Düşkünlerin, kimsesizlerin, sahipsizlerin, masumların vede temiz insanların sırtına basıp en zirveye çıkanlar, ya toplumun önde gelen simaları yada şehrin eşrafı olurlar.
Dişiyle tırnağı ile çalışıp, helal yoldan, alın teri dökürek başarı elde edenleri tenzih etmek lazım tabiki.
Bana göre bildiğim kadarıyla Ekrem Gök bu manada örnek veribelir.
Zira biliyorum ki, ne devlet ihalelerine bakıyor nede fakir fukara ile düşkünlerin üzerinden kazanç kapısı edinmemiş kendisine.
Sonuç itibarıyla ne fakir fukaranın ne kimsesiz ve düşkünün, nede saf insanların üzerine basıp zirveye çıkmamış.
Ülkemizde kötü örneklerde var elbet.
Mesela "Kayıp trilyon" vakası.
Bir diğeri ise "Deniz Feneri" hadisesi.
Üstelik bu olaylar toplumun değer yargılarına göre şekil aldığı gibi hukuki dayanağı olan ve halen adli merciilerde rafları dolduran iki hadise de yine duygular sömürülmüş, belkide yetim hakkı ile biriktirilenlerin iç edilmiş halidir.
Bunları ne için söylüyorum.
Geçen haftalarda şehir halkından gelen "Kermes" tepkisini ele almış, başta esnafların olmak üzere ortaya konulan uygulamaya değinerek, yetkili organları da duyarlılığa davet etmiştim.
Tepkiler öylesine geniş çevrede yankı bulmuş olacak ki, bir başka yazar da "Kermes" konusuna farklı açıdan yaklaşarak yine tepkileri dile getirmiş.
Bir anlamda halktan gelen hezeyanı kaleme almamı destekleyerek doğru yolda olduğumu göstermiş oldu.
Önceki gün ise bizim gazeteden "Kermesçileri" destekleyen, beni ve bana destek verdiğini tahmin ettiğim diğer yazarı eleştiren Ömer Kıvanç bir yazı yazmış.
Hal böyle oluncada "Kermesçiler" ve "Kermes karşıtları" şeklinde bir durum ortaya çıkmış oldu.
Bir anlamda karşıt görüşlerin tatışması olarak görünen mesele tam anlamıyla toplumları "inananlar" ve "inanmayanlar" şeklinde ayrıştıran noktaya taşınmış oldu.
Yalnız burada söylemeliyim ki, her ne kadar yanlış anlaşılmış ve Kermese karşı olduğum gibi bir kanat oluşmuşsa da esasen yardımlaşmaya karşı değilim.
Bunun altını çiziyorum öncelikle.
Şehir halkının ve bizim karşı olduğumuz mesele insanların duyguları kullanılarak kontrolsbüz ve denetimsiz bir şekilde toplanan yardımları kendilerine sermaye edenlere karşı bir hassasiyettir.
Oysa Kermese karşı böylesine geniş yankı bulan ve tepki gösterilen bir mecrada, toplanan yardımlar kamuoyuna deklara edilmesinin yanısıra madem yardım olarak kullanılacak o halde nerelere ve kimlere yardım edildiği resmi evraklar ile ilgili mercilere bildirilmeliydi.
Var mı böyle bir açıklık ve şeffaflık, hayır.
Yıllardır bu tür Kermesler düzenlenir hiç bir yerde görmedim.
Ne esnaflar nede Kermese icazet verenler görmüştür eminim.
Bir başka konu ise, Kermes üzerinden başarı kazananılması durumu.
Kermes düzenleyip, fakir fukara, yetim, kimsesizleri kullanarak başarı diye adledilmesi başarı sayılıyor ise
o zaman ben saf duygular üzerinden sağlanan başarıda yokum arkadaş.
Başarı sağlamak gerekiyorsa önce kendi vicdanımızdaki başarıdır.
Kendi cebinizden bir yetimi giydirebiliyor iseniz işte başarı budur.
Kendi cebinizden fakir fukarayı kollayıp koruyabiliyorsanız işte başarı budur.
Saf duyguları kullanmadan kendi cebinizden bir kimsesizin elinden tutabiliyorsanız işte başarı budur.
Milletin sırtından Kermes adıyla sözde yardım amaçlı yapılan organizasyona başarı derseniz işte burda durun.
Allah muhafaza diliniz kitlenir, yalığı kuyruğu dikersiniz.
Ben bu kadar söylerim, yok dahasını isterseniz dahasını da yeri gelince söylemekten kaçınmam.
Bakın bir daha söylüyorum, inananlar ve inanmayanlar, Kermes yandaşları veya karşıtları olayı değildir bu.
Sadece biraz daha kontrol, denetim ve şeffaflık.
Hepsi bu kadar.