Gerçekten öyle!..
Onulmaz dediğiniz dertlerinde,
Değişmez dediğiniz düşüncelerinde.
Kimi zaman öfkelerin,
Kimiz zaman kızgınlıkların…
Bazen küslüklerin,
Bazen de ayrılmaz dostlukların ayrışımında, zaman gerçekten bir ilaçtır.
Bu gün ak dediğiniz,
Zamanla kararabilir.
Kara dediğinizin de ne kadar ak olduğunu zamanla görebilirsiniz.
O nedenle demiş,
“ zaman her şeyin ilacı” diyen adam.
Yıl 1976 gençlik başımda duman.
Birazda İstanbul da oturan bacımı görmek bahanesi ile takıldım TÖBDER’li hocaların peşine Taksim’e işçi bayramı kutlamaya gittim.
Yıl 1977 yine aynı derneğe üye öğretmenlerle birlikte yolculuk ettik taksime ama bu kez, eniştem bırakmadıki meydana gideyim.
Ve sonuç malum…
O ana kadar Türkiye nin gördüğü en kanlı işçi bayramı!..
Yıl 1978.
Bir yıl öncesi yaşanan kanlı olaylardan sonra taksim yasaklanmış şenlikler İzmir’e kaydırılmıştı.
Fakat,
O zaman sevip saydığım herkes tüm engellemelere rağmen mutlaka Taksim’de olmalıyız diye tutturmuştu.
Mecbur,
Onlarla birlikte İstanbul’a yolculuk ettik.
Önde rahmetli Behice Baran, arkada işçi partili yönetici ve üyeler, en arkada tabak Hayri ve ben, beş yüz kişilik bir kalabalık daha merterden çıkmadan tutuklandık.
Şans yaver gitti,
ben yediğim dayaktan bir hafta sonra Kırıkkale’ye gelebilmiştim ama tabak Hayri bir ay sonra memleketine kavuşmuştu.
Sebep hep, bir mayıs işçi ve emekçi bayramını kutlamak istememizdi.
Bu arada,
Biz bu düşüncelerle dayak yerken okuldan, mahalleden, şehirden tanıdığım işçi yada işçi çocuğu arkadaşlarımız, ağabeylerimiz, gördükleri yerde ellerinde sopalarla yakalarsa döver, yakalayamazsa ardımızdan “komünistler Moskova’ya” diye bağırırlardı.
Yıl 2009!..
Bir mayıs günü Ankara’ya gidiyordum işim gereği.
Elmadağ yolunun yapım ve onarım vesilesi ile tek şeride düştüğü yerinde trafik kazası olmuş, karşılıklı olarak ulaşım tıkanmıştı.
Ve
Bindiğim araç sahibi ile birlikte park etmiş aracımızın yanında sohbet ederken üç otobüs dolusu hemşehrilerimiz geldi yanımıza.
Çoğu tanıdık…
Kimi okuldan, kimi mahalden.
Daha Türkçesi,
O gün ellerinde sopalarla bizi Moskova’ya süren cenahtan kim varsa ordaydı.
Sıhhıye’ye işçi bayramını kutlamaya gidiyorlarmış…
Bense,
Ankara’daki işimi bitirdikten sonra arkadaşlarla bahar ve çiçek bayramını kutlamak için ırmağın kıyısına gittim!..