Saat 22.45 suları…
Eski rektörlük binası önü.
Hemzemin geçit. Sağ tarafımda 4 kişilik bir ailenin olduğu yeşil bir otomobil.
Ben aracımdayım, ben ve ailem.
Bizim olduğumuz yöne trafik ışığı yeşile döndü.
Yeşil ışık… Geç…
Yeşil ışık…
Sağımdaki araç sağa dönüş sinyalini verdi ve dönmek üzere harekete geçti.
Arkasındaydım…
Sol taraftan tahminen 80 kilometre hızla bir canavarın geldiği gördüm ve onun ışığı kırmızı…
Kırmızı… Kan rengi…
Ve o canavar, kurallara uyan o araca olanca hızıyla çarptı.
Her şey 1 saniyede… Ve sadece 2 metre önümde…
Toz duman ortalık.
Koştuk ve yaralıları çıkardık. 112 ekibi ve polis kısa zaman içerisinde olay yerine geldi. Hepsine teşekkür ederim…
Şoför ağır yaralı… Yoğun bakımda.
Kendisine acil şifalar dilerim.
O canavarın, kazadan sonra kaçtığını öğrendim.
Mutlaka yakalanmıştır.
Burada adalete hesap verecek mutlaka…
Ama diğer tarafta ne cevap verecek?
Büyük mahkemede ne cevap verecek çok merak ediyorum.
Bir aileyi ömür boyu sürecek bir acı tecrübeyle baş başa bırakmak.
Bir aileyi ve sevenlerini acıya boğmak.
Bir aileyi bitirmek…
Bu kaza sorumsuzluk ve dikkatsizliğin eseri.
Kazaya sebebiyet veren kişi ömrü boyunca vicdan azabı çekecek mi acaba?
Çekmeli…
Ve her gün kendisine sormalı nasıl yaptım diye.
Allah rızası için şu araçları dikkatli kullanalım.
Altımızdaki deh deyince gidip, çüş deyince durmuyor…
Gaz pedalına giderken ayağımız, ailemizi ve sevdiklerimizi düşünelim hep.
Allah aşkına hız yapmayalım…