Yakın tarihimizde Türk dünyasının dik başlı, yürekli bir siluetini çizen liderin sözleri bu gün daha manidardır.
Bilhassa Mili ve manevi değerlerin örselendiği, milletin kendini küçük görme ve gösterme hastalığına düşürülmek istendiği şu günlerde dikkatle okunması gereken bir metimdir.
“Türk Milletinin varlığını korumak, yükseltmek ve onu ebediyen devam ettirmek fikrine hizmet etmeyen, bu fikre uygun olmayan hiçbir davranış, hiçbir hareket, Türk Milleti için meşru olamaz.
Milletler arasında devamlı bir yarışma, bir mücadele sürüp gitmektedir.
Her millet kendi milletini daha üstün yapmak, daha refahlı, daha saadetli, daha medeni, daha ileri bir millet yapmak için çırpınır ve mücadele eder.
Memleketimizde uygulanan kalkınma programları, kalkınma plânları propaganda mahiyetindedir
Milletimizin yaşaması, yükselmesi için her şeyden evvel tek kalp olarak çarpmak, tek ruh, tek ses halinde birlik beraberlik içinde bulunmak lâzımdır.
Bugün bir çok felaketlere uğramış olmaklığımıza rağmen, yeryüzünün en büyük milletlerinden birisi Türk Milletidir.
Bu büyük milletin tarihte yapmış olduğu büyük işler ve gelecekte yeniden ortaya çıkaracağı büyük varlık, bu bölgede gözü olan, Türk Milletinin güçlenmesinden endişe duyan, bir takım yabancı kuvvetleri, yabancı çevreleri endişelendirmektedir.
Bunun için de Türk Milletinin güçlenmesini, kalkınmasını engellemek için her şeyden evvel milli birliğimizi ve bütünlüğümüzü bozacak, parçalayacak fesat tertipleri, fitne hareketleri halkımızın içine, milletimizin arasına yayılmaya, salınmaya çalışılmaktadır.
Türk Milletinin kalkınması için her Türkün daima birinci plânda gözetmesi icabeden husus, birliğin korunması, beraberliğin korunması, bizi parçalayacak, bizi birbirimizden soğutacak, bizi birbirimize karşı getirecek her tertibin elbirliğiyle karşısına dikilmek olmalıdır.
Birliğimize kasteden tertiplerin başında komünizm, bölgecilik ve mezhepçilik gelmektedir.
Türk Milletinin kalkınması için her şeyden evvel Türk Milletinin millî benliğine, millî varlığına dönmesi lâzımdır.
Bir milletin yükselmesi, millî değerler meydana getirmesiyle mümkün olur. Bir millet millî ahlâk sahibi olarak, kendi dinine, imanına, ahlakına, âdetlerine, tarihine, geleneklerine sahip olarak ancak gücünü kuvvetini muhafaza edebilir, yükselebilir.
Kendi benliğinden uzaklaşan, kendi benliğini hor gören, kendi kendini beğenmeyen, başkalarını kendinden üstün zanneden, başkalarını kopya etmeyi marifet sayan bir millet kendini kaybetmiş, çoktan ölmüş olur.
Onun için bizim milletimizi kalkındırmak için açtığımız mücadelede; her şeyden önce üzerinde durduğumuz husus: Biz Türk'üz, kendimize benzeriz, kuvvetli, vasıflı, meziyetli, ahlâklı bir milletiz. Başkalarından eksik bir tarafımız yoktur.
Başkalarını kopya ederek yükselmemiz mümkün değildir. Kendi benliğimize güveneceğiz, kendimize dayanacağız, kendi özelliklerimize döneceğiz, kendi millî âdetlerimize, ahlâkımıza döneceğiz.
Ama modern ilmi, modem tekniği de alıp, onda da bir ân önce yükselmenin çarelerini bulmak suretiyle memleketin kalkınmasını sağlayacağız.”