Ben, dedi…
“Bu parti terör örgütüne destek oldukça, karşı çıkmadıkça onun lideriyle bu milletin başbakanı olarak görüşmem”
Dedi, tükürüp attı sayın başbakan…
Gün oldu, deveran döndü…
BOP’daki görevlendirici efendiler usandı Irak’ta durmaktan…
Bir tane Kürt kedisini vermem diyenlerle, çuvalcı conilerin mümessilleri benim iç meselem olan terör konusunda işbirliğine geldiler.
Ne adına?
Dostluk grubu ve demokrasi adına…
Hatırlar mısınız?
Ne var hatırlamayacak canım, o kadar da milletin beyni bunamadı…
Bunlar Saddam’ı yıkıp demokrasi getirme adına böyle ne toplantılar yaptılar ve Irak’a girdiler…
Ama burası Türkiye…
Ne yıkılacak bir Saddam var, ne de AB ve ABD’nin demokrasi zokasını yutacak kadar basitleşmiş bir millet var.
Peki başbakan tükürüp attıysa neden görüştü, burada dönen ne?
Her zaman ki gibi hileyi şerre denk getirmek…
Her zaman ki gibi söylediklerine bir te’vil payı bırakmış, o gün başbakan olarak tükürüp atmıştı.
Şimdi ise, AKP genel başkanı ve grup başkanı sıfatlarıyla eli kanlı teröristin yandaşlarına yanaştı ve buluştu.
Slogan hazır ve bu gün bile kahvelerde duyulan “terörle bir yere varılamaz” safsatası.
Bu bir laf salatası…
Nasıl varılamaz?
Elin oğlu vardı bile.
Dün şehit cenazesinde yüreği yanan insanların bu gün her şeyi hazmeder hale gelmesi.
ABD giderken alelacele Apo’dan önce bir başbakanın Apo’nun sözcüleriyle bir araya getirilmesi, gelmesi ne ile oldu dersiniz?
Aponun istekleriyle bu günkü tavizler arasında fark ne?
Ama çok görmem efendiler…
Apo’ya sayın, şehide kelle diyen ve bu sözlerinden dolayı üç kuruş ceza alıp iki gün önce icraya ödeyen başbakandan ne bekleriz ki?
Ama ya bu milletten?