Ezeli hasımlarımızdan Ermenistan’a kapılarımızı açıyoruz.
Geçmiş unutulup iki ülke kol kola girecek ve öyle bir dostluk filizlenecek ki, sormayın gitsin.
Şimdi diyeceksiniz ki, devletlerarası bu yakınlaşmaya karşı mısınız?
İslamiyette kin ve nefret yoktur.
Barış ve kardeşlik vardır.
İslam emrettiği halde hala kin ve nefret duymaya gerek var mıdır?
Tabiî ki Ermenistan-Türkiye kardeşliği meselesine tek çerçeveden bakılırsa dostluk köprülerinin kurulmasına karşı durmak mümkün değil.
Ancaaakkkk..
Çerçeveyi genişletip birkaç değişik perspektiften konuya bakılacak olursa hiçte iyi niyetli bir yaklaşım olduğunu düşünemiyorum.
Bakınız, dünkü gazetelerde yer aldı.
Birkaç derleme ve örnek ile Başbakan Erdoğan ve Sarkisyan arasında filizlenen Ermenistan-Türkiye kardeşliğini görmeye çalışalım isterseniz.
Başbakan Erdoğan, Azarbaycan’a gidip Azeri Meclisinde yaptığı bir konuşmasında “Karabağ sorunu” çözülmeden Ermenistan’a yeşil ışık yakılmayacağı yönünde garanti vermişti.
Aradan zaman geçti, ABD BaşkanıBarack Obama Türkiye’ye geldi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı bir konuşmasında Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi gerektiğini dile getirmişti.
Daha doğrusu bir anlamda istekte bulundu diyebiliriz.
Peki Türkiye şu anda ne yapıyor? Dersiniz.
Tek taraflı bir yaklaşım ile Ermenistan’ın Karabağ konusundaki sıfır tavizsiz yaklaşımı çerçevesinde dostluk ve barış çubuğu uzatıyoruz.
Kaldı ki, emekli Büyükelçi Deniz Bölükbaşı ile yine emekli büyükelçi Onur Öymen’in böylesi bir yaklaşıma karşı durmaları bir tesadüf olmasa gerek.
İki emekli büyükelçiler bu duruma özetle şöyle diyor.
“Dışarıdan bir istek, baskı geldiğinde, ne yazık ki hükümet buna ya 'evet' ya da 'başüstüne' diyerek yanıt vermek gerektiğine inanıyor. Ermenistan ne Karabağ’dan çekilmeyi, ne de Türkiye’yle sorunlarını düzelteceğine dair bir söz veriyor. Ermenistan hiç adım atmazken, tek adım atan taraf Türkiye oluyor”
Bakın şimdi size bir şey daha söyleyeyim.
Ve dikkatini toplayın.
Hükümet yani Ak Parti şu anda iki çıkış birden yaptı.
Birincisi “Demokratik açılım”
İkincisi ise, Ermenistan ve Türkiye arasında atılmak istenen dostluk.
İki konu kamuoyunun gündemine tak diye düştü.
Türk halkı, aydın kesim ve muhalefet Demokratik açılım ile uğraş verirken şimdide ikinci bomba patladı.
Ne kurnazlık görüyorsunuz.
Şimdi soruyorum size;
Türkiye Demokratik açılımla mı meşgul olmaya devam edecek yoksa onu bırakıp hiç taviz vermeyen, burnundan kıl aldırtmayan, Karabağ’dan dahi çıkmayı dile getirmeyen Ermenistan ile dostluk anlaşması yapılmamasıyla mı meşgul olacak.
Söyleyin, hangisi kenara bırakılıp, emperyalist güçler adına hükümetin altın vuruş yapması engellenebilecek.
Çok dikkatli olunmalı çoookkkk.
Tam zurnanın zırt dediği yerde Türkiye.
Her şer güçler ile kuşatılmış, işgal edilmeye ramak kalmış adaya benziyoruz tam.
Hava çok bulutlu ve karmakarışık.
Kara bulutlar dönüp duruyor üzerimizde.
Ümidim göbeğini kaşıyıp oturanlarda değil.
Çünkü, göbeğini kaşıyıp oturanlara bir kez ihtiyaç duyuluyor biliyorsunuz.
Oda seçim zamanında.
Benim ümidim Türkiye’nin gerçek sahiplerindedir.