Son dönemde üst rütbeli subaylara karşı takınılan tavır herkesçe malum. Bu sebeple birkaç yıl önce İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduda ortaya çıkarılan çeşitli miktardaki patlayıcılarla beraber hayatımıza giren Ergenekon operasyonu toplumun her kesimini içine alan bir girdap halini aldı. Askerden akademisyene, hukukçudan sendikacıya hatta sanatçılara kadar kapsamadığı meslek gurubu kalmadı. Ancak bu noktada ağırlıklı olarak muvazzaf ya da emekli askerlere yönelik bir kampanya yürütüldüğünü kimse inkar edemez. Sizlerinden bildiği üzere TSK üzerine çeşitli oyunlar oynanıyor ve bu oyunlardan sonuncusu ise kökeni ve hizmet ettiği kesimin son derece net olduğu bir gazetede Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde hazırlandığı iddia edilen ve adına “irtica eylem planı” denilen bir planın ortaya atılmasıdır. AKP ve Gülen cemaatini yok etmeye yönelik çeşitli hazırlıklar yapıldığı iddiası bu planın içinde yer alıyor. Güya Asker kendi içinde hem iktidarı hemde Gülen cemaatini bitirmeye yönelik bir hazırlık içerisine girmiş. Bu plana göre, o çevreye yakın insanların evlerine çeşitli silahlar konularak yakalanacak, medyaya yalan haberler servis edilecek vs.vs. gibi olaylardan bahsediliyor.
GENELKURMAY'IN AÇIKLAMASI
Genelkurmay dün bir açıklama yaparak bu belgenin kendi bünyelerinde hazırlanmadığı kanaatine varıldığını ifade etti. Tabii “kanaat” sözü biraz muğlak kalınca hemen akıllara acaba sorusu takıldı. Neden Genelkurmay Başkanlığı evet ya da hayır dememişti? Niye havada kalan ifadeler kullanmayı tercih etmişti? Bana göre Asker kanadı son derece itidalli bir yaklaşım sergiliyor ve ortamı daha da gerebilecek açıklamalardan kaçınıyor. Şu durumda yapılması gereken en mantıklı davranış biçimini sergiliyor. Nitekim Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker BAŞBUĞ'UN bir gazetenin genel yayın yönetmenine yaptığı açıklamada, bu işin sonunda belge sahte çıkarsa ne yapacaklarını tüm Türkiye'nin göreceğini ifade etmesi oldukça manidardır. Bu sözlerden anlıyoruz ki, Askerin tavrı belgenin akibetiyle eşzamanlı olarak ortaya konacaktır. Yalnız burada gözden kaçan ya da kaçırılmak istenen bir husus var. Bu haber çıkalı yaklaşık 4 ya da 5 gün oldu. Genelkurmay Başkanlığı belgenin kriminal incelemesini yapmak üzere kendilerine verilmesini istediği halde belge hala kendilerine verilmedi. Neden? Şayet belgenin kesin olarak Asker tarafından hazırlandığını biliyorsanız incelenmesi ve olayın aydınlığa kavuşması için neden gerekeni yapmıyorsunuz? Neden belgeyi yollamıyorsunuz? O zaman aklımıza şu soru takılıyor, belge TSK'yı yıpratmak için gizli ellere mi hazırlatıldı? Hemen ardından da yandaş bir basına mı servis edildi?
AKP NE YAPIYOR?
AKP cenahından ise açıklamalar gelmeye başladı. Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere Bakanlar, Parti yetkilileri olayı dava açmaya kadar götürdüler. Pardon ama nereye dava açacaksınız? Genekurmaya mı? Peki sormazlar mı adama Genelkurmay Başkanlığı kime bağlı diye? Eğer yanlışımız yoksa bu kurum Başbakan'a bağlı. Başbakan emrindeki bir kuruma ya da o'nun mensuplarına dava açmak yerine çağırıp bu olay nedir diye sorsa daha şık olmaz mı?
SONUÇ
Anlaşılan o ki, birileri Asker ile sivil otoriteyi birbirine düşürmek için bir hayli çaba sarfediyor.Maalesef bunu yavaş yavaş başardıklarınıda görebiliyoruz, çünkü iktidarın işin özünü anlamadan dinlemeden, iktidar olma olgunluğunu gösteremeden bu denli hırçın hareket etmesi kurumlararası diyaloğu derinden sarsıyor. Ülkemizde sivil güç ile askeri güç'ün birbirlerine karşı husumet beslediklerini düşünsenize, o zaman bu topraklarda yaşayan halk kime güvenecek kime sırtını yaslayacak? Bu kurumların tepesinde yer alanlar biran önce devletin temel değerlerini ve devamlılığını göz önüne alarak hareket etmeli ve vatandaşına güven telkin etmelidirler. Aksi takdirde telafisi asla mümkün olmayacak şeyler artık bir adım ötemizdedir.