Bir gazetede her gün köşe yazısı yazmak gerçekten zordur.
Hele başyazar olmak daha meşakkatli bir iştir.
Gündemi takip edeceksin, araştıracaksın, topluma kulak vereceksin.
Öğrendiklerini, bildiklerini, duyduklarını objektif olarak yazacaksın.
Tarafsız olacaksın.
Herkese eşit bir mesafede duracaksın.
Menfaat için veya eş, dost hatırına ayrıcalık yapmayacaksın.
Sizin yazılarınızı okuyanlar size güvenecekler.
O yazdıysa mutlaka doğrudur.
O söylüyorsa şahide veya başka bir söze gerek yok demeliler.
Sizin yazınızın altına kendi yazılarıymış gibi imza atmalılar.
Fevzi Başkentli ağabey bunları başardı.
Altına imza atılacak yazılar yazdı.
Halkın düşüncelerine karşı çok duyarlıydı.
Onların değerlerine önem veriyordu.
Yaşadığı toplumun ne istediğini biliyordu.
Esnafın, memurun, işçinin, ev hanımının sesi oldu.
Onların söyleyemediklerini dile getirdi yıllarca.
Onların adına kalemiyle ter döktü ömrü boyunca.
Toplumsal, siyasal ve ekonomik konularda bizi yıllarca aydınlattı.
Akıcı dili ve anlatışı ile sürükleyici yazılar yazdı.
Yeri geldi güldürdü, ağlattı, duygulandırdı bizi.
Gün geldi nasihat etti hepimize.
Engin tecrübeleri ile ufkumuzu genişletti.
Köşesinde yıllardır bize rehber olan bir aydınımızdı.
Düşüncelerine değer verdiğimiz bir ağabeyimizdi.
Gazetenin başyazarı, başımızın tacıydı.
Her gün birinci sayfada gülen yüzüyle karşılardı bizi.
Aramızdan ayrıldı; ama biz onu hiç unutmayacağız.
Onun geride bıraktığı yazıları yine yol gösterecek bize.
Onun manevi şahsı aramızda dolaşacak.
Bedenen olmasa da ruhen rehber olmaya devam edecek bize.
Seçtiğimiz her kelimede, yazdığımız her cümlede onun izleri olacak.
Ondan bir şeyler serpiştireceğiz yazılarımıza.
Bize, kendini hissettirecek.
Bizimle birlikte olduğunu fısıldayacak kulağımıza.
Bizimle birlikte hep var olacak.
Ailesine, İl Gazetesi’ne, bütün sevenlerine Allah sabır versin.
Kırıkkale’mizin başı sağ olsun.
Fevzi Başkentli ağabeyin ruhu şad olsun.
Allah rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.