23 Mayıs 2012 Çarşamba

08.05.2009 00:00:00 423  defa okundu.

Dikkat: Saygın Kişiler Hakkında Dava Açılamaz, Çünkü...

Demokratik hukuk devletinin cari olduğu başka ülkelerde bizdeki bazı kişilerin ileri sürmüş oldukları bazı düşünceler ileri sürülse, verilecek tepki çok farklı olur. Ya diğer kişiler bunlara güler geçerler; ileri sürdükleri düşüncelere hiçbir kıymet vermezler; veya bu kişilerin kendilerini hala arkaik/ilkel çağlarda yaşadıklarını zannettiklerini düşünürler; ya da tamamen gülünç ve mizah konusu tutumlar olarak görürler. Veyahut da bu kişiler fikirlerinde gerçekten ciddi iseler ve bunlara belli bir ağırlığı olan toplumsal destek de mevcut ise, işte o zaman felaketin eşiğine gelinmiş demektir.

Peki, bize özgü olan ve arkaik/ilkel özellik taşıyan bu düşünceler nelerdir?

Onlar Saygın Kişiler, Suç İşlemeleri Mümkün Değil (!)

Esasen bu manada çok sayıda düşünce vardır. Fakat ben sadece birisine değineceğim: “Ergenekon soruşturması ve yargılaması kapsamında yakalananların bir kısmı ‘saygın’ kişilerdir; bunların söz konusu suçları işlemiş olmaları mümkün değildir; bu sebeple bunlar tutuklanamaz, haklarında adli soruşturma yapılamaz, mekanları aranamaz, haklarında dava açılamaz”.

Mehmet Haberal, Türkan Saylan Muteber Kişilerdir (!)

Mesela, Mehmet Haberal olsun, Türkan Saylan olsun, mümkün değil suç işlemiş olamazlar. Çünkü bunlar, “saygın, aydın ve de hükümete muhalif kişiler”dir; bu kişiler ne yaparlarsa yapsınlar, yaptıkları işler her halükarda muteberdir.

CHP Genel Başkanı Say(g)ın Deniz Baykal’ın ifadesiyle “Onlar, o acılarla milletimizin gönlünde hak ettikleri şeref noktasına kavuşacaktır. Herkesi, Balbay’ı, tutuklu rektörleri, haksızlığa maruz kalanları, Say(g)ın Türkan Saylan’ı, mücadeleleri dolayısıyla yürekten” kutlamak gerekir.

Bizden Yanaysa İYİ Karşımızdaysa KÖTÜ

Bu telakki “bizden yana görüş belirtiyorlarsa iyi ve doğrudur, şayet değilse kötü ve yanlıştır” mantığına dayalı, “kast sistemi”ni yansıtan, cemaatçi değerlendirme ve anlayıştır. Bunlara göre, elit/seçkinler, ak yakalılar, beyaz Türkler/beyaz Afrikalılar ve bilumum diğer “beyaz”lar suç işlemezler; yani mutlak manada “masum”durlar; ancak baldırı çıplaklar, mavi yakalılar, kırmızı düğmeliler, yani “öteki”ler, kısaca “beyaz” nitelemesini hak etmeyen hemen herkes suç işleyebilirler; yani “masum” değildirler.

Aslında Kast Sistemi Var

O halde birinci “kast” katmanında yer alanlar, imtiyazlı kişiler olarak gerçekten suç işlemiş olsalar da, “mutlak masumiyet” ilkesi(!) gereğince kesinkes suçlanamazlar.

Ama ikinci “kast” katmanında yer alanlar her türlü suçu işleyebilirler, o zaman haklarında her türlü dava açılabilir. Hatta muhtemeldir ki ellerinden gelse, birinci kast içinde yer alanların işledikleri suçları, ikinci kast katmanında yer alanların üstüne yıkmak bile isteyebilirler.

Hukuk Devletinde Böyle Birşey Yok

Toplumun “masum olanlar-olmayanlar” şeklinde kategorik olarak iki sınıfa ayrılması düşüncesi, hukuki eşitlik temeline yerleşen hukuk devletinin cari olmadığı ülkelerde belki savunulabilir. Oysa bir hukuk devletinde bunun savunulabilir yönü bulunmamaktadır. Bir kişinin hem hukuk devleti deyip hem de bu düşünceyi savunması, bir cismin aynı anda hem beyaz hem de siyah olduğunu iddia etmek gibi bir şeydir. Bunun adı tamamen saçmalamaktır. Ya da kasıtlı olarak hukuk devletini çiğneyerek imtiyaz/ayrıcalık talebinde bulunmaktır.

Demokratik Hukuk Devleti Ne Demektir?

Bir demokratik hukuk devletlerinde herkes kanun önünde eşittir, suç işleyebileceğine ihtimal verilir ve toplumdaki konumu ne olursa olsun aynı cezaya çarptırılır. Bu tür çarpık yaklaşımlar, tamamen bilim ve hukuk dışıdır. İlk insandan bu yana hemen her dönemde insanlar suç işlemişlerdir. Her bir insan için suç işleme eşiğini aşma ihtimali her an için mümkün ve muhtemeldir. Bu ihtimalin gerçekliğe dönüşmesi durumu kişiden kişiye değişebilir. Yüksek (saygınlık) kattakiler, suç işle(ye)mezler diye bir tabiat kanunu yoktur, bu telakki, hem insan tabiatına hem de suçbilimine aykırıdır.

Bu sebeple soruşturma ve/veya yargılama faaliyeti tek bir ihtimal ya da varsayımdan yola çıkmaz. Bütün ihtimaller değerlendirilir. Bugüne dek hiç suç işlememiş, vatanseverliğinden zerre-i miktar şüphe edilmesi mümkün görülmeyen bir kişi olmak da, suçsuzluğun kesin/mutlak karinesi olamaz. Dahası suç ve suçluları deşifre edip gerekli adil kararları verme mevkiinde bulunan hâkimler de suç işleyebilirler. Hâkimler ve savcılar, hiçbir davaya bu tür ideolojik önyargılarla, şartlanmışlıklarla, körlüklerle yaklaşamaz. Bir savcının suç duyurusu alması halinde yapması gereken, maddi gerçeğe ulaşmak için, suçun işlenip işlenmediğine ilişkin bütün kanıtları toplamaktır. Bunu yaparken de “acaba bu kişi hangi kesime mensuptur; masumlar sınıfına mı, yoksa masum olmayan sınıfına mı mensuptur” şeklinde bir kategorik tutum sergileyemez. Tabii ki bu düşüncemiz hukuk devletinin cari olduğu memleketler için söz konusu.

Hukuk Devletinde Herkes Eşittir

Çağdaş hukuk devletinin en temel ilkelerinden birisi şudur: “Hukuk önünde herkes eşittir, kimseye ayrıcalık/imtiyaz tanınamaz”. Bir kişi bunu kabul etmiyorsa hiç kusura bakmasın “çağdaş olduğu” ve hukuka inandığı iddiasında bulunmasın. Savunduğu düşünceler tamamen ilkel ve vahşicedir. Bir zamanlar Güney Afrika’da beyazların canlarını pahasına savundukları siyahi-beyaz ayrımına dayalı apartheid rejimi ile bu kabil düşüncelerin mantıki temeli aynıdır; birisi ırk temelli, diğeri saygınlık temelli imtiyaz talebinde bulunmaktadır.

Peki bütün bu düşünceleri kimler savunmaktadırlar?

Üzülerek ifade etmek gerekir ki, hem de Hukuk Fakültesi mezunu, dahası Doçent’lik titrine sahip siyasi parti lideri, başta Anayasa Hukuku Anabilim Dalı olmak üzere çeşitli hukuk dallarında ya da diğer bilim dallarında temayüz etmiş(!) anlı-şanlı Profesörler, Doçentler bunu savunmaktadır.

Bütün bunlar karşısında artık insanın pes diyeceği geliyor. Belki bir Tıp ya da Ziraat Profesörü, sehven böyle bir iddiada bulunsa ya da okuması yazması olmayan bir kişi bu sözleri yine sehven söylese bir dereceye kadar mazur görülebilir, fakat bir hukuk profesörünün bunu söylemesinin kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır. Bunun adı resmen imtiyaz talebidir. Anayasa dışına çıkılması istenmekte; hukuk devletinden, polis devletine intikal yönünde bir çaba sergilenmektedir. Türkiye’de hukuk devletinin yerleşmesi, bu kabilden taleplerin artık ortadan kalkmasına ya da itibar görmeyerek tamamen dışlanmasına bağlı bulunmaktadır.

Diğer yandan SAYGINLIĞIN ölçütü nedir?

Sorusu da önem arz etmektedir. Saygınlığın ölçütü: Profesör olmak mı, milletvekili olmak mı, sivil toplum örgütü başkanı olmak mı, bürokraside belli yerlerde bulunmak mı, nedir; yoksa bir başka şey midir? Ya da profesör olan birden fazla kişiden birisi “saygın” diğeri “saygın değil” denebilir mi; denebilirse ölçüt nedir? Ya da bir ülkede saygın olarak değerlendirilen belli sıfatlı kişiler, bir başka memlekette saygın kabul edilmezler mi?

Soruyu daha somut olarak sormak gerekirse, İtalya’da Gladyo’nun tasfiyesi kapsamında haklarında adli takibat yapılanlardan başbakanlar, milletvekilleri, Profesörler, işadamları, yazarlar, P2 Mason Locası’nın üyeleri saygın kişiler değil de, bizdeki ÇYDD, ÇEV başkanları, Rektörler, bazı paşalar saygın kişiler midir?

Yoksa İtalya’da da esasen bu kişiler saygın oldukları halde hukuk devletinin bir gereği olarak haklarında dava açılmıştır? Bir soru daha: “Acaba Güvercin Sevenler Derneği başkan ve üyeleri de ÇYDD ve ÇEV başkanı gibi, kendisine dinci ya da bir başka yaftanın yakıştırıldığı bir rektör de Başkent Üniversitesi rektörü gibi saygın ve de masum mudur?”

Takınılan tutumlara baktığımızda verilecek cevap maalesef esef vericidir. Burada saygınlığın ölçütü ne statü, ne de unvandır; ölçüt, “bizden olan-olmayan” ayrımıdır. Kendisini laik kesim olarak değerlendiren, çağdaşlık ile de üzerini süsleyen kesim, laikçi bir tutumla bir ayrımcılık yaparak, laikçi kesime mensup olanların, statü itibariyle belli konumlarda olmaları, onların saygın kimliği ile masum olarak muamele görmeleri için yeterlidir. Esasen İtalya’da da sayılan kişiler toplum nezdinde “saygın” kişilerdi; ama orada hukuk devletinin bir gereği olarak imtiyaz yasaklandığı için, hukuk önünde eşitlik söz konusu olduğu için, herkesin suç işleyebileceği yönündeki tabii hukuk ilkesi özümsendiği için, hukukun üstünlüğüne inanıldığı için, bu ülkede saygın kişiler hakkında da takibatlar yapılmış, bu kişiler yargılanmış ve haklarında çeşitli cezalar verilmiş; bu yolla bir hukuk dışı oluşum tasfiye edilmiştir.

Artık Türkiye’de de Anayasamızın amir hükümlerinden birisi olan hukuk devleti ve eşitliğin hükümran kılınmasının zamanının geldiğinin herkes tarafından idrak edilmesi gerekmektedir. Buna inanmayanların da yargı gerçekliği ile uyandırılmasını ümit ediyoruz.

 

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
HSYK, Kriz Olmaya Devam Edecek - 07 Ağustos 2009 Cuma 00:00
Cumhurbaşkanı'na Dokunulabilir mi? - 25 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Niçin Demokrasi Bayramımız Yoktur? - 18 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Dikkat: Saygın Kişiler Hakkında Dava Açılamaz, Çünkü... - 08 Mayıs 2009 Cuma 00:00
Dönüşü Olmayan Dava: Ergenekon - 29 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Ergenekon Tipi Yapılanmaların Kaynağı Gizli Bir Kararname - 21 Nisan 2009 Salı 00:00
Özgürlüğün Zamanı Gelmedi mi? - 14 Nisan 2009 Salı 00:00
Siyasi Partiler DARAĞACI'ndan Nasıl Kurtulur? - 31 Mart 2009 Salı 00:00
Çağdaş Kıyafet: Türban Üstü Şapka - 08 Mart 2009 Pazar 00:00
Ergenekon'un Üzeri Ölü Toprağı ile mi Örtülüyor? - 21 Şubat 2009 Cumartesi 00:00
Laik Cumhuriyetin Namusunu Ergenekon Şaibesinden Korumak - 10 Şubat 2009 Salı 00:00
Yargı Bağımsızlığına ÇOK İHTİYAÇ Var - 26 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Tartışılan Örgüt YARSAV - 19 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Demokrasi ve İnsan Hakları Şampiyonu Nerede? - 12 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Asıl Sorun Yargının Siyasallaşması - 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Yargıtay'ın "Çifte Standart" Kararları - 29 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Cumhuriyet Halk Partisi, Siyasi Parti Haline mi Geliyor? - 15 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
CHP, Çarşafta Samimi İse Halktan Özür Dilemelidir - 08 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Dinî Özgürlükleri Daraltmak Serbest, Genişletmek Yasak - 25 Kasım 2008 Salı 00:00
Anayasa Mahkemesi Sorununu Aşmak - 20 Kasım 2008 Perşembe 00:00
AYM’nin Çelişkilerle Dolu AK Parti Kararı - 30 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Deniz Feneri Davası'nın Unutulanı - 02 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Laiklik, Dine Şekil Vermek Değildir - 27 Eylül 2008 Cumartesi 00:00
Cumhuriyetimizin Demokrasi Zaafları - 23 Ağustos 2008 Cumartesi 00:00
Ergenekon dan ÇIKIŞ! - 10 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 30 Haziran 2008 Pazartesi 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 25 Haziran 2008 Çarşamba 00:00
Ak Parti Kapatma Davası - 29 Mayıs 2008 Perşembe 00:00
Kapatma Davası Açıldı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
27 Nisan e-muhtıra - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Anayasa Değişikliğine Dikkat - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başörtüsü Yasağı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başartüsü Yasağı - 27 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
SORUN TEK BOYUTLU DEĞİLDİR - 13 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
Gülü Hazmetmenin Zorluğu - 25 Kasım 2007 Pazar 00:00
Mahkeme Kararının Olası Sonuçları - 24 Ekim 2007 Çarşamba 00:00
Yargının 'Önleyici' ve 'düzeltici' Denetimi - 15 Ekim 2007 Pazartesi 00:00
301. Madde ve İklim Sorunu - 05 Ekim 2007 Cuma 00:00
Demokrasinin Rayına Oturması İçin - 28 Eylül 2007 Cuma 00:00

Son Yorumlar

halil erdemir
bunlar güzelde asıl hizmetler ne olacak yollar çukur dolu baskan bağlarbaşı mah. çıksın bir görsün halini her geçen gün kötüye gidiyor halk ekmek kapandı bunu niyesöylemiyorlar
23.05.2012 12:15:19

mağdurbelediyeci
sorun ihalelerin düşük teklifle falan alınmasında değil ihaleyi yapanların işi bilemeyip, ellerine yüzlerine bulaştırmasındandır. işi firmalara hak ettikleri için değil başka çıkarlar gözeterek vermelerindendir.. çok görmemek lazım. önceden içilemeyen suyun metreküpüne 50 kuruş ödeyip en azından tabak çanağını yıkayan saf kırıkkaleli şimdi yine içemediği suya 2,5 tl öder, şehrin başkanıda bakın en güzel suyu siz içiyorsunuz bi takla atın bakalım demeye getirir ama kendi belediyeye damacana su alırsa, sonrada suyu işleten firmaya dünyalar kadar parayı verirse ve saf vatandaşımızında sesi çıkmazsa daha çok ihaleler olur bu memlekette. çivisi çıkmış buranın, hala farketmiyor musunuz
22.05.2012 22:53:52

Sırrı Kılıç
Sayın Editör Kırıkkale belediyesinin ihale sistemini veya ihale kriterlerini en iyi bilenlerden biri sitenizin sahibidir.Ona sorsanız size bu aksaklıkların nedenini anlatırdı
22.05.2012 21:43:54

Abidin Emmi
Atayurdu keskini ziyaret eden Cemcemoğolu ermenilerinin hemşerileriyle hasret gidermeleri doğrusu gözlerimizi yaşarttı muhabbetlerinin devamını dilerim.Sayın Veli beyde bakıyorumda ibreyi artık Keskinciliğe doğru kaydırmaya başladı.
22.05.2012 21:41:19

ramo
Buna kim dur diyecek.Arz-ı Mevud a çanak tutmaktır toprak satışı
22.05.2012 20:11:11