Kırıkkale’mizin nesiller boyu devam eden çilesidir bu.
Yağmur yağışlarında sokaklarımız bir dere yatağına dönüşüveriyor.
Neredeyse bütün caddelerimiz sele teslim oluyor.
Sel sebebiyle karşıdan karşıya geçmek mümkün olmuyor.
Karşıdan karşıya geçmek için ya iyi bir uzun atlayıcı olacaksınız ya da iyi bir yüzücü.
Kendinize güvenmiyorsanız evden dışarı çıkmayacaksınız.
Boşu boşuna ıslanıp yolda kalarak elaleme rezil olmayacaksınız.
Biz sadece sel akan sokakları ve caddeleri görüyoruz.
İstanbul’da ve diğer illerde olduğu gibi evini veya iş yerini su basan kişiler de vardır.
İçeriye dolan suyu boşaltsanız bile bıraktığı kokuyu dışarı atamazsınız.
Bozulan, çamur içinde kalan eşyalarınızı geri getiremezsiniz.
Bu duruma maruz kalan kardeşlerimizin işi gerçekten çok zordur.
Bu kardeşlerimize Allah sabır versin.
Bizim okulun önünden geçen Mehmet Akif Ersoy Caddesi de aynı dertten muzdarip.
Her yağmurda Kızılırmak gibi çağlayıp akar.
Kaldırımda yürürken geçen her araba istemese de sizi ıslatır.
Öyle az-uz değil; basbayağı, adam akıllı ıslanırsınız.
Islanmamak için iki şemsiyenizin olması gerekiyor:
Birisi yağmur için başınıza birisi de arabaların sıçrattığı sudan kurtulmak için yol tarafına.
Okulun giriş ve çıkış saatlerinde çok dikkatli davranırız.
Öğrencilerimizi kucağımıza alıp karşı kaldırıma geçiririz.
Öğrencilerimiz sele kapılmasın diye yanlarında nöbet tutarız.
Arabaların hışmından korumak için öğrencilerimizin yanından bir dakika ayrılmayız.
Allah korusun sele kapılıp gitseler belki de tutup çıkaramayız.
Aynı cadde üzerinde kırtasiye dükkânı olan bir arkadaşım var.
Geçen gün ona dedim ki;
“ Ben on yaşımdayken yağmur yağınca bu caddeden sel akardı.
Ben büyüdüm, kırk iki yaşıma geldim, bu caddeden yine sel akıyor.
Geçen bu otuz iki yıllık süre içinde birçok belediye başkanı görev yaptı.
Demek ki, hiç birisi bu sorunu çözmedi.”
Arkadaşım da bana hak verdi.
Kendilerinin de esnaf olarak çok zor durumda kaldıklarını söyledi.
Bu sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Çocukken söylediğimiz bir tekerleme vardı:
Yağmur yağıyor, seller akıyor; arap kızı camdan bakıyor, diye
Hatırladınız değil mi?
Bu kadar yıl içinde gelip giden belediye başkanlarımız arap kızı gibi yapmışlar.
Yağmur yağmış, seller akmış; onlar da bakmışlar.
Bu sorunu çözmek akıllarına gelmemiş.
Dile kolay tamı tamına otuz iki yıl olmuş bu sorun ele alınıp çözülmeyeli.
Bakalım;
Bu sorun nesiller boyu sürüp varlığını devam mı ettirecek?
Ya da sayın Korkmaz bu sorunumuzu çözüp son noktayı koyacak mı?