Ölen kişinin tanıdık olması hiç de önemli değildi. Yeter ki belediye ilan bürosundan o gün kaç kişi öldüyse listeler alınsın, hangi camiiden kalkacaksa bütün adaylar o camiye gelirler ve taziyelerini bildirirlerdi.
Eh bu arada da duygu sömürüleri ile kaç oy kopartabilirlerse kâr sayarlardı. Hey gidi günler…
Şimdi bakıyorum da düğünler pek kalabalık olmuyor. Cenaze törenleri cılız geçiyor.
Düğünlere, asker gecelerine ve de cenazelere o başkan adaylarından kimsecikler katılmıyor.
Vay canına demek o katılımların hiç biri candan ve samimiyetten değilmiş.
Ne oldu şimdi niye gelmiyorsunuz, hissinde samimiyeti olmayanlar neredesiniz?
Önemli olan şimdi bağ bellemeye iziniz olsun ileride de üzüm yemeye yüzünüz olsun.
Ne demek vatandaş Azrail ile pazarlık mı yapsın? Yani var git ölüm, var git seçim zamanı gelsin de öyle gel mi desin?
Helal olsun sizlere ölüme de polika karıştırdınız ya pes doğrusu. Sizlerden korkmayan taş olur taş. Vallahi kurnazlığın bu kadarına da lafım yok desem yerinde.
Sahi neredesiniz? Ne meydanlarda görünüyorsunuz ne de çay ocaklarında… Şöyle bir gelin de ziyanı yok, çayı biz ısmarlayalım.
Demek ki sizin adamlığınız bu kadar imiş. Unutmayın bu günün yarını da gelir. Siz bilirsiniz, benden söylemesi.
Duyuşum gibi ise aday olduğunuz partilerin merdivenlerinden bile ayaklarınızı çekmişsiniz. Yazıklar olsun! Hey gidi günler hey… Güya millet mi kandırıyordunuz?