11 Temmuz 2008 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisinden istifa eden ve o tarihten itibaren bir parti kurmak için il il dolaşan, halkın desteğini arayan Abdüllatif Şener yeni partisini ilan etti, Türkiye Partisi. Türk siyasi yaşamı 25 Mayıs Pazartesi günü itibariyle bilmem kaçıncı partisine kavuştu. Onlarca tabela partisinin bulunduğu, bazılarının ne isminin ne cisminin belli olduğu bu ortamda Türkiye Partisi “Bende varım diyen herkes kadromuz” diyerek çıktı yola. Aslında tabela partilerine göre tabii bir adım daha önde denilebilir. Lideri toplumca tanınan ve bilinen bir isim olduğu için adı gibi tüm Türkiye'nin dikkatini çekecektir muhakkak. Fakat mevcut iktidar partisi AKP'ye alternatif olarak kendini lanse eden bu oluşumu biraz daha detaylıca irdelemek gerek.
Türkiye'de var olan merkez sağdaki boşluğa talip bir hava estirilen bu oluşumun lideri aklı başında, attığı adımlara dikkat eden, oldukça zarif bir insan. İstifa ettiği günden beri iyi bir altyapı oluşturmak için tüm Türkiye'yi baştan aşağı gezen, Ankara'daki ofisinde gelen tüm misafirleri ile fikir teatisinde bulunan ve benimde yakından tanıma fırsatı bulduğum bazı isimleri yanına alarak iyi bir ekip kuran Şener ilk hedef olarak yapılacak genel seçimlerde parlamentoya partisini taşımak için çaba sarfedecek. Elbette bir siyaset adamının hedefleri öncelikle partisini iyi bir noktaya taşımaktır. Ancak, bir merkez parti olma hevesinin pompalandığı şu ortamda Abdüllatif Şener'in merkez parti lideri olabileceğine inanmak biraz zor. Daha düne kadar mevcut iktidar partisinin Başbakan yardımcılığı görevini yürüten, 59.hükümetin aldığı kararlarda imzası bulunan, onlarla fikir ve düşünce birliği içinde bulunan bir kişinin bir anda merkeze talip olması ne kadar inandırıcı olabilir. İşte bu noktada insanın aklına şu sorular takılıyor. Acaba bu parti merkeze oturabilir mi? Şener o düşüncelerin içinden sıyrılıp yepyeni ve çağdaş bir Türkiye modeline ne kadar sahip çıkabilir? Yoksa tüm bunlar sadece oy avcılığı için mi?
Zaman tabii herşeyi gösterecek, AKP'liler de o zamanki Fazilet Partisinden ayrıldıklarında "biz değiştik, değişerek geliştik" gibi açıklamalarda bulunmuşlardı. Ancak, o zihniyetin değişmediği hatta daha da keskin bir çizgiye oturduğunu söylemek hiç yanlış olmaz. Bugün ülkemizin yaşadığı kutuplaşma bunun en açık göstergesidir. Abdüllatif Şener bu ortamda ne kadar başarılı olur ya da olmaz hep beraber göreceğiz ama hem merkez sağ seçmenine hemde mütedeyyin kesime mesaj vermeye çalışan bir partinin son dönemde siyasilere karşı güven bunalımı yaşayan Türk halkından onay alması uzun bir zaman alacaktır.