AKP iktidarı yine yeni bir maceranın içine doğru bodoslama daldı. Ancak bu sefer ne kadar tehlikeli suların içinde yüzdüğünün farkında değil galiba. Evet “Kürt açılımı” adı altında milletin beynine yıllardır kazınan ve artık işleme koymak için son noktaya getirilen bu söylem İçişleri bakanı Beşir ATALAY'ın resmi açıklamaları ile sabitlendi artık.
Atalay 15 Ağustos'ta İmralı'da yatan çapulcu başı katilin açıklayacağı sözde yeni bir yol haritasının hemen öncesinde meydanı onlara bırakmamacasına, Hükümetin alel acele hazırlamaya başladığı yeni açılıma dair bilgiler verdi. Tabi ön bilgilere bakınca bunların açılım değil tam bir dağılım! olduğunu gördük.
Hükümet çalışmanın özünü henüz açıklamasa da yöntem ve üsluba dair bazı noktaları kamuoyuna duyurdu. Mesela, "çözüm sürecinin yolu demokratikleşme" veya "hak ve özgürlükler verilmeli" gibi ifadeler olayın ne yönde ilerlediğinin ipuçlarını verdi aslında.
Atalay AKP iktidarı'nın "çözümsüzlük çözüm değildir" söylemini bir kez daha hatırlattığı konuşmasında, AKP'nin Kürt açılımı meselesinde de tıpkı Kıbrıs sorunu'nda olduğu gibi ver kurtul mantığı ile yaklaştığını gösterdi bizlere.
Açılım konusunda Hükümet herkesten çözüme destek beklediklerini belirtiyor, hatta toplumsal bir mutabakattan dem vuruyor. Peki yıllardır dağda bayırda Askerlerin, polislerin, öğretmenlerin, doktorların, memurların, işçilerin, kundaktaki bebeklerin canına kasteden terör örgütü ile bu davada evladını, karısını, kocasını, çocuğunu, babasını kaybeden kişileri nasıl yanyana getireceksiniz?
Sadece benim memleketim Kırıkkale'den bugüne dek 143 tane şehit var, bu şehitlerin babalarını , analarını, kardeşlerini, çocuklarını, eşlerini...nasıl sürece dahil etmeyi düşünüyorsunuz? Onların kaybettiklerini unutup "olan oldu ne yapalım" demesini mi bekliyorsunuz? Afyon'da 117 şehit, Kayseri'de 138, Yozgat'da 153, Sivas'da 198 şehit...Ya onlar? Onların yakınları?
Yukarıda da belirttiğim gibi yeni açılımın dikkat çeken ana başlığı "Demokratikleşme, hak ve özgürlükler" meselesi. Soruyorum size, bu ülkede kürdüm diyen hangi vatandaşın elinden hakları alındı? Okula mı gidemediler, hastane kapıları yüzlerine mi kapanıyor? Iş güç kuramadılar mı? Türkiye'nin en büyük holdingleri Kürt kökenli vatandaşların değil mi? Sanatçılar, iş adamları, turizmciler, akademisyenler, gazeteciler...Hatta Cumhurbaşkanları...Bundan daha demokratik bir ortam olabilir mi? Pardon ama demokratikleşme diye diye nereye gidiyoruz?
Ayrıca son günlerde dağda bugüne kadar askerimizin canına kast edenlere af 'tan hatta onlara iş aş sağlanmasından bahsediliyor.Yok yaaa, daha neler. Bu ülkede milyonlarca insan işsiz gezecek biz canımızla oynayan, içimizi dağlayanlara bir de iş vereceğiz öyle mi? ABD'lilere göre sorun bu şekilde çözülebilirmiş! Hadi oradan!!! Siz aklınızı kendinize saklayın.
Değerli okuyucular, herkesin malumu üzerine konu Kürt meselesi değil, terör meselesidir. Kimse terörü bir kürt sorunu imiş gibi göstermeye kalkışmasın. Türkiye'nin heryerinde binlerce Kürt yaşıyor, çalışıyor. Bugüne dek kavgamı ettik onlarla? Asla görüşmedik mi? Birbirimizi görünce yolumuzu mu değiştirdik, selamlaşmadık mı? Açılıma felan gerek yok, bırakın açılımıda görün üzerimizde oynanan oyunları. Birileri Güneydoğu bölgesinde hükümranlığını sürdürebilmek, siyasi otoritesini koruyabilmek ve Türk halkının uyanmasını engellemek için türlü oyunlar çeviriyor.
Buradan sesleniyorum Kürt açılımı diye ortaya çıkan aydınlara, birazda yanı başımızda Irak'ta katledilen Türkmen soydaşlarımızın çektiklerine bakıp onlar için açılım isteyin olmaz mı?
Sırf koltuklarından inmemek uğruna bu kadar taviz verip çabalayanlar; birileri istedi diye bu kadar açılırken yarın oy sandıklarında dibe vurmazsınız umarım.