Akşam serinliğinde Azaboğlu caminin önünden geçerken pencereden yansıyan ışığı görünce uğrayım dedim.
İçeride merkez ilçe başkanı ile birlikte birkaç partili oturmuş, son günlerde kamuoyunun gündemini epeyce meşgul eden gelişmeleri değerlendiriyorlar.
Konu hepimizin malumu olduğu üzere “Demokratik açılım”
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın sivil örgütleri ziyaret ederek temaslarda bulunup görüş aldığı hani “Demokratik açılım” meselesi var ya işte MHP’de ateşlice bu konu tartışılıyor.
İnsanlar eğlence yerlerinde gülüp oynarken, kahvehanelerde al papazı ver kızı diye kağıt yarıştırırken, gençler internet kafelerde sörf yaparken, dedeler ve nineler Türkiye’nin geleceğinin ne olacağından bihaber torunlarını severken, MHP’de ise Cumhuriyetin geleceği, Misak-i Milliye sınırlarının nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğu anlatılmaya, çözüm yolu bulunmaya çalışılıyordu.
Çok şey konuşuldu, çok gerilere gidildi, tarihten örnekler verildi.
“Demokratik açılım” ile Türkiye’nin başına sarılmak istenen çorap öylesine gözler önüne serildi ki, bu planın gerisindeki emperyalist güçlerin, AKP iktidarı ile el birliği içinde “böl parçala” düşlerinin gerçekleşmek üzere olduğunun altı çiziliyordu.
MHP Milletvekili adayı Şevket Özsoy’un sohbet sırasında söylediği bir konuya dikkat kesilmemek elde değil.
Dedi ki Özsoy, “Bakın arkadaşlar bu hükümet “Demokratik açılım” çerçevesinde aslında hiçbir zaman halk arasında yaşanmayan Türk-Kürt ayrımını gündeme getirmiştir.
Bu meselenin kaşınması ilerde toplumsal bir çatışmaya çanak tutmaktan başka bir şey değildir. Kaldı ki, bu çatışmanın karşısında direnç gösterecek bir güçte yok.
Ne siyası güç nede toplumsal bir güç.
Hükümet bu meseleyi bir şekilde emperyalist güçlerin istediği yönde uygulamaya koyacak koymaya da, İçişleri Bakanı sayın Atalay, yaptığı ziyaretler ile toplumun büyük kesiminin yanlarında olduğunu ve Demokratik açılımı destekliyor görüntüsü yaratmaya çalışmaktadır.”meselenin ne kadar hayati ve ciddi olduğunu gözler önüne serdi.
Özsoy, esasen bu planın bu günün meselesi olmadığının da altını çizdi.
MHP Merkez ilçe Başkanı ise Diyarbakır’da okurken edindiği izlenimlerini anlatırken hükümetin Türk-Kürt sorunu varmış gibi göstermesinin aksine oradaki halk arasında Türk-Kürt ayrışımının kesinlikle yaşanmadığı gibi, iki kültür insanları arasında büyük bir kardeşlik bağları kurulduğunu ve toplumların geçinip gittiklerini söylemesi, Türk-Kürt meselesini hükümetin nasıl istismar ettiğine önemli bir işaret olsa gerek.
Özellikle, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün televizyondaki bir konuşmasında “Demokratik açılım” çerçevesinde hükümetin muhatap olarak PKK terör örgütünü ve Öcalan’ı göstermesine rağmen, bu söylemin karşısında Ahmet Türk’e dokunulamaması MHP’lileri çok kahrettiğini söylemeye gerek sanırım.
Çünkü, o akşam MHP Merkez ilçe başkanlığı odasında konu sadece “Demokratik açılım” ve Türkiye’nin içinde olduğu ihanete karşı toplumdaki duyarsızlık ve sessizliğe karşı duyulan isyandan ibaret.
MHP’de gerçekten öfke büyük.
-İhanet var deniliyor.
-Türkiye’nin bölüneceğini söylüyorlar.
-Emperyalizmin Türkiye’yi hükümet eliyle parçalayacağına işaret ediyorlar.
-Dahası “Demokratik açılıma” karşı gösterilen MHP’de gösterilen tepkinin, AKP hükümetinin göstermeye çalıştığı gibi siyasi bir kavga veya hesaplaşma değil, Türkiye’yi sahiplenme duygusu olduğunun altı çiziliyor.