Kırıkkale'nin yeni valisi göreve başladı.
Valinin gelişi nedeniyle hoş geldiniz kuyruğu oluştu.
Bu görüntü yabancı değildi çünkü, her gelen yeni valiye usül gereğidir sanıyorum bu şekilde karşılama yapıldı.
Yanlış hatırlamıyor isem, geçtiğimiz pazartesi günü Zaman gazetesindeki habere göre, Güneydoğuda bir ile atanan yeni valinin karşılanması da Kırıkkale'de ki gibi olmuş.
Şunu söyleyeyim asıl söylemek istedğim valiyi karşıla usülü değil.
Dikkat çekmeye çalıştığım konu, yeni valinin ayağının tozu ile Kırıkkale'de ne yapıp ne yapmayacağıdır.
26 Haziran 2009 tarihli yazıda üstü kapalı olarak bazı hususlara değinmiştim.
Ama en önemlisi yeni vali için "Farkını hissettirir" cümlesi olsa gerek.
Nasıl ki, her siyasetçi, idareci, bürakrat ve hükümet iktidara geldiğinde kendi çalışacağı ekibini hazırlayıp, farkını hissettirici çalışmalara imza atmak isterse, yeni validen Kırıkkale'nin beklentisi esasen budur.
Oysa Kırıkkale 1989 da il olduktan bugüne kadar en fazla üç valinin farkını hissedebildi.
Uzun yıllar Kırıkkale'de görev yapmasına rağmen farkı hiç hissedilmeyen valileri de gördü şehir.
Gidenin arkasından taş atmak değil amacımız ancak bazı doğrularında, yenilerin önünü görebilmesi bakımından yarar olacağı kanatindeyiz.
Bu anlamda Ak Parti iktidarı ile birlikte Kırıkkale'de kendini gösteren "İdari boşluk", "sahipsizlik", "başıboşluk", "salıverilmişlik" ciddi anlamda rahatsız etti.
Hatta eminim hatırlayanlar vardır, Kırıkkale'nin mahalli gazetelerindeki köşe yazarları sık sık "İdari boşluk" konusunu kaleme aldılar.
Aynı gazetede görev yaptığımız Halil Halat, Ömer Kıvanç ve ben böylesi bir rahatsızlığı ile getirmemize rağmen, düzelmesi için pekte başarılı olduğumuzu söyleyemem.
Kırıkkale'nin belki kaybolan yıllarıydı geçen süre.
İşte bu yüzden yeni vali Hakan Yusuf Güner, Kırıkkale için bir umut durumandadır.
Ne yapılır, ne yapmalıdır, nasıl bir yol izlenir onu ben bilemem.
Fakat bu konuda yapılması gereken, ortaya bir fark konulması olacaktır sanıyorum.
Hiç unutmuyorum, Kırıkkale eski valisi Behiç Çelik bir sohbette, Devletin ağırlığını hissettirmesine ilişkin örnek vermişti.
"Devlet ebed müddettir" diye de eklemişti.
"Osmanlı döneminde ihtişamlı binalar yapılırdı. Bunun bir nedeni var. Devlet büyüklüğünü, ihtişamını ve ağırlığını gösterirdi bu şekilde."
Eski vali Çelik'in anlattığı konu belki, yeni vali Güner'in farklılığı hissettirmesine tam anlamıyla bir örnek değil.
Bizim söylemek istediğimiz şehrin idaresinde, ortaya konulan çalışmalarda ve proje geliştirme anlamında bir farklılığın gösterilmesidir.
Kaldı ki, halkın ve bürokrasinin bu tavrı hissetmesi, defaten kendine çeki düzen vermesi, şehirdeki boşluğun giderilmesi, sosyal dengelerin oluşturulması gerekmektedir.
Halk ile devlet, halk ile bürokrasi arasında güven ve saygının tesis edilmesi elzem haldedir.
Mağdurun, haksızlığa uğrayanın, sosyal baskı ve zulümden isyan edenlerin başvuracağı, derdini dinletebileceği bir mekanizmanın, sağlıklı hale getirilmesi beklentisi sona erdirilmelidir.
Yasakçı zihniyetin yerine, anlayış ve hoşgörünün hakim olacağı hissettirilmelidir.
Kısaca Kırıkkale'nin kabuğunu yırtıp, modern ve çağdaş yaşama, camide ibadet eden ile meyhanedeki vatandaşın da, haklarının gözetilme zamanıdır.
Kırıkkale'deki minibüsçüler, servisçiler ile otobüsçülerin yaşadığı sıkıntı ve sorunlarının, siyaset anlayışı çerçevesinde değil, devlet ciddiyeti ve sorumluluğu çerçevesinde çözümlenmesinin gereği söz konusu.
Çünkü, AB kapılarını aşındırdığımız son yıllarda, özümüzü, örf ve geleneklerimizi hırpalamadan, özgürlüklere, hak ve hürriyete saylığı bir anlayışa herkesin ihtiyacı var.