Sivri akıllı bir okuyucum göbeğime laf attı. Hani yolun kenarında patisinin üzerine başını koyup uyuyor numarası yapan, ara sıra tek gözünü açıp gelen geçeni gözetleyen fino misali, olur olmaz yerde havlamaya gerek yok. Görevini yaptığı için yine de kızmıyorum. Sadece olaya açıklık getiriyorum.
İşte şimdi ben karşılığını vermeyeyim de ne yapayım!
Şimdi Sungur Bey diyecek ki “sende nefsi emare var.” Varsın desin. Umurumda değil.
Bendenizin naçiz bedeninde tebarüz eden sadece göbeğim değil ki. Bu okuyucumun belli ki daha önceden benimle bir hesabı kalmış olmalı. Yoksa neden göbeğimle uğraşsın? Bir yanlışlık olmalı. Asıl can alıcı soru şu: Neden grandüsmalafatüsümle ilgilenmiyor da göbeğimle ilgileniyor?
Vatanın makus talihini yenlim, demokratik düşüncenin gelişmesine katkı sağlayalım. Hür iradeli, hür düşünceli insanlar yetişsin diye buradan gayret edelim. Klavyemizden size ulaşan bu yazıları yazarken katlandığımız zahmete bak, birde angudun yaptığı yoruma bak.
Memlekettin parası boşa gitmesin,yerli yerinde kullanılsın ,
Açıkta satılan yiyeceklerin toplum sağlığına zarar verdiğini,
Lağım büzlerinden Estergon kalesi olamayacağını anlatmaya çalıştık
Kaldırımlar kara ekonomik düzeni savunan, vergi vermeyenler tarafından işgal edilmesin dedik.
Halka hizmet edeceğim diye oyumuzu alan belediye , kamunun hakkını korusun dedik
Ama nasıl anlaşıldı?
Yazımıza eleştiri getirirken, ileri sürdüğüm düşüncelere değil de neden bedenime saldırı alıyorum?
Ben mi çok salağım, yoksa bu okuyucumun kafası mı basmıyor?
Acaba editör eleştiri sınırlarını mı bilemeyip bu tip dallama yorumlara yer veriyor.
Anlamakta zorlanıyorum.
Ben diyorum ki “ İstanbul boğazı , adam diyor ki yandı gö….mün ağzı.” Olay bu kadar basit.
Halbuki ben bu göbeği büyütene kadar ne zahmetler çektim! Hiç olmazsa insan bu emeklerime saygılı olur. Bendeniz göbeğimle barışık bir insanım. Sırf ülkemizde demokrasi gelişsin diye ara sıra göbeğimi kaşırım! Bekir Çoşkun kızmasın, Mine Kırıkkanat alınmasın göbeğim baştan başa Tanrı vergisi kıllarla kaplıdır. İsteyene depodan isteyene vitrinden kıl verebilirim. Vatan için feda olsun.
Meslek hayatım boyunca senin gibi bir sürü angut öğrenciyi adam etmek için gayret gösterdim. Herkese anladığı dilden anlattım. Anlatılanların, karşı tarafça ne kadar anlaşıldığı da önemliymiş meğer.Bazılarını kapasitesi bu kadarmış.Bilemedim.
Bu göbeği 28 şubat döneminde memleketin bankalarını hortumlayanlara, faili meçhul cinayet işleyen çetelere, darbeci toplum mühendislerine, memuru açlık ve fakirlik içinde kıvrandıranlara, halkın,insan haklarının ve fikir hürriyetinin yanında olmayan medya patronlarına duyduğum öfke ile sövdükçe yedim, yedikçe sövdüm ve öyle büyüttüm.
Bundan dolayı benim en büyük mefahirim göbeğimdir. Laf atsan da böyledir, çatlasan da böyledir.