Menderes Caddesinden her gün iki defa, bazen de dört defa yürüyerek geçiyorum.Bir zamanlar popüler olan altıgen kaldırım taşları ile döşenmiş kaldırımlar zamana yenik düştü.Zamanın popüler ihtilal artığı partisi siyaset sahnesinden çekilmesi gibi kaldırım taşları da devrini tamamladı. O caddeyi kulla kullananlar bilirler Ne kadar tavukçu ,sakatatçı varsa hepsi hemen hemen o cadde üzerinde yer almışlar .Eskiden bazı esnaflar aynı caddede olmayı arzu ederlerdi.Bazıları Bir kapalı çarşıda yer alırlar müşterilerine bol çeşitle hizmet etme imkanı bulurlardı.Kuyumcular Çarsısı,Ayakkabıcılar Çarsısı. Baharatçılar, Sahaflar, Bakırcılar, Semerciler Çarşıları gibi .Bizim Menderes Caddesi esnafı sadece sakatatçılardan oluşmuyor tabii ki.Nalburcu,manav, ayakkabıcı,fırıncı,Super marketler ve seyyar satıcılar da var. Anlayacağınız Şehrimizin en işlek ikinci veya üçüncü caddesi.Hani 3.cadde reklamı gibi değil hani.Orada birçok çağdaş marka yer alıyor ya. Bizim öyle bir takıntımız yok. Daha çok gerçek müstahsil olan köylümüzün şehre doğudan giriş-çıkış yaptığı yer burası. Kendine göre aradığını bulabildiği bir yer. Hayır Öyle dememeliyim. Şöyle olabilir belki köyümüzü şehre getirdiğimiz cadde.
Yerlere serilmiş kirli naylonlar ve şilte çuvallar üzerinde Kızımız marul,biber, domates, ve taze hıyar satıyor.Biraz ilerde adamın biri tezgah açmış çakmak tamiri yapıyor.Öteki topladığı semiz otlarını öbek öbek ayırarak bir tutamını beşyüz kuruşa satıyor.Nalburcu mutlaka kaldırıma her sabah bazı malları istif eder.Kahraman kavafımız hem dükkan önüne ehemde karşı tarafa ayakkabılarını dizer. Kendileri; “ayakkabı profössörüyüm” diye övünür. Hakikaten, indir bindir ,her gün sabah akşam usanmadan ayakkabılarını o kadar sever ki adeta anasını ağlatır. Sakatatçılarımız sabunlu su ile dükkanlarını yıkarlar.Temizlik imandandır,daha ne yapsın adamlar. Köpüklü sular kaldırımdan caddeye akar. Akamazsa göl olur kimin umurunda. Etrafa sakatat kokuları yayılır. Gerçek müstahsil köylümüz buna alışık olduğu için ciğerleri bir kez daha bayram eder. Seyyar mısırcı,tatlıcı ,fındıkçı,saç kavurmacı,simitçi, nalburcu esnafımızda kayıtsız ekonomik faaliyet yürüterek ailesine ekmek kazanma telaşı içinde.
Kimse yayalar için ayrılmış kaldırımların bu haline aldırmaz .Kanıksanmıştır. her şey. Şehrimize yakışmayan bir durum bu. İnşaatı devam eden benzin istasyonu yayaların geçebileceği alanı daraltmıştır. Birde bu kısma bazı kişiler otolarını park edince ,yayalar akan trafik (bardon seyr-u sefer demeliyim) içinden büyük bir güven içinde(!) geçmektedirler. Gerçek müstahsil olan köylümüze verdiğimiz eğitim sayesinde bu ana kadar bir kazanın yaşanmamış olması ne kadar başarılı olduğumuzu gösteriyor.
Asıl beni üzen şey bunlar değil aziz okuyucularım. Saç kavurma yapıp müşterilerine ayak üstü hizmet eden seyyar esnafımızın ayakları dibinde duran Ankara kedisinin acıklı durumu her geçişimde yüreklerimi parçalıyor. Başını yukarı kaldırıp kaldırıp bakıyor.Acaba bana da bir lokma düşer mi diye. Çok sevimli bu kediciğin insanın ciğerini dağlayan bu durumunu hayvan hakları savunucularına nasıl ileteceğimi hep düşündüm durdum.
Sakın bu yazımı kaldırımın bozukluğunu şikayet ediyorum diye algılamasın yerel yönetimimiz. Bendeniz sadece bu kediye acıdım. Bu ülkede insanın değeri yok zaten. Menderes Caddesinin köyümüzü andıran hali bana nostaljik duygular yaşatıyor. Sakatat kokuları arasından geçen genç kızların ve delikanlıların buna aldırdıkları yok zaten.Kedinin haline de benden başka üzülen yoksa bu yazdıklarımı yok sayın lütfen.