Teşvik uygulamasının kapsamını genişletti ve bunun içine Kırıkkale'de dahil oldu.
İnceleyen oldu mu bilmiyorum ama Halil Halat'ın önceki günkü yazısına bakılacak olursa, Kırıkkale bu konuda bir hayli ilgisiz.
Tabi ki, bu ilgisizliğin neden ve niçinleri var.
Oysa hatırlanacağı üzere, Sadık Avundukluoğlu, Hacı Filiz, Abdurrahman Ünlü'nün milletvekili olduğu yıllarda Kırıkkale'nin kalkınmada öncelikli iller arasına alınması için bir hayli çalışmalar yapılmıştı.
Kırıkkale halkı adeta tüm işini gücünü bırakıp bu işe odaklanmış, her yere ilanlar asılarak halkın bilgilenmesi sağlanmıştı.
Bugün bakıyoruz öyle bir hareket yok.
Kimse ya hadisenin farkında değil, yada ilgisizlik hat safhada.
Düşünebiliyor musunuz, elinize bir imkan veriliyor ama ne imkanın farkındayız, nede değerlendirmek için bir araştırma yapıyoruz.
İşin ilginç yanı, gerek yatırımcı ve gerekse işletmelerin temsilcisi olan sivil örgütlerden de bir ses seda çıkmıyor.
Meselenin özünü kavrayan Çorum ve Yozgat, bundan faydalanabilmek ekstra iyileştirme talebinde bulunurken, Kırıkkale halen teşviğin ne olduğunu anlamış bile değil.
Ne bankalarda milyarları olanlardan yeni yatırımlar için bir hareket gözüküyor, nede teşvikten yararlanma noktasında bir çalışma yapılıyor.
Lafa söze gelince hükümetin ekonomik politikasını yere vuranlar, nedense böyle bir fırsatı değerlendirmenin peşindeler?
Milletvekili adayı olduğu günden itibaren, Kırıkkale'ye yatırım ve yatırımcı getirebilmek için canhıraç çalışmasına rağmen Kırıkkale'yi kayda değer yatırım ile buluşturamayan Turan Kıratlı'yı şimdi daha iyi anlamak gerekiyor.
Zira bir şey yapılacak ise topyekün bir birliktelik sağlanmalı.
Belkide Kırıkkale'deki en büyük eksiklik budur, bilemiyoruz.
Yada sorun birlikten güç doğar anlayışının Kırıkkale'de oluşmamasıdır.
Veya teşvik meselesinin Kırıkkale için önemi, sivil örgütlerce yeterince anlatılmamasıdır.
En önemlisi de, şehirdeki idari boşluk nedeniyle meselenin sahiplenilmemiş olmasından kaynaklanan sorundur belki.
Dahası teşvik konusuna ilgisizliğin temelinde, üreten değil sürekli tüketen, patron olmak isteyen değil, başkasının yanında çalışan bir toplum anlayışının terkedilmemiş olması yatıyordur.
Mesela, ben bildim bileli Balışeyh ve Karakeçili yöresine bir salça fabrikası hayali var.
Yıllardır söylenir ama bir arpa boyu yol alınamamıştır.
Şehrin tarımsal yapısı itibarıyla bir yağ fabrikası kurulması hayalide fiiliyata geçmemiştir.
Bugüne kadar imkanlar ve ekonomik şartların yeterince olgunlaşmamasıdır sıkıntı belki.
Ancak bugün o fırsat doğmuş olabilir.
Biraz cesaret, biraz özgüven, biraz teşvik ile bunların aşılabileceği bir gerçek.
Bir yerden başlamak gerekiyor.
Bir adım atmak, en azından teşviğin içeriğini irdelemek lazım değil mi?
Ve biliyorum ki, şehirdeki sivil örgütlerden tutunda, siyasi ve idari noktadaki şehrin sahiplerine varıncıya kadar bu konuya eğilmelidirler.
Tıpkı yıllar önce Kalkınmada öncelikli iller arasına, Kırıkkale'nin de alınması yönünde oluşturulan birlik ve beraberlik gibi.