Kırıkkale'nin köylerinde ikamet eden ve geçimini çiftçilikle sağlayan insanlar tarlalarına ektikleri buğdayların biçilmesiyle beraber ceplerinin dolmasını beklerken açıklanan rakamlar ve izlenen politikalarla yine hava alacaklar anlaşılan.
(kolay anlaşılması için aşağıda bazı rakamlar eski parayla belirtilmiştir)
Hükümetin tavan fiyatı eski parayla 500 bin lira olarak açıkladığı buğdayda Kırıkkaleli çiftçi resmen kan ağlıyor. Toprak Mahsulleri Ofisine verilen buğdaydan Hükümet stopaj, hamaliye ve bağ-kur primini otomatik olarak kesiyor. Küçük bir hesapla 500 bin liradan yaklaşık 15 bin lirasını alıyor. Bu da 1 ton buğdayda 15 milyon, 10 ton buğdayda 150 milyon ediyor. Yani eline düşen çiftçiden verdiği parayı oracıkta tekrar almaya başlıyor.
Tabii tavan fiyat bu diye mahsul bu fiyata satılamıyor. Hükümet tarafından belirlenen en yüksek fiyat bu rakamken, bölgedeki tüccarlar ya da büyük firmalar peşin para ödeyerek bu ücreti 370 bin liraya kadar çekiyorlar. Neden? Çünkü Hükümetimiz aldığı ürünün bedelini yaklaşık 35-40 gün sonra ödediği için çiftçi mecburen ucuz da olsa peşin paranın olduğu yere mahsulünü yıkıyor.
Köylünün beklemeye tahammülü yok, çünkü gırtlağına kadar borç içinde. Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları almış yürümüş, her gün faiz üstüne faiz biniyor. 40 gün daha bekleyince sat tığı ürünün bedelini tamamıyla faize mi yatırsın? Yani Hükümet kendi köylüsünü çiftçisini stokçunun, tüccarın eline atmış durumda.
Balışeyh'te bulunan ofis kuyruğunu görünce gözlerinize inanamazsınız. Kilometrelerce kuyruk ofisin oradan Dikmen köyü yol ayrımına gelmiş, gece gündüz orada traktör üzerinde yatarak bir avuç ekinini satmaya çalışan köylü ise 3 gün sonra ancak ofisin kapısından girebiliyor. Traktörü olmayıp da ekinini satmak için bir kamyon kiralayan Kulaksız kasabasından bir çiftçi sadece 9 km. yol için günlük 400 lira kira bedeli ödüyor. Yani 3 günde 1200 lira. Zaten bu çiftçi ne satacak ki o kadar kira versin?
Köylünün can damarı olan ürününe ürün katan gübre fiyatlarındaki oynama ise akıllara zarar. Geçtiğimiz yıl çiftçiye 2 bin liraya satılan 1 ton gübre şu günlerde 700 lira civarında, aradaki 1300 lira fark nereye kayboldu Allah aşkına? Yazık değil mi bu insanlara? İran'da gübre fabrikası alan Tarım Kredi Kooperatifleri ilk 6 ayda 110 trilyon kar etmedi mi? Bu kadar kısa zaman içinde ne değişti de fark bu kadar açıldı? Bunun izahı var mı?
Çiftçilere soruyorum, uğradı mı bizim vekiller yanınıza diye? Ne gelen var, ne giden diyorlar...Yaz başında bir yazı yazmıştım “Haydi vekiller köylere” diye ama bizim vekiller kendi dertlerinde anlaşılan.
Birisi zaten Kırıkkale'ye uğramaz, diğeri İngiltere'den gelemedi galiba, öteki ise tren tekeri derdinde...
Seçmenlerinin yanında olup çaylarını içmek bu kadar zor işte. Çiftçi kimin umurunda?