Kimi Sinop’tan….
Kah Ardahan’dan,
Kah Edirne’den…
Tesadüfen Çorum’dan gelip yerleşende,
Yan mahallede doğup büyüyen de var.
Adı,
Hasan yada Hüseyin,
Veya
Ahmet yada Mehmet…
Ne fark eder?
Şimdi hepsi buradalar.
Hiç biri istemedi bir gün yalnız kalmayı.
Bir lokma ekmeğe,
Sıcak bir yatağa,
Birazcık ilgiye hasret kalmayı.
Ali dayı anlatıyor;
“16 yıldır buradayım. Tıpkı askerlik gibi geldiğimde çömezdim, şimdi en kıdemlisi oldum buraların. Terhisi bekliyorum!..
Atım, arabam, malım-mülküm, avradım bebelerim vardı.
Sam vurdu yavaş yavaş kurudum.
Benimki poyrazdı diyor Şekip amca.
Ne olduğunu anlamadım bile.
Her şey düzgün yolunda giderken tepetaklak oluverdim aniden. Bir kuru canım vardı zarınca attım buraya.
Benim,
Malımda-mülkümde,
Bebelerim-avradımda hepsi yerli yeride duruyor hala diye söze giriyor Çorumun orta köyünden Mehmet dayı.
İstediler verdim her şeyimi nasıl olsa bana bakarlar düşüncesi ile. Ama şimdi buradayım…
Kerem ben zaten burada doğdumdu diyor, aha şu yan mahallenin bir gece kondusunda.
Çiğdem kazır, top oynardık tarlaydı her yan. Annem ben doğarken, babamda on iki yaşındayken öldü. Askerden geldikten sonra çalışmak istedimse de sağlığım elvermedi şimdi buradayım.
Tek tek dinlediğinizde bir filmden alınmış senaryo gibi yaşamları.
Şimdi devletin şefkatli kollarında gün doldurmaya çalışıyorlar hakka kavuşmak için.”
Biraz tatil,
Biraz iş,
Birazda yıl boyu yaptığımız rutin şeylerden uzaklaşmak için birkaç arkadaşla birlikte yola koyulmuştuk iki hafta önce.
Ok meydanında bulunan Darülaceze’ye uğrak verdik bir zamanlar derneğimize piyano bağışlayan ve sanatsal tüm faaliyetlere desteklerini esirgemeyen İstanbul vali yardımcısı Orhan Öztürk’ü görmek için.
Hoş sohbetten sonra,
Dilediğimiz gibi gezebileceğimizi, Darülaceze sakinleri ile sohbet edebileceğimizi söyledi bize.
Yıllarca önünden gelip geçmiştim ama ilk defa o gün görüyordum taş duvarların arkasını.
1306 yılında Padişahtan aldığı emir üzerine sadrazam Halil Rıfat Paşa tarafından yaptırılmış.
Amaç,
dilenciler,
Kimsesiz çocuklar,
Cami avlusunda yatıp kalkan yoksulların vs. ıslah edilmesi.
Islahtan kasıt,
Onların bakılıp, beslenilmesi ve sıcak bir yuvaya kavuşturulup geldikleri dünyada yalnız olmadıkları hissi verilmesi.
Aradan 150 yıl geçmesine rağmen amaç hala aynı.
“Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin”