Şehrin ileri gelenleri başta olmak üzere Hüseyin Kahya parkında akşama kadar güneşin ne tarafını döndüğünü takip edenler dahi Kırıkkale’nin sorunlarını yakından biliyor ve takip ediyor.
Nerde bir Kırıkkale ile başlayan sözcük konuşulsa onlar hep şehirdeki sıkıntıları birbir sıralar.
En son olarak ise Kırıkkale’nin şehircilik bakımından halen geri olduğu cümlesiyle bağlanır.
Ancak ne hikmettir kimse kendi üzerine toz kondurmaz.
Hüseyin Kahya parkında oturup güneşi takip edenlere göre şehrin bu hale gelmesinin müsebbibi Kırıkkale’nin ileri gelenleridir, idareyi elinde bulunduran ilere genlere göre ise kendilerinden önce şehri idare edenlerin beceriksizlikleridir.
Elimizi kafamıza koyup şöyle bir düşünecek olursak, bugün şehirde yaşanan sıkıntıların baş mimarlarının parkta güneşi takip edenler ile şehrin ileri gelenlerinden başka birilerinin olmadığı açıkça görülebilir.
Biliyorsunuz Kırıkkale’nin il oluşu beraber ekonomisinden tutunda, sosyal ve kültürel yaşamına varıncaya kadar her şey kısmen değişime uğradı.
-Milli gelirden aldığı pay arttı.
-Vergi matrahı yükseldi.
-Ticari yaşam gelişti, esnaf sayısında artış görüldü.
-En önemlisi Üniversite geldi.
-Üniversite ile birlikte sosyal hayat belirgin bir ölçüde değişime uğradı.
-Rafineri kuruldu, istihdamın artmasına paralel olarak şehrin ekonomik girdilerindeki rakamlar dikkat çekti.
-Eğitim yuvaları yani okul sayıları arttı.
Netice itibarıyla il statüsü verilen Kırıkkale’de her şey değişti ama şehircilik anlamında, şehir olma özelliğinde bir hayli geri kaldı.
Seçilmiş Belediye başkanları ile atanmış yöneticiler Kırıkkale’nin şehirciliğinin gelişmesine müspet yönde katkı yapamadılar.
Belediye başkanları siyasi ikballerinin kaygısı, atanmışlar ise koltuklarını kaybetmenin endişesine kapıldılar.
Yolları kazdılar, kaldırımları yenilediler, parkları değiştirdiler ama şehircilik ve şehir yaşamında arpa boyu yol alınamadı.
Ellerini taşın altına koymadılar.
Günü kurtarmanın kaygısına düşüp, suya sabuna dokunmadan, atananlar emekliliklerini bekledi, seçilenler ise bir sonraki seçime hazırlık yaptı.
Sonuçta kazanan yok.
Başkanlar seçim kaybetti, atananlar ise koltuklarını kaybetti.
Bugün ise Hüseyin kahya parkında oturup güneşi takip edenler, hala oradalar.
Yine hala Belediye başkanını onlar seçip, atananları belirleyen vekilleri meclise onlar gönderiyor.
Ve yine halen onlar güneşi takip ediyor.
Ellerini başlarını koyup düşünmüyor, verdikleri oyun vebalinden bi-haberler.
Peki soruyorum size, problem kimde, suç kimin suçu?
Sadece atananlar ve seçilenler mi suçlu, yoksa atananlar ile seçilenlere onay veren göbeğini kaşıyıp güneşi takip edenlerde mi?