Yıllarca dövizin yükselişine alıştık ama şimdilerde döviz rekor üstüne rekor kırıyor!
Üstelik tam tersi düşüşüne rekor bu.
Dolar dünya piyasasında da inişte!
Ekonomistler, bunun nedenini yüksek cari açıkla izah ediyor.
Dolar küresel para birimlerinden ve dünyada yüzlerce milyar dolar dolaşımda…
Ancak…
Ekonomistler kaygılı…
YTL’nin Dolar karşısındaki değerlenişinden değil…
Çünkü dolar dünya genelinde düşüşte…
Ama, iktidar cephesine sorarsanız, her şey güllük gülistanlık…
Ekonomi rayında, işler de tıkırında.
Ama herkesin değil!
Bayram öncesi çarşı, pazar demeden esnafla konuşmuştum.
Aralarında seçim öncesi görüştüklerim de var tabi.
İstikrar istiyoruz, bir ekonomik krizi göze almamız mümkün değil diyorlardı.
Hepside umudunu Bayram alışverişine bağlamıştı.
Ve hepsi şaşkındı.
Bırakın kârı, hiç ciro yapmadan tımtıkır kasayla günü tamamlayanlar var.
Neredeyse her gittiğiniz dükkanda, tahsilata çıkmış başka bir esnafla burun buruna geliyorsunuz.
Ya da, söyleşirken sık sık telefonlar alacaklılar nedeniyle kesiliyor. Alacaklısı bastıran esnaf, bu defa da kendi alacaklarının peşine düşüyor.
Bayrama yaklaştığımız o günlerde, gittiğimiz yerlerde, alacak ve borçlu ilişkilerinin daha bir sertleştiğine tanık oldum.
Esnaf, “Seçimden sonra işler açılır diye ummuştuk” tam tersi oldu diye hayıflanıp duruyor.
Borçla iş döndüren küçük işletmeler zor durumda…
Hele tekstil işinde insanlar soluk alamaz hale gelmiş.
Esnaf ve küçük işletmeler vergi, sigorta, Bağ-Kur borcunu ödeyemez hale gelmişler…
Vaziyet öylesine vahimleşmiş ki, vergi denetmenleri bile bu şaşkın!.
Çünkü…
Vergi borçlularını ödeme umudu kalmamış.
50 bin YTL’nin üzerinde borcu olan esnaf ve küçük işletmelerin sayısı binlerle ifade ediliyor…
İşletmelerin matrah artırıyor, yüksek miktarlarda vergi tahakkuk ediyor, cezalar, ziyanlar derken, borç ödenemeyince iki, üç yıl içinde katlanmaya ve iyice içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor.
Konuştuğum tüm küçük işletme sahipleriyle esnafın umudu vergi affında…
Ama, bu beklentinin altında bile bir ürküntü var…
“Önce vergi denetimi yapılacak, bol miktarda ceza kesilecek, matrah artırılacak, insanlar iyice borçlandırılıp, sonra da vergi affı çıkarılacak…”
Küçük esnaf ve işletme sahipleri ile görüşmenin yanı sıra bir şey daha yaptım…
Hani şu camında “Bizimle çalışmak ister misiniz?” yazan işyerlerini araştırdım…
Çoğunda ne çıktı biliyor musunuz?
İşi döndürmek zorunda olan ve eleman ihtiyacı da bulunan işletme, eleman alıyor, bir iki ay çalıştırıyor, maaşını vermiyor, eleman çıkıyor, ardından yine yeni bir eleman alınıyor, ona da aynı işlem yapılıyor…
Bu, esnaf ve işletmenin içine düştüğü kısır döngü…
Hazır esnaftan söz açılmışken, bir konuya daha değinmek istiyorum.
Hani, kaldırımları işgal eden, vergisiz satışlarıyla esnafla haksız rekabet eden, meydanı dolduran onca seyyar satıcı tatlıcılar var ya…
Ramazan ayında nedense ortada yoktular.
Şaşırdım gerçekten, ancak öğrendiğime göre bu işin içinde başka bir iş varmış.
Seyyar tatlıcılar o yüzden ortada yoklar.
Türkiye burası.
Her an her şey olabilir.
Siz bakmayın istikrara filan.
Belki onları da istikrar arayışının şaşkınlığı vurmuştur.
Son cümle umarım Bayram esnafımıza yaramış, hiç olmazsa yaptıkları satış ile yaralarına merhem olmuştur.