Özellikle muhalefet partilerinin cansiperane yaptıkları savunmaya karşın AKP iktidarının kafaya taktığı bu yasa baskı ve dayatmayla genel kuruldan geçebildi.Baskı ve dayatma diyorum çünkü Başbakan kendi partisi içinde bile bu yasaya anlam veremeyen hatta sonuçlarının iyi olmayacağını gören tüm vekilleri ikna etmek adına her yola başvurdu.Sabahın erken saatlerinde milletvekillerini ikna için olağanüstü toplanan grup toplantıları ya da çeşitli ortamlarda ve toplantılarda üstü kapalı olarak aba altında sopa gösteren konuşmalar buna en iyi örnektir.
Peki bu yasa Meclis'te kabul edildi de ne oldu? Belki birçok vatandaşımız hala bu yasanın ne anlam ifade ettiği yönünde bilgi sahibi değildir, o nedenle aydınlatmak adına birkaç bilgiyi paylaşalım. Çıkarılan yasaya göre Suriye sınırında bulunan ve iki Kıbrıs adası büyüklüğündeki arazi mayınlardan arındırılmak isteniyor.Bu sebeple Hükümet bu işi yapan şirkete diyorki, " gel arkadaş, bu bölgeyi temizle ve bundan sonraki 44 yılda al senin olsun tepe tepe kullan". Yalnız işin ilginç tarafı bu işe talip olan firmanın İsrail menşeyli olması. Dikkat edin "İSRAİL". Hemen ardından gelen düşünce ise, İsrail'in bölgeyi temizleyerek 44 yıllığına bölgeye hakim olması ve tarım adı altında farklı şeyler yapabileceği endişesi.
Bölge tarih boyunca hep güç ve iktidar savaşlarına sahne olmuş, yeraltı zenginlikleri, Dicle ve Fırat gibi iki önemli su rezervi ile araziye hayat veren bir konuma sahip olduğu için endişeler katlanarak artıyor. İsrail'in yüzyıllardan beridir büyük İsrail devleti için fırsat kolladığını bilmeyen yok. Kendilerince kuzeyde Kapadokya'ya kadar uzanan bir sınır çizgileri var.Adım adım bu yolda ilerlemeye çalışırken işte böyle oyunlarla, kiralama bahaneleriyle yavaş yavaş topraklarımızı elimizden alma gayreti içindeler. Acaba Hükümet böyle yaparak İsrail'e koltuk değneğimi oluyor? Daha önce yazdığım bir yazımda da belirtmiştim, bugünkü İsrail devleti zamanında Filistin'in topraklarını da kiralayarak, satın alarak bir devlet meydana getirdi, bunu asla unutmayalım.
Şimdi bugün bu yasaya geleceği düşünmeden el kaldırıp onay verenler 44 yıl sonra gelecek neslin ne gibi sıkıntılar yaşayacağını öngöremiyorlar.Bölgede her an değişen hassas dengeler yıllar sonra bizim aleyhimize sonuçlanırsa bugünkü iktidar bunun hesabını nasıl verecek? Her zaman övünerek söylediğimiz, “bu topraklar kolay kazanılmadı, sınırlarımız şehit kanlarıyla çizildi” lafı nerede kalacak? Yine daha önce yazdığım bir yazıda, “Bu yasa tasarısının TBMM'de kabul edilmemesi ve topraklarımızın o ellere verilmemesi için 550 milletvekilininde çok duyarlı davranmaları gerekiyor. Onların bu yasaya verecekleri oylar önümüzdeki yıllarda yaşanması muhtemel tüm gelişmelere ortak olmaları anlamını taşıyacaktır. Bilinmelidir ki, bugün verilecek karar 45 yıl sonraki kuşakların yaşamını ve huzurlarını derinden etkileyecektir.” demiştim.
45 yıl sonraki kuşağın suçu ve günahı ne? Tüm devletler kendilerinden sonra gelen nesillere daha yaşanılabilir bir ülke bırakmak adına çaba sarfetmez mi? Onların huzurunu bozmaya kimin ne hakkı olabilir?Atılan her adımda Devletin devamlılığı esas değil midir? Bilinmelidir ki, yıllar sonra yaşanabilecek tüm kaos ve sıkıntının tek sorumlusu bugün o yasaya evet diyenler olacaktır. Umarım biz yanılırız ve gelecek kuşak onları mutluluk ve güzellikle anar.