Dil toplumun bütün fertlerini birleştiren bir unsurdur.
Acınızı ve sevincinizi onun gücüyle paylaşırsınız.
Sevginizi ve nefretinizi onunla dile getirirsiniz.
Onunla ağlayıp onunla gülersiniz.
Onunla şiirler, öyküler, şarkılar, romanlar, ağıtlar yazarsınız.
Kulağımıza hoş gelen besteler onun hamurundan çıkar.
Gelecek nesillere kültürünüzü onunla aktarırsınız.
Siz, onunla varsınızdır.
Msn ile sms aracılığı ile Türkçe’miz tek kelimeyle katledilmektedir.
Evet, kabul, peki yerine ok ya da ewet yazılıyor.
Hoşça kal veya Allah’a ısmarladık yerine bay bay ya da baş baş deniyor.
Allah’a emanet ol yerine aeo diye kısaltma yapılıyor.
Kendine iyi bak yerine saçma bir kısaltma olan kib kullanılıyor.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür; ama sayfalar yetmez.
Bu tür mesajlar ve yazılar konuşmalara da yansıyor.
Argonun yanında bir de böyle uydurukça bir dil çıktı ortaya.
Tam olarak Türkçe konuşan gençler azalıyor.
Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençler dilimizi yozlaştırıyor.
Onlar ne yaptığını bilmiyor; ama yetişkinler de buna seyirci kalıyorlar.
Kırıkkale’mizin yerel radyolarında program yapan gençler de Türkçe’yi kullanamıyor.
Onlar da bu akıma kendisini kaptırmış görünüyorlar.
Programlarda espri olsun diye bu tür konuşmaları yapıyorlar.
Telefonla bağlanan gençler de böyle konuşuyorlar.
Gülmek için yapıyor olabilirler; ama yine de yanlış bir davranış.
Radyoların ve televizyonların amacı güzel Türkçe’yle yayın yapmaktır.
Türkçe’yi en güzel şekilde kullanmak ve bu konuda örnek olmaktır.
Sokak ağzıyla konuştuktan sonra yayıncılığın bir önemi kalmıyor.
Toplumların temeli ve geleceği kültürlerin yaşanıp aktarılmasıdır.
Bunun için de dil çok önemlidir.
Biz dilimizi bozup yozlaştırsak yanlış yaparız.
Kimliğimizi, kültürümüzü ve öz benliğimizi kaybederiz.
Dilde başlayan kuşak çatışmasıyla nesiller arası uçurum oluşur.
Argo ve uydurukça kelimelerle saçma sapan konuşmayalım.
Yazılı da olsa sözlü de olsa Türkçe’yi kullanalım.
Kendi elimizle sonumuzu hazırlamayalım.
Türkçe’mize sahip çıkalım.