Uzun zaman oldu her geçtiğimde gözlem yapıyorum. Acaba bana mı tuhaf görünüyor? Yoksa başkaları da aynı şekilde algılıyor, diye kendimi çok test ettim. O kadar çağdaş sanat ve mimarlık eğitimi almış olmam nerede ise boşa gidecekti. Neyse ki milletimizin efendisi olan köylülerimizi de oradan geçerken çok test ettim. Onların çağdaş sanat eğitimi aldıklarını düşünemiyorum bile. Ama onlar da benim gibi algılıyorlar. Bilhassa kış boyunca daha sık gözlem yaptım. Yaşlı insanlar da oradan geçerken aynı şekilde davranıyor.
Eskiden Jeyar’ın benzinliği derlerdi. Toprak Mahallede kavşak bitişiğinde bulunan benzinlik yaklaşık bir senedir el değiştirdi. Yeniden inşa edildi. Çağdaş inşa yöntemleri kullanıldı! Evet eskisine oranlarsak daha modern bir görüntü veriyor şimdilik. Dikkatinizi çekmek istediğim hususlardan biri ön tarafta inşa edilen kaldırım kısmıdır. Özenseniz ancak böyle olabilirdi. Yani yayaların geçmemesi için. Öyle bir yükseklik ve eğim verildi ki birçok yaya bu kaldırımı kullanmadan, trafiğin aktığı yolun kenarına inerek bazen de istasyonun içinden geçerek yola devam etmektedir. Belediyemiz, fen işlerimiz böyle çarpık yapılaşmaya neden izin veriyorlar anlamıyorum. Sağlam yayaların bile kullanmadığı bu kaldırımı tekerlekli sandalyeye muhtaç yayalar nasıl kullansın. Kışın kar ve buz üzerinden kayıp düşme riski daha fazla olduğu için bu kısım kullanılmıyor zaten.
Bir başka husus, benzinlik önünde beş kollu dönel kavşağımız var. Evlere şenlik desem yeridir. Zamanında kale, burç, top, tüfek kılıç, kama, kasatura,matara ve bayrak sever başkanımız buraya lağım püzlerinden görkemli bir Estergon kalesi yerleştirmiş ki kendinizi Macar ovasında, Mohaç savaşında sanırsınız.(Bardon Estergon Kalesinin savunmasında hissedersiniz demeliyim!) Bu zevksiz anıt bakımsızlıktan osuruk ağaçları altında kalmıştır. Bu anıt dünyanın sekizinci harikasıdır! İlimizin imajına çok büyük katkılar sunmaktadır! Sanat zevki gelişmiş yeni başkan bu anıt ve kavşak hakkında neler düşünüyorlar? Çok merak ediyorum!
Başkanın beş yılı geçmiş, bir beş yılı da geçer, ama bu tarafa bakacağını düşünemiyorum. Menderes Caddesi boyunca manavlar, nalburcular tavukçular, sakatatçılar, ayakkabıcılar, kaldırımın anasını belliyorlar. Yayalar birbirine sürtünerek zar zor geçebilmektedir. İskilipli Yusuf Perdeci’ye belediyenin gücü yetmiyor herhalde? Adam her sabah ayakkabılarını öyle bir itina ile kaldırımın iki tarafına diziyor, sonra fırçalayarak parlatıyor, Yayaların durumu hiç umurunda değil. Doğrusu bu belediyeden umudumu çoktan kestim. Bir ayakkabıcıya, simitçiye, seyyar satıcıya, manava şehrin düzeni için söz dinletemeyen belediyeden bir hayır gelmez. Pastacılarımız toza dumana karışmış dondurmaları simitçiler toz toprağa bulanmış simitleri açık ortamda halka satıyor. Tavukçular her akşam dükkanlarını yıkayarak kirli suları kaldırımlara akıtıyorlar. Kaldırımdaki çukurlar pis sular ile dolmakta. Cumhuriyet şehrinde yaşayan bir yaya olarak geç geçebilirsen!
Eskiyen kaldırım taşları ihtilal artığı parti zamanından kalma. Bir çok yeri aşınmış. Yapılan telefon, doğalgaz ve elektrik tesisat çalışmaları sebebiyle tahrif edilmiş.Yeniden inşa edilmemiştir. Yürürken bastığım yelere dikkatlice bakıyorum. Bunu da nereye bastığımı bileyim diye yapıyorum! İnsan bastığı yeri bilmeli.Değil mi?
Aslında bedava yaşıyoruz bedava. Çoktan bulaşıcı bir hastalığa yakalanıp göçebilirdik bu cumhuriyet şehrinden! Kaldırımları işgal eden ,ahlak ,kural tanımayan esnafla pazarlık yapan Reis Beyin zabitalari değil, Allah koruyor bizi!