Hakkâri, Siirt, Diyarbakır, Urfa, Batman, Bingöl, Mardin, Van, Muş, Bitlis’te bulunan arazilerin tümü, kaç aşiret reisinin elindedir. Aşiret ağalarının binlerce dönüm arazileri ve bu arazilerde onlarca köyü vardır. Bu köylerde yaşayan Kürtlerin yaşama şartları ağalara karşı gelmemekle mümkündür. Muhtarı, ağa belirler onu seçerler, oy verilecek partiyi ağa belirler o partiye oy verirler, seçim sandıklarından çıkan oylarda hiç başka tarafa oy çıkamaz. Kızını, oğlunu evlendirmek ancak ağanın müsaadesi ile olur. Ağa toprakların sahibidir. O topraklarda yaşamak isteyen Kürtler o ağanın yasalarına uymak zorundadır. Yani oralarda devlet, ağadır.
Siyasi partiler bu gerçeği bilirler karşı çıkamazlar. Her vilayetin en güçlü aşiret reisini tespit ederler, onu aday gösterirler. Burada aşiret reisleri uyanıktır. Kim güçlü ise o partiden adaylık koyarlar. Güçlerini korumak ve devleti temsil edecek siyasi partiye girerek kendi bölgesindeki hâkimiyetini devam ettirirler. Dış güçler de bunu bilir, devletten evvel bunlarla anlaşırlar.
Şimdi bu güçler bir Kürt meselesini ortaya attılar. Çünkü Irak’ı Talabani ve Barzani gibi iki aşiret reisine teslim ettiler. Bunları evvelce PKK’ya karşı biz kullandık. Silah verdik, para verdik. Şimdi ABD kullanarak Irak’ı bunlara teslim ederek gitmek istiyor. Bunun için Güneydoğu’da bunlara destek verecek bir sistem getirilmek isteniyor.
Buralarda yaşayan 10 milyon Kürt kardeşimizin elinde toprak yok. Çalışsın, kazansın, ailesine baksın. Devlet yatırım yapmamış ki iş bulsunlar. Korucular bile aşiret reisinin gösterdiklerinden seçilmiş, yine onların emrindeler. Aileleri, namusları onlara teslim edilmiş.
Televizyonda görüyorsunuz. Aşiret reislerinin çocuklarının düğünlerini. Kırk gün kırk gece davullar çalınıyor. Yüzlerce kilo altınlar takılıyor. Kalaşnikoflarla harcanan mermiler ve bu altınlar nereden geliyor? Ağalar birbirlerini desteklemek ve zenginliklerini yaşatarak topraklarındaki köle Kürtlere böyle gözdağı vermektedirler. Bu topraklardan kölelerine yaptırdıkları eroin kaçakçılığı ile elde ettikleri servetlerle Türkiye’nin sahillerinin en güzel yerlerini satın alanlar yine bunlar.
Güneydoğu’da 10 milyon Kürt kardeşimizi 100 aşiret reisinin toprağında köle gibi yaşatacaksınız. Bu aşiretlerin reislerini, milletvekili ve bakan yaparak güçlerine güç katacaksınız, sonra çıkıp burada yaşayan Kürtlere demokrasi getirelim diyeceksiniz. Bu gün DTP başı aşiret başıdır. Onunla oturup Kürtlere demokrasi vermeyi konuşuyorsunuz. Adam aşiret reisi, onları temsil ediyor. Emrinde yaşayanlara demokrasi getirelim mi diye soruyorsunuz? Partinizin içinde milletvekilleriniz aşiret reisleri değil mi? Bunlar topraklarında köle gibi yaşayan Kürtlere demokrasi getirilmesini ister mi? Bebek katili Apo bile DTP ve PKK beni temsil edemez derken sorunun devlete karşı değil, aşiret reislerinden kaynaklandığını mı söylemek istiyor?
O bölgeleri idare etmeyi aşiret reislerine havale ederek devlet yöneten sistemimizi değiştirmeden ve siyasi partilerimizin aşiret reislerini milletvekili ve bakan yaparak bunların köle gibi çalıştırıp, yaşattıkları Kürtlere demokrasi getirmek istediklerini samimi bulmak mümkün müdür?