ANAP Özal ile birlikte, AP’nin devamı niteliğindeki DP ise Demirel ile anılıyor.
Tansu Çiller ve devamındaki genel başkanların da partiye hizmetleri olmuştur ama genel itibar ile bu iki partinin lideri hep aynı isimlerdir.
Bir anlamda Özal ve Demirel’den kalma miras diyebiliriz.
Sağda birlik oluşturulup, Ak Partiye karşıgüçlü bir parti sağlanması amacıyla çok uğraş verilmiş olsa da başarılamayan ANAP-DP birleşmesi, bugün yarın bitiyor gibi.
İki partinin birleşmesi konusunda ilk defa kuvvetli bir inancın sağlandığı şu günlerden sonra sanıyorum Eylül sonuna kadar tamlanıp protokol ile kesinleştirilecekmiş.
Darısı sol seçmenin başına diyoruz ama Deniz Baykal, önüne çıkan adaylarıtırpanladığı sürece bu beklentiye girmek hiçte akıl karı olmasa gerek.
Gelelim ANAP-DP birleşmesi meselesine.
Bu birleşme faydalı olur mu, hiç şüphesiz olacaktır.
Ancak titiz olmak kaydı ile bunun temin edilebileceği kanaatindeyim.
Özellikle genel merkez düzeyinde iş bitti deyip, il teşkilatlarıdikkate alınmayıp, kapanın elinde kalacak görüntüsünün haricinde, sadece ANAP veya sadece DP ağırlıklı bir liste oluşturulacak kadar bencil hareket edilir ise inanın bu birleşmeden ya Ak Parti yada MHP çok daha faydalanmış olacaktır.
Bilmeli ki, ANAP ağırlıklı bir il ve merkez ilçe teşkilatı oluşturulur ise DP partililer kendilerini dışarıda bulacak ve kendilerine en yakın partiye kayacaktır.
Teşkilatlar oluşturulurken il ve merkez ilçe teşkilatıDP ağırlıklı olacak olursa yine kaymalar kendilerine en yakın partiye doğru olacaktır.
Kaldı ki, iyi biliyorsunuz Ak Partiden kopan Abdullatif Şener’de parti kurma çalışmalarını hızlandırdı.
Teşkilatlar oluşturuldu ve tamamlandı sanıyorum.
Diğer taraftan Solda yeni bir parti şekillenmesi yaşanıyor.
Tamamen olmasa da yeni kurulan sol partinin de kısmen kuruluşunu tamamlandığı geliyor kulaklarımıza.
Demek istediğim sağda ve solda iki yeni parti kuruldu kurulacak.
Sağda ANAP-DP’de birleşmesi de var.
Demek ki, ince eleyip sık dokunması gereken bir noktaya gelindi.
Bu iş kavga edip, sonra barışıp, yanlış anlaşıldık biz yine görevimizin başındayız demekle olmuyor.
Siyasette bazen işler tereyağından kıl çeker gibi yürür ama bazı şeyler vardır ki, olmadıbaşkan diyemezsiniz.
Merkez ilçe Başkanı ile İl Başkanı kavga etekten sonra, aralarında anlaşıp partilileri ve partiye oy vermeyi düşünen seçmeni aptal yerine koyan zihniyetin ele alınacak hali yoktur.
Ya makamın verdiği ağırlığı taşımayı bilin, yada taşıyamadığınız makamın ağırlığını taşıyacak birilerine emanet edin.
İşte söylemek istediğim de burasıdır.
Birleşme kadar teşkilatların oluşumu da bir o kadar önemli.
Teşkilatları oluşturacak, doğru tespit, isabetli yönetim ve idarecileri bulamaz, göreve getiremezseniz, seçip zamanı gelip rüzgar estirdiğinizde inanın ilk savrulacaklar hafif teşkilatlar olacaktır.
Netice itibarıyla birleşme niyet ve tavrı güzel.
Türk Demokrasisi açısından önemli bir adım.
Bu adamısüslemek, hedefe götürmek ise il teşkilatlarıyla mümkün.
Bence ikinci ve önemli adım teşkilatların oluşumu.
Umarım bu inci adam da yara almadan atılır ve başarılır.