Domuz gribi,
Deli dana,
Kanamalı Kırım Kongo hastalığı,
Yani,
Kene ısırması…
Halk arasında tamamı ülkemizde gözü olan emperyal güçlerin bizleri birer birer tüketmek amacıyla icat ettikleri hastalıklar!..
Aklı yetende,
Yetmeyende bu fikirde.
Bana göre de haklılar.
Çünkü,
Bu güne değin meselenin uzmanı dediğimiz yetkili etkili hiçbir zevattın ağzından doğru düzgün, vatandaşı aydınlatıcı bir açıklama duymadık konu hakkında.
Kuş gribi dediler,
Bir sabah baktık ki, kümeste ne kadar tavuk- horoz türünden kuşgiller var, tamamı itlaf edilmek üzere götürülüyor. (itlaf, öldürmenin, yok etmenin kibarcası!)
Halbuki havaların değişmesi ile grip olan insanımız elinde mendile, burnunu çeker yürürdü sokakta.
Bir iki bardak sıcak, nane limonla da sorun birkaç günde halledilirdi.
Deli dana hastalığı çıkarttılar ki hatırlayın;
Kuru fasulyenin içine koymaya et almaktan ürktü insanlarımız. Orta Asya’dan bu yana atın eğerinde pastırma yapmayı bellemiş ataların torunları olarak bu ürküntü ve korku ile az kaldı gitti ot obur olacaktık hepimiz millet olarak.
Geçenlerde,
Ömrünün kırk yılını Almanya’da geçirmiş dayım,
Nisan Çalışkan, İhsan Daşkın, Mehmet Ali Daşdemir ve birkaç arkadaş piknik yapmak amacı ile araziye çıktık.
Sohbet koyu iken mesele yoktu da laf dönüp dolaşıp kene vakalarına gelince farkında olmadan herkes orasını burasını yoklamaya başladı.
Her ne kadar “yok adam keneler bizim buralara kadar henüz ulaşmamıştır. Hem her yerin yetkilisinden bizimkiler daha uyanıktır. Hele, bir gelmeye cesaret etsinler, yumurtalarından çıktığına pişman ederler” falan dedikse de, telaş içten içe avucunun içine aldı hepimizi.
Yine de belli etmeden korkuyu birbirimize,
Evde randevumuz var dağılalım mazereti ile çok sevdiğimiz kırlara veda etmeden attık arabalara kendimizi.
Biz böyle iken diğerleri farklımı?
Asla!..
Biz nasılsak başkaları da aynı.
Çünkü düşman hem sinsi, hem bir halta benzemiyor ki, yumruk yumruğa mücadele edesin.
Allah’tan bir tek şeyden eminiz.
Dışardan birileri getirip bulaştırmazsa şayet, soframızda domuz çeşitlemesi olmadığı için domuzun neden olduğu söylenen girip hastalığından fazlaca endişe etmemiz gerekmiyor!..
Ama yinede belli olmaz!..
Yetkililer düzgün bir açıklama yapmıyor.
Etkililer,
Gerekli tedbiri almaktan aciz,
Vatandaş sokakta senaryo yazıyor.
Önce deli dana dediler,
Otların büyümesine izin verdiler.
Sonra,
Kuş gribi dediler,
Bu otların arasında yetişip semiren keneleri yiyerek beslenen tavukları yok ettiler.
Baktılar,
Kene bir oradan bir buradan teker teker götürüyor insanımızı,
İşi çabuklaştırmak için dış destekli, domuz gribini saldılar üstümüze!..
Şu sırlara eksik olan tek şey,
Bu senaryonun filmleştirilmesi…
Cüneyt Arkın’ın sağlığı yerinde olsaydı mesele yoktu da,
Esas oğlan ve kızı bulurlarsa ki, eli kulağındadır, oda gerçekleşir yakında.