"Geç olsunda güç olmasın"
Bu söz memnuniyet ifadesi olduğu gibi aynı zamanda sabır ile beklenilen bir hayalin değişik sebeplerden dolayı gecikmesine duyulan bir tepki anlamına da gelir.
Örneğin Bahşılı 2.Etap TOKİ evlerinin gecikmesindeki süreç tam anlamıyla büyüklerin sarf ettiği sözü destekler nitelikte olmalı.
Önceki günkü sayımızda tahmin ediyorum Bahşılı 2.Etap TOKİ evlerinin anahtar teslimlerinin yapıldığını okumuşunuzdur.
Konutlarının anahtarlarını alan vatandaşlar işte bunu söylüyordu.
"Geç oldu ama nihayet evlerimize kavuştuk"
Dünden itibarende bazı konut sahiplerinin taşınmaya başladıklarını öğrendim.
Bune hız dememek lazım.
Çünkü, ortada epey bir mağduriyet söz konusu.
Nasıl taşınmasın insanlar.
Kira öder gibi ev sahibi olacakken, hem TOKİ aidat ödeyip hemde oturdukları evin kurasını ödemek zorunda kaldılar.
Her ay 250-300 TL. ödeyecekken 500-600 TL ödemek zorunda bırakıldılar.
Kimi akraba hısımlarından borç aldı, kimi aidatları ve kirayı ödemek için mutfağından, giyeceğinden kıstı.
Münibüs ile gidebileceği yere 1.25 krş vermemek için çoğu zaman yürüyerek aidatlarını denkleştirmeye çalıştı.
Okula giden çocuğunun cebine harçlık koyamadılar.
Yırtık pırtık ayakkabılarını değiştirmediler.
Yağmurda ayakları ıslandı ama aidatlarını ödeme uğruna katlandılar.
Kısacası yemediler içmediler.
Herkes gibi doğru dürüst mutluluklarını yaşamayadılar.
Stres ve endişe içinde anahtalarlarının verilip verilemeyecini beklediler.
Biraz olsun endişelerini gidermek adına anahtarlarının ne zaman verileceğini sormak istediler ama muhatap bile bulamadılar.
Velhasıl beklenen gün geldi.
Geçtiğimiz Pazertesi günü "Geçte olsa" anahtar teslimi yapıldı.
Teşekkür mü etmeli, yoksa sitem mi bilemiyorum ama bir gerçek var, anahtarlarını alanlar "Nihayet" dedi.
Yorgunluk ve endişeleri bir anda kayboldu.
Artık yeni evlerine taşınıyorlar.
Evlerine kavuşmanın sevinci ayrı elbette ama en çok sevindikleri mutfaktan, çoluk çocuğun harçlığından artık kısmayacaklarına sevindiler.
Evet...
Bizde nihayet diyor ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz buradan.
Bir diğer konu ise Kırıkkale Güzel Sanatlar Meslek Lisende yaşanan öğrencilere "Aşk senedi" imzalattırılması hadisesi.
Henüz bu olayla ilgili bir sonuca ulaşılamamış olacak ki, yetkili yerlerden bilgi ulaşmış değil.
Doğrusunu isterseniz bu olayın ya "sümen altı" edildiğini yada sorumluların korunduğunu düşündürmeye başladı.
Tıpkı Devlet büyükleri bir takım gerekçeler ile tutuklanıp cezaevlerine kapatılırken, milletin duygularını sömürüp milyarları iç ettikleri hukuken sabit olduğu halde Deniz Fenercilerin halen dışarda serbest geziyor olması gibi.
En azından bir şey söylenmeli.
Denmeli ki, o olay incelendi suç görülmedi veya suç olduğu sabit olduğundan sorumlular hakkında yasal işlem yapıldı.
Hepsi bu kadar.
Kamuoyu adına çok mu şey istiyoruz acaba?