Kiminiz İstanbul’dan, kiminiz Ankara’dan, kiminiz İngiltere’den bu hizmete talip de olsanız bu memleketin insanısınız.
Deve dişi gibi yılların siyasetine damgasını vurmuş siyasetçilerin ön seçimlerini, son seçimlerini tepeleterek, tepeleyerek gelip listenin baş köşesine oturdunuz.
Ve tepede ikinci adam…
Türkiye’nin ikinci veya üçüncü sıralarındaki bakan yönetici Beşir Atalay…
Aha şu Armutlu köyünden.
Yani bu halk size ikinci defa belediyeyi teslim ederken sayın belediye başkanının çok maharetli oluşundan yapmadı bu işi.
İlk beş yılında iktidar belediyesinin maaş veremeyecek duruma düşmesi gibi bir ilke imzasını atma başarısını göstermesinden dolayı almadı bu oyları.
Önce sayın başbakanın fileleri, sonra sizlerin verdiği bir şeyler yapabilirler mi? Sorusu.
Ben o vakitler yurt dışında “yapamazlar, yine işçisine maaş vermeyecek” dedim.
Ama başkan çıkıp yerel radyo kanallarında “vereceğim” demiş, hatta seçimden önce vereceğine dair sözler vermiş.
Eskiler “yiğit yalan değil kavli yalan” derlerdi.
Ama şimdi yiğidin kendisi yalan.
Önceki yazımda sayın Korkmaz’a “Sayın Korkmaz Siz Hiç Yaşadınız mı?” diye bir takım sorular sordum.
Ve o soruları birkaç günde iki bine yakın kişi tıklamış ve çok sayıda yorum yazılmış.
Sayın Korkmaz böyyük adam, personelinin maaşlarını vermemek için etrafındaki müteahhitler güruhunu doyuracak kadar ekabir adam.
Bu yüzden ben cevap versin, diye bir iddia ve ısrarın sahibi değilim, onların adına okuyucuların verdiği cevaplar yeter de artar bile.
Sizin de vereceğiniz cevabı önemsemiyorum.
Bir takım ahkâmvâri cümleleri değil, çözümü beklemem gerekir, ama ondan da ümidim yok.
Öyle bir mantığa sahipsiniz ki, ülkenin sorununu çözmek için tüketiciye evde durmayın pazara çıkın, diye afişlerle zenginin malını satmaya uğraşırken, kredi kartına yeniden yapılandırma ve faiz affı talebine “dürüst olun, dürüst değilsiniz” demekten çekinmiyorsunuz.
Bu mantığın iktidarına “belediye borçlarına bir çözüm getirin, şu sefaleti bitirin” denmez, denilse bile netice alamazsınız.
Sayın milletvekilleri.
Hissiyatınızı liberalizmin seküler çarkları altında ezmiş, öldürmüş bile olsanız, aklınıza bu konuyu havale edin.
Bu sefiller Victor Hugo’nun değil, sizi seçen vilayetin sefilleri.
Sadece belediyelerin personelini değil, bütün Kırıkkale’yi ilgilendiriyor.
Esnaf alacağını alamıyor, borcunu ödeyemiyor.
İcra daireleri dolup taşıyor.
Ve canlarından perişan bu insanlar.
Kendi partiliniz olan belediye başkanları kendi partisinden olan eski başkanların borç stoklarını gazetelere ilanlar vererek açıklıyor.
Bu konu önemli, sabırdan kaynaklanan sükuneti fırsat bilmeyin, bir an gelir patlar.
Acaba çözmek ister misiniz?