Her başarılı yönetici bu yönde bırakın bizi gelecek kuşaklarımıza iyilik etmiş olacak.
Ama her kötü idarede istikbalden bir taş düşürüyor.
Otuz yılı aşkın yazı hayatımda asil bir çizgide yürüdüğümden eminim.
Yazılarımda iki temel vardır; doğru ve haklı olması.
Bunun ötesinde üçüncü sıkıntıyı görenlerin görmeleri beni ilgilendirmez.
Üç yazı yazdım belediye personelinin alacaklarına dair.
İlk yazımda başkanı empati yapmaya, perme perişan olmuş her birinin milyarlarca alacağı olan ve bir o kadar piyasaya borçlanmış, elektriği kesilmiş, icraya düşmüş, evi eşyası toplanmış, hatta eczaneden ilaç alma konusunda bile sıkıntı yaşayan personelin durumunu yazdım.
İkinci yazıda milletvekillerine “bu belediyeler ecnebi mi?” demek suretiyle dikkatlerini çektim.
Son yazımda ise bu konunun Kırıkkale’yi, esnafıyla, işçisiyle pazarcısıyla herkesi ilgilendirir duruma geldiğini ve toplu hassasiyet gerektirdiğini yazdım.
Bu konu doğru mu? Doğru…
Yazı haklı mı? Haklı.
Bunun dışındakiler hiç önemli değil…
Sendikalar körleştirilmiş.
Sivil toplum kuruluşları iktidara yakınlığın verdiği sefahatın sarhoşluğu içinde.
Valisinden tutunda başbakanına kadar herkes “bana ne” diyorsa, bu konuda bir rezillik kokar.
Yahu Allah aşkına siz nasıl bu konuda rahat olabilirsiniz?
Sekiz-on trilyon gibi bir para bu vilayete girmemiş.
Şu kriz döneminde bu paranın bir şekilde kazandırılması kime zarar verir?
Çarşı camisinin önünde adam üzerine benzin döküp kendini yakmak için ısrarla çakmağa basarken keyfi bir iş yaptığını mı sanırsınız?
Bu sefiller Victor Hugo’nun roman kahramanları değil, belediye başkanının sefilleştirdiği sefiller.
İlk göreve başladığı andan itibaren mahkemeler ödedikleri avukatlara aktardıkları paradan tutun da bütün yersiz ve fikirsiz yatırımların bir acı neticesinden başka bir şey değildir.
Sayın başkanı aday etmek suretiyle memlekete getiren…
Yıllarca Kırıkkale siyasetinde madden ve manen gayretlerini gördüğümüz deve dişi gibi siyasetçileri döşünden iterek aday eden.
Ve kendinin adayı olduğunu söyleyen sayın Beşir Atalay ve öteki malum vekiller neredeler?
Bir memleketin ayinesi, o memleketin entelektüelleridir.
Yazarları, siyasetçileri, sivil toplum kuruluşları vs. ne kadar aktif ve cesur olurlarsa o kadar huzur ve haysiyetli bir hayat yaşanır.
Bu yazılar doğrudur ve haklıdır.
Haklı ve doğru olduğu müddetçe fikirlerinde sadakat gösteren bir yüreğe de sahibiz.
Tek arzumuz bu memlekette adam gibi yaşama hakkına dokunulmasın.
Bunun gerisinde hiç kimseye bir özel husumetimiz yoktur, olamaz da..