Bu yazıyı yazarken odamda hemen yanı başımdaki televizyonda ART ekranlarından canlı yayınla verdiğimiz Kırşehirli Şehit er Orhan KILIÇ için düzenlenen cenaze töreni devam ediyor. Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL başta olmak üzere Bakanlar, üst düzey Komutanlar, Milletvekilleri, yüksek Yargı üyeleri, Parti Genel başkanları ve birçok yetkili törende hazır vaziyetteler...
Orhan daha 20 yaşında Kırşehirli, Sekiz ay önce asker ocağına teslim olmuş. Askere gitmeden önce kapıcılık yaparak geçimlerini sağlayan Annesine, "Ya şehit olup seni kurtaracağım ya da dönüp kendim gelip kurtaracağım" diyerek gitmiş o kutsal yuvaya.
Orhan'ın Babası ve Annesi ayrılmış, tek hayali Annesine bir ev alabilmekmiş. Olmadı, başaramadı Orhan... Annesine bir ev alamadı. Ne yazık ki göçüp gitti ama artık kendinin bir evi oldu toprağın altında, hem de gencecik yaşında.
Zor şartlarla geçimlerini sağlayan bu insanlar gözlerinden sakınıp kıyamadıkları evlatlarını verdiler toprağa ve taş basıyorlar bağırlarına... Anne ve Baba haykırıyor ekranda “vatan sağ olsun” diyerek...
Yazıyı yazmakta zorlanıyorum... Televizyondaki feryatlar, çığlıklar kulağıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor, klavye üzerinde gezen parmaklarım titriyor. Yaşanan acıyı tarif etmek için zorluyorum kendimi sanki kelimeler anlamsız, kifayetsizmiş, boşmuş gibi geliyor... Hangi sözcükler bu acıyı tarif eder diye düşünüyorum kendi kendime, cevabı bulamıyorum... Ve anlıyorum ki, cevap aşağıdaki şıklardan "hiçbiriymiş"...
Tam bu sırada imam soruyor ve haklar helal ediliyor Orhan’a... Oradaki herkes bir cümle ile hakkını helal ediyor ama yaşayacağı güzel yıların hakkı ne olacak? Orhan onlara haklarını helal etti mi acaba? Onların belki Orhan üzerinde hiçbir hakkı yok, tanımazlar bile o'nu, Ancak Orhan'ın 70 milyonun üzerinde hakkı var artık. Şehit o, bu millet, bu bayrak, bu vatan için... Hepimiz için... Bundan daha büyük bir hak olabilir mi?
İşte herkes omuzladı Orhan'ı aldılar sırtlarına götürüyorlar... Bugün açılım peşinde koşup terör örgütünü, çapulcu başını söz sahibi edenlerde omuzlamak için yarışıyorlar ekranlarda... Garip çok garip... Daha dün DTP'nin kapısına gidip analar ağlamasın diyerek muhatap alanlar, şimdi Orhan'ı omuzlarına alarak belki de Annesi'nin isyanına hedef olmaktan kaçmaya çalışıyorlar... Ya da bir şeyleri kapatmak, üstünü örtmek telaşı içindeler... Kimbilir...
Tören sonunda Albayraklı tabut omuzlardayken Anne bir tarafta bayılıyor, Baba ise yaşlı gözlerle oğlunu selamlıyor... Diğerleri ise cenazedeki görevlerini tamamlayıp açılımların devamı için işlerinin başına dönüyor...