Yine yazıyorum!..
Yıl bin dokuz yüz yetmiş dokuz.
Yaşça benden birkaç yıl önde olan bir arkadaşım üniversiteyi bitirmiş,
Askerliğini yapmış,
Nişanlılık devresine gelinceye kadar kendini geçindirebilecek bir devlet işi için çalmadık kapı bırakmamıştı.
Nihayetinde,
Birilerinden bulduğu “hamili kart sahibi kişi yakınımdır” referansı ile zamanın CHP Ankara millet vekili Yaşar Ceyhan’ın kapısına dayandı.
Onun bu gayretlerini merakla izleyen bizler,
Görüşmenin neticesini sorduğumuzda,
“bu sefer tamam dostlar. Allah razı olsun Yaşar bey çayımı çorbamı ısmarladı. İlgi ile dinledi sorunlarımı, sonrasında danışmanına dönerek bu güzel kardeşimin adını kırmızı kalemle yaz ve özellikle parantez içerisine al ki, unutmadan kendisine yardımcı olalım” dedi. Büyük adamdan çay içmenin, onula tanış olmanın keyfi ile birazda hava basarak “Şu an parantez içerisindeyim ama her an çıkabilirim o parantezden canlarım” dedi bize arkadaşımız.
Gün saymadık ama yıllar sonra toprak mahallede karşılaştığımızda,
Ayna,
Tarak, cüzdan, bıçak satıyordu tezgahta.
Sordum kendisine,
Ne iş Hamit baba,
Hala parantez içerisin demisin!..
“ az kaldı” dedi.
2001’de kurukahvecilerin köşede tesadüf ettiğimde,
İngiltere’ye iltica ettiğini,
Ora vatandaşı bir hanımla evlendiğini,
İki çocuğu olduğunu falan anlattı.
Şakayla karışık,
“Parantez, hem de kırmızı kalemle olan parantez ne oldu” dediğimde,
dünyanın en güzel gözlü yaratığı Eşek’le ilgili bir hikaye anlatıp muzipçe gülerek,
“rengi biraz solsa da hala parantez içerisindeyim sanırım ama bundan sonra onlar çıkarsa da ben çıkmayı istemem parantez dışına ” dedi.
Son bir aydır bakanın bir gidip ikisi geliyor şehrimize.
Her gelen,
Erkan ziyaretinden sonra çarşı Pazar dolaşıyor.
Vatandaşta para yok.
İş yok…
Gelecek umudu hiç yok.
Hazır koca koca bakanları karşısında görünce başlıyor sorunları sıralamaya, istekleri koparmaya.
Onlarda uzaydan gelmiş gibi vatandaşın ne halde olduğunu bilmiyor sanki, danışmanına dönüp “yaz evladım Hasan ağanın adını kırmızı kalemle, birde parantez içerisine al. Al ki,
Ankara’ya varınca soruna çözüm üretip ağayı derdinden kurtaralım” diyorlar.
Bizimkiler pür neşe!..
Bakan adımızı kırmızı kalemle parantez içerisine aldı,
Bu gün olmasa yarın…
Oda olmasa birkaç haftaya kalmaz çıkarız parantezin dışına diye umutlanıyorlar.
Yıl 2009!..
Hayatta ise Allah uzun ömür versin Yaşar Ceyhan’da aynını yapmıştı bizim Hamit’e.
Hamit,
Şimdi İngiliz vatandaşı.
Ve
Hala parantez içerisinde.
Otuz senede değişen iki şey,
Siyasetçinin adı ve partisi,
Birde,
Kırmızının zaman içerisinde hafif solması…
Gerisi, lafı güzaf.