Demokrat Parti merkez ilçe başkanı Hayat Çimen’in, il teşkilatı marifetiyle görevinden alındığı belirtiliyordu.
Durup dururken böylesi bir gelişmenin hiç beklenmediği Demokrat Parti’de, il teşkilatının ortaya koyduğu tavra bakılırsa demek ki parti içten içe kaynıyormuş da kimsenin haberi yokmuş izlenimi verdi doğal olarak.
Türkiye’nin ve hükümete karşı muhalefetin “Demokratik açılım” nedeniyle diken üzerinde olduğu, taşra teşkilatlarının bu konu hakkında neler yapılabileceğini tartıştığı, halka anlatma yolunu aradığı bir dönemde, şuna bakar mısınız Demokrat Parti teşkilat üyeleri şahsi hesaplaşmanın peşine düşmüş.
Neyin hesabı yapılıyor tabiî ki bilemiyorum.
Adı üzerinde Demokrat bir partide anti Demokratik yollara başvurulması ne kadar doğru olur siz söyleyin artık.
İlçe Başkanının görevden alınmasına karşı olmak veya il teşkilatının tavrına tepki göstermek amacım bunun bilinmesini isterim.
Benim dikkat çekmek istediğim nokta, uygulama ve yöntem hatasıdır.
Dahası adı Demokrat olan bir partiye yakışmadığı gibi görevden alma yöntemi yerine, mademki ilçe başkanı istenmiyor kongreye giderek bu iş bitirilseydi.
Şimdi asıl merak ettiğim husus DP Genel Merkezinin göstereceği tavırdır.
DP Genel Merkezi il teşkilatının merkez ilçeyi görevden alma önerisini mi yerine getirecek yoksa il teşkilatının önerisini yapılmamış sayıp, merkez ilçenin görevine devam etmesine cevaz mı verecek.
Oysa benim bildiğim siyasi partilerde prosedür işletilmesi bir hayli önemlidir.
DP’de son gelişme de prosedürün tam anlamıyla işletilmediği görünüyor ki, merkez ilçe Başkanı Hayati Çimen’in “ben yerimdeyim, görevimin başındayım.” Diye açıklama yapması il teşkilatının refüze olması bakımından olayın rehavetini açıkça ortaya koymaktadır.
İşin ilginç bir yanı ise, durup dururken merkez ilçe teşkilatında yaşanan istifalardır.
Kim neden istifa etmiş, rahatsızlık nedir, üyeleri istifaya kadar götürecek huzursuz edici ne olay vardır, bu huzursuzluklar Belediye Başkanlığı seçimi sırasında da yaşanıyor muydu, tüm bunlar bilinmesi gereken detaylardır bence.
Kaldı ki, benim bildiğim hangi parti olursa olsun partiler kişilerin değil, benimseyen tüm bireylerindir.
Bu gerçekten hareketle elbette parti içinde bir takım kusurlar olacaktır.
Mühim olan bu tür kusurları Demokratik yollardan tedavi etmektir.
Antidemokratik bir uygulama kişilere zarar verdiği gibi aynı zamanda partiye olan güven ve sadakati de zedeleyebiliyor.
Geçmişten günümüze bir bakın.
Yıllar yılı uğraş verildiği halde bir parti halen iktidar ve hükümet olamamış ise kesinlikle temelinde antidemokratik uygulamaların yol açtığı zarardan kaynaklanıyor diyebiliriz.
Kısa vadede zararı hissedilmeyen o tür uygulamalar uzun vadede partiye zarar verdiği gibi aynı zamanda demokrat olmayan yolu seçen partilileri de yıpratmakta olduğu gerçeği, yakın siyasi tarihimize baktığımızda görmek mümkündür.
Söyleyeceğim şudur.
Birbirinizle didişmeyi bırakın.
Partinizi Türkiye’de ve Kırıkkale’de nasıl iktidar yapabilirsiniz onu düşünün.
Parti kimsenin malı değil ki, istemediğiniz insanların önüne set vurasınız, partiden atasınız.
Demokrat olduğunuzu, temelinizin adalet üzerine oturtulduğunu gösterin.
Bu parti ne size kalır, nede başkalarına.