitlik üzerinden siyaset yapmakla itham ediyor.
Ben bunları söyleyince Hoca sazı aldı: “Bakınız! Ben Devlet Beyi iyi tanırım. Çok dürüst olduğunu herkes bilir ve söyler. Devlet Ağa, dürüst olduğu kadar da sabırlıdır. Kimsenin çocuğunun burnunun kanamasını, canının yanmasını istemez ve istemiyor. 12 Eylül öncesi durumun daha vahiminin yaşanmasına izin vermiyor.
İsterse bugün yer yerinden oynar Türkiye’de…
O zaman atıp tutanlar hanımlarının eteğinin altına saklanırlar. Devlet Beyin yürüttüğü politika partiye oy kazandırmaktan ziyade ülke bütünlüğünün korunmasına ve huzurun devam etmesine yöneliktir. Herkes haddini bilmeli, konuşmalarına dikkat etmeli…
Hoca uzun uzadıya anlattı, biz de kaydettik. Çok önemli şeyler söyledi. Yeri geldikçe bunları naklederiz. Yalnız şu sözlerini bu yazımda hemen vurgulamak istiyorum: “Cenab-ı Allah, İslam dinini tebliğ görevini Hz. Peygamber’imize verdi. Cihana yayma ve hakim kılma görevini de Türk milletine vermiştir. Bu milleti yani Türkleri sevmek sünnettir, ırkçılık değildir. Bu ayet ve hadislerle sabit… Hucurat/13, Muhammed/38, Tevbe/39, Maide/54 vd. Bunu İslam alimleri açıkça söylüyor…”
Hoca, bizi her zamanki sıcaklığıyla yine kapıda karşıladı ve “Yemek yemiyorlar, çay-kahve içmiyorlar, böyle misafir her gün gelsin.” diyerek, şakayla uğurladı…
Karşılayanı ve uğurlayanı bol olsun.