Bir allahın kulunun elinden tutup karnını doyurmuşmuymuşum…
Birine kalem alıp,
Diğerine defter vermiş,
Okul yolunda birilerinin çantasını taşımışmıymışım…
Falan falan!..
“Kel başa şimşir tarak.!..”
sana ne kardeşim fakir fukara adına para toplamamış bir adamın birilerine yapıp yapmadığı yardımdan.
Konu,
Karınca kararınca kendi kesesinden ihtiyaç sahibine ulaşmaya çalışan ve bunu medya önünde kişileri küçük düşürücü şekilde reklamize etmeyen insanlar değil ki.
Konu,
El kesesi ile saltanat sürenler!..
Geçtiğimiz hafta memleketimizde doğan yepyeni bir iş kolunu anlatmaya çalışmıştım makalemde.
Lehte veya aleyhte, yazımızın sonunda gönderilen yorumlara, yapılan saldırılara, söylenen sözlere bakılırsa KERMESCİLİK resmen bir iş kolu haline gelmiş, getirilmiştir; nokta…
Fakir insanlar,
Okuyamayan! zeki çocuklar,
İmkanı olmayan aileler,
Ve diğerleri bu işin sadece bahanesi, kılıfı. (her şeyde olduğu gibi istisna vardır muhakkak.)
Benim bildiğim kermesler,
Dernek yada vakıfların yaşaması için sermayesi olmayan metaların gönül rızası ile alımı satımı şeklinde olur, olmalıdır.
Spotçudan mal getirip satmak, kermesin hukukuna da sığmaz, hedeflenen amacın kuralına da…
Eskiden Kırıkkale’nin ülke genelinde gerek ekonomik, gerekse sosyal anlamda yaşanılması en kolay vilayetlerin başında geldiğini söyler dururduk.
Yardımlaşma hat safhadaydı…
İlişkiler sıcacıktı.
Biri diğerine bakarken ben bunun kaç gram yağından istifade ederim diye düşünmezdi.
Düşkün nedir?
Kimsesiz, garip-gureba kime denir bilmezdik.
Hepimiz hepimizin yakını,
Hepimiz hepimizin akrabasıydık.
Sokak çocuğu kelimesi litarötörde bile yoktu.
Şimdi ise bölük bölük sokakta yatan,
Bali çeken tinerle uyuyan bir sürü yavrumuz, kimsesizimiz, garip-gurebamız oldu.
Ve en üst perdeden fetva veren, yardım ettiğini söyleyen bir çok da derneğimiz…
Bunların,
Bir tanesinin sokak çocuklarına yardım eli uzattığını,
Onları kötü alışkanlıklardan,
Bali’den,
Tinerden falan kurtarıp sıcak bir yuvaya kavuşturduğunu,
Topluma hayırlı birer birey olarak yetiştirip memlekete kazandırdığını,
Bırakın kazandırmayı,
Onlara bir tas su verdiklerini veya vermeyi vaat edenini gören duyan var mı?
Yok!..
Neden?
Çünkü kimse kendi çocuğunun bir gün bir şekilde sokağa düşeceği ihtimalini vermez. O nedenle onlar ötekilerdir ve ötekilerle zaman öldürmek herşeyin israfıdır.
Birde,
Ve
En önemlisi para yoktur orda…
Paranın olmadığı yerde vazife alıp gönüllü çalışmak angaryadır, çoğunun da işine gelmez.
Hal böyle iken,
Ve
Bunların fersah fersah büyüklerini Alman savcıları cürmümeşit yapmışken ısrarla sığındıkları fakir fukara kılıfına sarılıp para toplamaya çalışmalarını anlamak mümkün.
Ama bizleri de sadece yetkililerden denetim istediğimiz için inanmamışlıkla suçlamalarını anlamak mümkün değil.
Bu davranışımız onlar için dönen tekerleğe taş koymak anlamına mı geliyor;
Kimbilir!..
NOT; dernekler il müdürümüz Namık bey tüm kermeslerin beş gün ile sınırlandırıldığını söyledi bana. Esnaf örgütleri başkanlarının göstereceği duyarlılığı onun göstermesi taktire şayandır. Çalışmalarında başarılar diliyorum.