Bir Anadolu köyünden gelen, aklı ve vicdanı mükemmel bir ailenin çocuğusun.
Mili ve manevi değerlere sadık, samimi ve vicdanı merhameti olan birisin.
Ki böyle olmasa bu millet seni ikinci defa seçmezdi.
Ama…
Sen hiç ay sonu bankamatik kartını ATM ye yerleştirip maaşın yatmadığını görerek sükutu hayale uğradın mı?
Yanındakilerin yüz hatlarını görmemesine dikkat ederek, dört büklüm olup ağzı olmadık sözlerle dolarak ayrıldınız mı ATM nin başından.
Özel ve özellikle yandaşlarınıza milyarları öderken, çalıştığı kurumdan milyarlarca lira alacaklı olup, piyasaya olan milyarlarca lirayı ödeyememenin çaresizliği içinde kıvranırken bir çay ocağına sekilenip, içtiği çayın parasını veremediğiniz oldu mu hiç?
Oturduğu yerde, bakkaldan manava sıralanan borç listesi gözünün önünden geçerken, kalp ağrılarınız hiç arttı mı?
Öğlen vakti çalışıp acıktığında cebinde para olmadığından hiç aç kalarak kan şekerinizin düştüğü oldu mu?
Akşam eve parasız varıp da hanımınızın “ekmek almadın mı?” sorusuna ezilerek cevap verdiniz mi?
Çocuklarınıza bir kuru şeker götüremediğiniz oldu mu?
Sabah okula giden yavrunuzun okul harçlığını servis ücretini ödeyemediğinizden dolayı, okulda duyduğu mahcubiyetin sancısını çektiniz mi hiç?
Borçlu olduğunuz için caddede yürüyemeyip yolunuzu değiştirdiğiniz oldu mu?
Arkanızdan koşarak biri gelip “borcunu niye vermiyorsunuz?” diye sert çıktı mı?
Açtığınız telefonda borçlunun hakaretleriyle dizlerinizin bağı çözülerek yere yığıldığınız oldu mu?
Arkadaşlarınızla otururken evinizden “eve icra geldi acele gel” diye bir telefon aldınız mı?
Eve ulaşmak için bekleyip bindiğiniz minibüsün eve varabileceği birkaç kilometrelik yol yıla bedel uzadı mı?
Çaresizliğinizin verdiği azabı hissettiniz mi?
Evinizin önünde icra dairesinin soğuk yüzlü araçları durdu mu hiç?
Eşyalarınız icra kamyonuna yüklenirken avukatın katibine icranın memuruna yalvardınız mı hiç?
O soğuk yüzlü kişilerin azarını işittiniz mi?
Evin bir köşesinde kaderin sizin vesilenizle ezdiği eşinizin yüzüne tedirgin ve yaşlı gözlerle bakarken içinizde volkanlar yürüdü mü?
Bir kenarda yaşlı gözlerle ağlayan çocuklarınız “baba televizyonumuzu götürdüler” diye boynunuza atıldı mı hiç?
Siz hiç yavrunuzun yanışıyla yanıp tutuştunuz mu?
Sayın başkan, ben bir hikaye yazmıyorum, bu bir romanın dramatik bölümü değil,bu sizin maiyetinizde çalıştırdığınız işçilerinizin yaşadıklarından bir hayat kesiti.
Evet iktidar partisinin belediye başkanı olan zatınızın işçilerine yaşattığı mihnet, çile ve azaptan bir küçük kesit.
Ama yaşayan siz değilsiniz, siz bunları bilmezsiniz, anlayamazsınız.
Sizi devedişi gibi siyasetçilerin delege ve halk tercihine rağmen getiren bakan beyine var.
Ağlayan, yakıp heder ettiğin o insanların azaplarını aktar.
Ve personelini bu durumdan kurtar.
Kırıkkale tarihinde ilk defa bir iktidar partisinin sayesinde maaş verememe icraatını gerçekleştirdiğin için şahsına plaketler, ödüller vermeyen Kırıkkale’ye acıyorum…
Saygımla…