Türkiye'yi dört bölgeye ayırarak farklı içerikte bir teşvik paketi hazırlayan hükümet Kırıkkale’mizi ise 3. bölgeye koymuş. Tabii diğer illere bakıldığında insanın aklını bazı sorular gelmiyor değil. Mesela teşvikten en büyük payı alan 1.bölgedeki illere bakıldığında bazılarının bu kategoride neden yer aldığını anlamak oldukça güç. Şayet istihdamı artırmak ve özellikle sanayi'yi güçlendirmek amacıyla bu adımlar atıldıysa bir sanayi kenti olarak tanınan Kırıkkale’miz neden 3.bölgede yer aldı? Mesela Yalova, mesela Bilecik ya da Bolu Kırıkkale'den çok daha ağır sanayi gücüne mi sahip? Neden ilimiz 1.bölgede yer almadı? Biz sanayi kenti değil miyiz? Yanı başımızda duran MKE'ye ait koca koca fabrikalar süs mü? Kırıkkale Rafinerisini laf olsun diye mi kurdular oraya? Organize sanayi bölgesi yatırımı hak etmiyor mu? Orada mantar gibi çoğalacak fabrikalar bizim insanımıza iş, aş olmayacak mı? İşte yine Kırıkkale'nin sahipsiz olduğunun fotoğrafı bu olayla bir kez daha ortaya çıkmıştır. AKP'ye mensup üç adet milletvekilinden bu konuda bir girişimde bulunan oldu mu acaba? 2007 genel seçimi öncesi Kırıkkale'yi bir marka yapacağım diyen Milletvekili nerede? Açıklanan her yeni pakette ya da yatırımda geri plana itilen Kırıkkale mi marka olacak? 29 Mart yerel seçimleri öncesinde seçim otobüsü üzerinde “biz istemezsek taş üstüne taş koyamazlar” diyen Milletvekili bari harekete geçse de taş üstüne taş nasıl koyulur bize gösterseydi. Kırıkkale için bir şeyler yapsaydı. Seçim otobüsünde bol keseden atmakla olmuyor bu işler. Ağır sanayinin en güçlü olduğu memleketimiz ne yazık ki hiçbir şeyden faydalanamıyor. Bütün Milletvekilleri illerine bir şeyler yapabilme çabasındayken ilimiz milletvekilleri 2007 Temmuz ayından beri Kırıkkale'ye bir çivi bile çakmadıklarının farkındalar mı? Tek başına iktidarın milletvekili olacaksınız, Belediye başkanı iktidarın partisinden olacak ama iş nimetlerden faydalanmaya gelince sondan birinci olacaksınız. Kusura bakmayın ama “laf çok, iş yok”.
“EDEP” MESELESİ
Türk siyasetinde bitmek tükenmek bilmeyen polemiklere yeni biri daha eklendi. Geçtiğimiz hafta partisinin Belediye başkanlarını Ankara'da toplayan Başbakan Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kısaltması olarak adlandırılan AK Parti söylemini kullanmayarak AKP diyen herkesi "edepsizlikle" suçladı. Yani Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı yolda, evde, işte, piknikte, sanayide, markette vs. her yerde partisi için AKP diyen belki 50 belki de 60 milyon insanı edepsiz olmakla suçladı. Şimdi sormazlar mı adama, milyonlarca insan edepsizse sadece geriye kalan küçük bir azınlık mı çok edepli? Demokrasiden dem vuran, laf açılınca mangalda köz bırakmayan, insan hakkı diyen, mağdur edebiyatının dibine vurarak siyaset yapan AKP sokakta yürürken kendi arasında konuşan vatandaşın sözlerine de mi karışacak? Millet işsizlikten, parasızlıktan bunalmışken tek derdimiz AK Parti mi? AKP mi? Kusura bakmayın ama kim ne olursa olsun vatandaşına “edepsiz” deme hakkına sahip değildir. Bilinmelidir ki, edep kendisinden yükseğini çok görmemek, kendisinin aşağısını da hor görmemektir. Hiç kimse kendini milletten yüksek görmemelidir. Türk halkının edebini de, adabını da herkes çok iyi bilir.